İpek Dadakçı

Puan vermedi·120 syf.··
2025 27. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 18:10
Tipik bir Sandor Marai romanı ama okuduklarım arasında da en sevdiğim. İnsan psikolojisi ve duygu dünyasına dair muhteşem tespitleri olan bir yazar Marai. Tüm bunları kurguya dökerken, arka plana dönemin siyasi atmosferinin topluma yansımasını ve farklı olayların farklı sosyal sınıflardaki tezahürlerini de ekleyip muhteşem bir dille aktarıyor. Sonuç olarak ortaya öyle romanlar çıkıyor ki insan okurken -psikolojik ve sosyal- tespitlerinden mi etkilensin Marai’nin uzun cümlelerinin lezzetine mi kapılıp gitsin bilemiyor açıkçası. Mumlar Sonuna Kadar Yanar, askeri okulda okurken tanışıp çok yakın iki dost olduktan sonra yolları bir nedenle ayrılan iki kişinin kırk bir yıl sonra yeniden bir araya gelmesini konu alıyor. Bir yandan iki arkadaşın geçmişini anlatıyor Marai, diğer yandan da yıllar sonra ilk defa bir araya geldikleri geceye götürüyor okuru ve geçmişin hesaplaşmasını okuyoruz. Farklı sosyal sınıflara mensup iki arkadaş bu; dolayısıyla tipik Marai romanlarında olduğu gibi, insan ilişkilerini didik didik ederken toplumun farklı sınıflarını da masaya yatırıyoruz aynı anda. Romanın en şahane kısmı da bu bence. Bambaşka ailelerden gelen iki dostun sosyal sınıflarının hayatlarını ve arkadaşlıklarını nasıl şekillendirdiğinin yanında, duygu dünyalarına ve psikolojilerine etkilerini de atlamıyor Marai. Çok güzeldi kısacası. Öneririm.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·198 syf.··
2025 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 21:56
Tam bir Amerikan edebiyatı klasiği. Okuldan atılan bir gencin birkaç gününü konu alıyor. Önce okuldaki arkadaşları ve rutinini anlatıyor Salinger, sonrasında ise derslerinin çoğundan kalan karakterimiz, evdekilere bunu belli etmemek için Noel tatili başlayana kadar birkaç günü dışarıda geçirmeye karar veriyor ve onunla beraber New York sokaklarında dolanıp, eski tanıdıklarıyla vakit geçiriyoruz. Bir gencin gözünden dünyayı, yetişkinleri, şehri, eğitim sistemini ve insan ilişkilerini okuyoruz aslında. Bunu da gayet doğal ve gerçekçi yapmış Salinger, öyle ki kitap argo kullanımı nedeniyle çokça eleştirilmiş yazıldığı günden bu yana. Ama bana kalırsa diğer her şey gibi bu da kitapta gayet dozunda ve yerinde kullanılmış. Ancak Salinger’ın bana göre en büyük başarısı yarattığı karakter. Her şeyiyle öyle kompleks ve dolayısıyla ete kemiğe bürünen, gerçek bir karakter var ki karşımızda, Holden, sözgelimi Alıklar Birliği’nin Ignatius’u gibi nevi şahsına münhasır olmamasına, gayet sıradan olmasına rağmen, edebiyat tarihinin kendine has karakterleri arasında yer almayı hak ediyor. Bir yandan asi, haşarı, derslerinde başarısız bir genci görüyoruz; öte yandan, okumayı seven, edebiyata meraklı ve aslında kendisini ailesine karşı sorumlu hisseden biri bu genç. Bir yandan kavgacı, küfürbaz ve dünya umurunda değilmiş gibi duruyor; ama aynı zamanda kaybettiği kardeşinin yasını tutan, hayatta olan kardeşine de gönülden bağlı, ince ruhlu, hassas, -kendisi ateist olmasına rağmen- yardım toplayan rahibelerle empati kurabilecek biri. İsyan ettiği de salt yetişkinlerin anlam veremediği dünyası değil aslında; riyakarlık ya da sahtekarlık adını verdiği, çok iyi bir sistem eleştirisi de sunuyor bize: Bazı gruplara ait olabilmek için gidilen prestijli okullar, gerçekten ihtiyacımız bile olmayan
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
6/10
·280 syf.··
2025 29. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 21:44
1961 yılında Hollanda’dayız. Annelerini yakın zamanda kaybetmiş biri kız ikisi erkek, üç kardeş ve onların duygusal ilişkileri etrafında şekilleniyor kurgu. Üç kardeşten Isabel, eski aile evinde tek başına yaşıyor, iç dünyası epey çalkantılı ve sıkıntılı bir karakter. Her kardeşler buluşmasına yanında yeni bir kız arkadaşla gelen kardeşi bir gün yurt dışına seyahate giderken yeni sevgilisinin Isabel’le kalmasını rica ediyor ve Isabel ile kardeşinin sevgilisi Eva’nın aile evinde yalnız kalmasıyla beraber olaylar gelişiyor. Aslında iyi yazılmış bir roman Emanet, özellikle bir ilk roman olduğu düşünüldüğünde. Yazar, bazı insani duygu ve ruh durumlarını çok iyi anlatmış. Gelgelelim kurgu için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Öncelikle, eşcinsel ilişkiden girip, İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkması yazarın her tuşa bastığı hissi veriyor. Belki daha ustalıklı inşa edilmiş bir kurguyla her iki konu tek potada gayet güzel eritilebilirdi ancak kurgu biraz basit kalmış maalesef. Yazarın şaşırtıcı son olarak tasarladığı nokta, aslında bağıra bağıra geliyor ve kurguda her şey o kadar cuk oturuyor ki eğreti duruyor. Bu durumda anlatımın güzelliği tek başına yetmiyor ne yazık ki. Beklediğim derinliği bulamadım. Okuma güçlüğü yaşadığınız, ‘çok satan’ tadında kolay okunan bir kitap arayışında olduğunuz bir dönemde iyi gelebilir belki.
EmanetYael van der Wouden · Livera Yayınevi · 2025376 okunma
5/10
·156 syf.··
2025 31. kitabı
Okuduğum en tuhaf metinlerden biri Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor. Bir zombinin, yaşayanlar ve ölüler âleminde gezinirken dönüp geçmişine bakmasını, hayatı ve ölümü sorgulamasını, sevdiklerini anmasını, varoluşsal sancılarının yanı sıra yas ve kayıplarla ilgili düşünce ve hislerini okuyoruz. Son derece deneysel bir metin; baştan sona kâbus gören ya da yüksek ateşle yatan birinin sayıklamaları gibi. Yas, kayıplar, hayat, ölüm ilgi çekici ve muazzam bir deneysel metin yazmaya da son derece müsait konular. Keza zombi fikri de çok iyi. Gelgelelim kitap, aralara birkaç metafor tadında cümle serpiştirip, kısa ve basit ama belirsiz ve muğlak cümlelerin art arda sıralanmasıyla bir derinlik yakalanamayacağının, iyi bir deneysel metin ortaya çıkmayacağının kanıtı adeta. Hiç içine giremedim, okurken hiçbir his bana geçmediği gibi zaman zaman da çok sıkıldım. Daha iyi bir ruh halinde okusam daha farklı düşünür müydüm, diye de sorguladım ancak yine sevmeyeceğim kesin. Sonuç olarak, en sevmediğim deneysel romanlardan biri oldu maalesef.
Sonsuza Dek Sürüyor Derken BitiyorAnne de Marcken · Metis Yayıncılık · 2025167 okunma

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
8/10
·198 syf.··
3 günde okudu
·
2025 32. kitabı
J. D. Salinger
6.4/10 · 71,3bin okunma