''Kendini meşgul edemeyen insan, başkasının hayatıyla meşgul olur. Bunlarınki de bu. Başkasının utancıyla ayıbını kendilerine abdest suyu yapmaya kalkar, kınaya kınaya kendilerini ak ettiklerini zannederler. Siz o kadar temiz yaşayın ki kızım, asla kınanmaktan korkmayanlardan olun. ''
“Bugüne kadar hep, büzülüp uzaklaşması gereken şeyin genel olarak dünya olduğunu sanmıştı. Oysa dünya değildi, insanlardı. Öyle görünüyordu ki dünyada, insanları boşalmış bir dünyada pekâlâ yaşanabilirdi.”
“Koku”, beni en başından beri rahatsız eden ama bir o kadar da içine çeken bir romandı. Jean-Baptiste Grenouille’un kokulara olan saplantısı ve duygusuzluğu, okurken sürekli tedirgin hissettirdi. Süskind’in kokuları tarif edişi o kadar güçlü ki, sanki ben de olayların içindeymişim gibi hissettim. Romanın en çarpıcı yanı ise kötülüğün sessiz ve görünmez şekilde nasıl büyüyebileceğini göstermesi. Yer yer rahatsız edici olsa da, “Koku” bana insan doğasının karanlık yanını çok etkileyici bir şekilde hissettirdi. Unutulmayacak bir okuma deneyimiydi.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,4bin okunma
“Trendeki Kız”, okurken sürekli beni ters köşeye düşüren bir gerilim romanı oldu. Rachel’ın kendi hafızasına bile güvenemeyen hâli, hikâyeye ayrı bir belirsizlik ve merak kattı. Her karakterin bir sır taşıması, kime inanacağımı bilemememi sağladı. Özellikle Rachel’ın çöküşü ve yeniden ayağa kalkma çabası beni en çok etkileyen noktaydı. Kitap, insanların dışarıdan göründüğü gibi olmadığını ve gerçeği görmek için cesaret gerektiğini hissettirdi. Kısa ama güçlü bir psikolojik gerilim arayanlara kesinlikle öneririm.