Avrupa ile dünyanın sıkıntılarımız ile olan ilişkisi, bana pazarda bakışları umursamadan sarı bir tayt deneyen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü görevlisi Afrikalı kadın bir askeri hatırlatıyor.
Tepedeki keskin nişancının kurşununa hedef olmamak icin kavşakta karşıdan karşıya geçerken birkaç fotoğrafçıyla karşı karşıya geliyorum. İyice gizlenmiş ve işlerini yapıyorlar. Bir mermiyle vurulursam ellerinde kalacak fotoğraf benim yaşamımdan öyle değerli ki kimden nefret edeceğimden emin
değilim: Çetnik keskin nişancılarından mı yoksa Nikonlu maymunlardan mı?
Bosnalı Müslüman. Tolstoy'u düşünüyorum. Gücüne hayranlık duyduğu Hacı Murat'ı anlatırken "güz çimeni gibi, saman arabası üzerinden geçip gider, ama yine tekerleğin altından dimdik yetişir," der. Bosnalı Müslümanlar işte böyledirler, dimdik güz çimeni gibidirler.
Mücahitler. Batı'nın bunun ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikri yoktur. Tercümesi "savaşçı"dır. Onlar için Paris'teki kafeleri bombalayan bir terörist demektir. Oysa
onlar ilahi adalet yerini bulsun diye savaşırlar, intikam almak için öldürmek günahtır. Batının duygudan yoksun kalbi bunu anlayamaz.
İslam. Yayılan ama zorlamayan bir inançtır, misyoner yoktur. Çokça insani özellikleriyle öne çıkarken, kendini öne çıkarmayan bir ben. Bu sadece büyük insanlara ait bir özelliktir.
***
Emir Kusturica. "Çok süt veren ama sonra ayağıyla kovayı devirip tüm sütü döken bir ineğe benziyor."