Yaşamayı kimse bağışlamaz bize
Biz onu ölümün ana rahminden
Aşka dönmüş bir beden arzusuyla
Harf harf yaratarak çeker alırız.
Ömür Hanım, ışık hecem, ‘mihrap sırrım’
Gökyüzünün mavi kanını doldurup ağzıma
Gecesi gündüzden yüce bir zamanda
Buydu, boynundan topuklarına yazdığım.
Şükrü Erbaş kalemini, inceliğini ve kendisini çok merak ettiğim bir şairdi; fakat okumak bir türlü kısmet olmamıştı. Bağbozumu Şarkıları Şükrü Erbaş’tan okuduğum ilk kitap oldu ve ben bu zamana kadar kendimi bu güzel şairden ve kaleminden neden mahrum bıraktım bilmiyorum. Neyse ki geç olsun ama güç olmasın değil mi? Okurken içinizi sıcacık yapan, türlü incelikler ile dolduran ve okuduğunuz satırlarda dakikalarca düşündüren muazzam şiirler. Ben, her şiire ayrı ayrı kalbimi bıraktım diyebilirim. Hiç kimsenin zevklerinin birbiriyle aynı olmadığını tabi ki biliyorum fakat bu şairde ortak bir noktada buluşabileceğimize inanıyorum. İyi ki tandım seni güzel şair iyi ki! Başka şiirlerinde, denemelerinde buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum!
Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?
...bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.