“Geleceğim korkunç; bunu biliyorum. Aşk olmayınca kadın bir hiçtir; zevk olmayınca güzellik bir hiçtir. Yalnız, mutluluk bir kez daha karşıma çıkacak olursa, dünya bana bunun acısını çektirmeyecek midir?”
ELMA
Şimdi sen çırılçıplak elma yiyorsun
Elma da elma ha allahlık
Bir yarısı kırmızı bir yarısı yine kırmızı
Kuşlar uçuyor üstünde
Gökyüzü var üstünde
Hatırlanacak olursa tam üç gün önce soyunmuştun
Bir duvar üstünde
Bir yandan elma yiyorsun kırmızı
Bir yandan sevgilerini sebil ediyorsun sıcak
İstanbul da bir duvar
Ben de çıplağım ama elma yemiyorum
Benim öyle elmalara karnım tok
Ben öyle elmaları çok gördüm ohooo
Kuşlar uçuyor üstümde bunlar senin elmanın kuşları
Gökyüzü var üstümde bunlar senin elmandaki gökyüzü
Hatırlanacak olursa seninle beraber soyunmuştum
Bir kilisenin üstünde
Bir yandan çan çalıyorum büyük yaşamaklara
Bir yandan yoldan insanlar geçiyor çoğul olarak
Duvarda bir kilise
...
1850’li yıllar ve Londra
Yer yer sıkıcı olmakla birlikte anlatım ve gotik tarzı ile ilgi çekici olabiliyor. Romandaki karakterlerin;
Gösteriş, zenginlik, soyluluk ve tüm şatafatlılıkları ile yaşamları aynı zamanda kültürel, ekonomik ve cinsiyet farklılıklarından oluşan sınıflarını ve mücadelelerini okuyoruz.
Marian Halcombe (yan karakter) : güçlü, zeki, hırslı, ne istediğini bilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın. O yıllarda yaşasaydım kesinlikle böyle bir kadın olurdum.
Asıl roman kahramanımız ise aptal bir kadın.
Neden?
Sırf güzelliği ve cinselliği çağrıştırdığı için mi?