Sabahattin Ali'ye ait romanlarda bireysel temalar ön plana çıkıyor. Sevgi ve aşk kavramları işlediği bireysel konulardır. Eserlerinde öne çıkan diğer konular ise iletişimsizlik, yalnızlık, sosyal ve toplumsal konulardır. 1943 yılında yayımlanan "Kürk Mantolu Madonna" romanında aşk ve evlilik teması ön plandadır. Geriye doğru giden bir anlatıma sahiptir.
Kürk Mantolu Madonna, sadece aşk hikayesi olmanın ötesinde romanda Raif Efendi'nin yaşadığı içsel çatışmalar, bireyin toplum içindeki yeri, yabancılaşma duygusu ve geçmişin izlerinin insan üzerindeki etkisi ustalıkla işlenmiştir.
Raif Efendi'nin içine kapanık, dış dünyayla olan uyumsuz kişiliği ve Maria Puder ile aralarındaki sanatsal bağ romandaki duygusal yoğunluğu ve karakterlerin iç dünyasının bu denli güzel yansıtılmış olması, Sabahattin Ali'nin de zaman zaman iç dünyasına dönük kişiliği, edebiyata ve sanata olan ilgisi ile eserinde kendinden izler taşıdığını göstermekte ve romandaki baş karakter Raif Efendi'nin iç dünyasını mükemmel bir şekilde yansıtmaktadır.
Ayrıca Sabahattin Ali'nin 1928 yılında Almanya'ya gönderilmesi üzerine Almanca öğrenmiş ve Alman kültürünü yakından tanımış olması, Raif Efendi'nin Berlin'de geçirdiği dönemi ve buradaki deneyimlerini oldukça güzel bir şekilde yansıtmıştır. Hatta Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali, verdiği bir söyleşide, Kürk Mantolu Madonna'nın ana karakterlerinden Maria Puder'in gerçek bir kişilik olduğunu söylüyor. Sabahattin Ali'nin bir yıl yaşadığı Berlin'de Maria ile tanıştığını aktarıyor.
"Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgârlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?"
Kitaplığa şöyle bir göz gezdirirken görüp tekrar okumak istemiştim. Yıllar önce