-Spoiler İçermez-
Molière okumaya ba-yı-lı-yo-rum...
Yazar bu kitabında, kadın-erkek ilişkilerini, doğru eş seçimini ve evlilik konusunu işlemek için, okuyucuyu kanser eden bir tip oluşturmuş kendine Arnolphe adında. Arnolphe konuştukça bir taraftan tansiyonum çıktı bir taraftan şekerim düştü gün boyunca. Tahammül etmesi zor bir karakterdi. Ama engelleri aştık, mutlu sona ulaştık şükür.
Annesinden 'gözü açılmamış, saf, namuslu, helal süt emmiş bir köylü kızı' bulup kendisini evlendirmesini isteyenler yok mu? Ha işte onun Fransız versiyonu bu Arnolphe. Evlenmek istediği kadında aradığı bazı kriterler şu şekilde;
-Eli erkek eline değmemiş olsun
-Okuma yazması olmasın
-Eğitimsiz, kültürsüz olsun
-Çok bilmiş olmasın
-Parası pulu olmasın
-Gezme tozma istemesin, evinde otursun
-Davetlere, sohbetlere katılmasın
-Tek meşgalesi dikiş dikmek ve kocasını sevmek olsun
-En önemlisi de itaatkar olsun
Günümüzde yaşasa bir diğer kriteri de 'telefonu olmasın' olurdu kesin, biliyorsunuz değil mi?.. Bize o kadar tanıdık konular ki bunlar, Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat Efendi falan yazmış olsa bu tiyatro eserini, cuk otururdu, hiç garipsemezdim. Zira geçmişten günümüze eğitim, bilhassa kadınların eğitimi konusu kanayan yaramız bizim...
Mutlu bir evliliğin formülünün 'itaatkar bir kadın eş' olduğunu düşünen bu erkekler benim nezdimde özgüvensiz erkeklerdir. Okuyan, konuşan, eleştiren, mukayese eden, bilgili, kültürlü bir kadınla evlenecekler de yetemeyecekler, altta kalacaklar, küçümsenecekler diye ödleri kopuyor bunların. Haklılar, ben olsam benim de ödüm kopardı. Ama çareyi kapalı kutuda büyütülmüş, ağzı dili olmayan, dünyaya dair hiçbir bilgisi olmayan bir eş aramakta bulmazdım. Bilakis daha çok okumakta, öğrenmekte, sanat/spor etkinliklerine katılmakta, farklı şeyler