R.N. İrukin

Robert Redfıeld'ın Meksika kasabası Tepoztlan hakkındaki izahatıdır çünkü halk-kent karşılaştırması gelişimine dair bilgi veren bu kasaba hakkındaki kendi düşünce­lerini yazmıştır. Redfıeld, Tepoztlan halkını sakin ve halinden memnun, nerdeyse kişisel uyum ve sosyal bütünleşmenin ideal boyutu içerisinde yaşadığını yazmıştır. Ancak Redfıeld'ın eski öğrencisi Oscar Lewis birkaç yıl sonra Tepoztlan'ı yeniden çalış­tığında, yaygın bir sosyal çatışma havası, şeytani dedikodular, güvensizlik, düşmanlık ve korku ile karşılaşmıştır. 7 Te­poztlan' daki yaşamın kötü yönlerini anlatırken Lewis'ın biraz abartıya kaçmış olabileceği şüphesi vardır fakat Redfıeld 'ın Te­poztlan hakkındaki mükemmeliyet görüşleri ise şüphenin de öte­sindeydi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm antropo­loglar belirli uygulamaların bazen raporlanmadığını bilir çünkü böyle yapmak insanları kendi gözleri önünde tanımlamak ve kötülemek olduğu için incitici olacaktır. Bu sebepler ile kişisel ön yargıların diğer biçimlerinden dolayı bazı antropolojik mo­nograflar ya da diğer adıyla "etnografyalar" mükemmel, hatta romantik betimlemeler yapar. Örneğin Jane Belo, Balililer hak­kında "Bebekler ağlamıyor, küçük çocuklar kavga etmiyor, genç kızlar kendi iffetlerini koruyor... Herkes kendi yaşıt ve büyük­lerine saygıyla ve kendisinden küçük olanlara da kibarlık ve an­layışla davranıyor, ilaveten de kendisine verilen görevi hassasi­yetle yürütüyor. İnsanlar, görünüşe göre rahatlıkla, hayatların­daki faaliyetleri düzenleyen kanunlara küçük ya da büyük deme­den bağlılar"6 diye yazmıştı. Ne yazık ki bu cennetvari görüşün gerçekçiliğini sağlamak için, Belo -öyle görünüyor ki farkında olmadan- erkeklerin karılarını dövdüğünü, kadınların evlerinden kaçtığını, çocukların ebeveynlerine başkaldırıda bulunduğunu ve kendi geleneklerine ve kanunlarına karşı isyan eden insanların varlığını da belgelemektedir.
"Bir toplumun gelenekleri ve görenekleri her zaman ve her yerde o toplumun yararına mı çalışır?" Bu soruya önceleri, "Evet," cevabını verir ve şöyle savunur­dum; "gelenek ve görenekler toplumun yararına olmasa devam edemezler, zamanla ortadan kaybolurlar. Devam ettiklerine göre toplumsal yaşamda gördükleri bir hizmet, bir işlev vardır. O nedenle kuşaktan kuşağa doğal olarak aktarılmış gelenek ve göreneklere saygılı olmalı, aile ve eğitim kurumlarında onların öğretilmesine özen gösterilmelidir." Robert B. Edgerton'un Hfilta Toplumlar kitabını okuyunca, "Bir toplumun gelenekleri ve görenekleri her zaman ve her yer­de o toplumun yararına mı çalışır?" sorusu üzerinde yeniden düşünmem gerektiğini anladım. Los Angeles'teki Kalifomiya Eyalet Üniversitesi 'nde (UCLA) psikoloji ve kültür antropolo­jisi alanında ders veren Profesör Edgerton, toplumların devam eden gelenek ve göreneklerinin her zaman toplumun yararına olmadığını, bazı durumlarda gelenek ve göreneklerin bir toplu­mu hasta edip yok ettiğini gözlemlemiştir.

R.N. İrukin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
2025 63. kitabı
Metin Çulhaoğlu
8.1/10 · 239 okunma