İrem

9/10
·102 syf.··
2025 84. kitabı
Çukurova'yı okumak ama öyle bir okumak ki görmekten daha yoğun, gezmekten daha üstün bir hisle okumak. Bazen bir yazar öyle betimlemeler yapar ki anlatılan yeri adım adım gezmiş gibi hissederiz. Bir seyyah gibi ya da olaya şahit olan tanık gibi gezmek. Yaşar Kemal ile Çukurova'yı okumak ise gezmenin ötesinde anlamak, hissetmek ve bilmek eylemlerini içeriyor. Kitapta dış güzelliği sürekli vurgulanan Esme, kaçırılarak ve tecavüze uğrayarak ataerkil kurallar gereği evlenmek zorunda bırakılıyor. Çünkü güzelliğin bahtsızlık olduğu bir coğrafya burası. Adamın, Esmeye aşık başka biri tarafından öldürülmesiyle bütün köy, hatta Çukurova dağları, taşları, hayvanları bile bir dil olup Esme'nin oğluna "anne katilliği" baskısı kuruyor. Bu konunun gerçek olduğunu bilmek zaten rahatsız edici iken inadın, empati yoksunluğunun ve bir an dahi olsa haksız olduğunu düşünemeyen insanların var olduğunu bilmek insana karamsar bir bakış ekliyor. Fakat bu karamsarlık Kafka'nın karanlığı gibi toplumun bireyin içine eklediği bir sancı değil. Yazar, eser boyunca bize diriliş için hazır olan ruhun ikilemini de veriyor ve bu kısımlarda gerçekten devleşiyor. "Keyifli vakit geçirelim, okuyalım, öğrenelim" tadında değil, Ali Şeriati'nin "Sizi rahatsız etmeye geldim" dediği tarzda bir kitap. Bu bakış açısının sona ermesi için hepimizin rahatsız olması gerekiyorsa şayet, o halde mutlaka öneririm.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Reklam
7/10
·128 syf.··
2025 76. kitabı
Rus edebiyatının yalnızca okumakla kalmamış onu ruhunun bir parçası haline getirmiş olan benim için biraz zor bir kitaptı. Aslında çoğu Sovyet romanı böyledir, belki de romantizmden realizme geçiş çok görkemli olduğu için içten içe her yenilemede bu görkemin katlanarak devam etmesini bekliyor insan. Böyle durumlarda yani dünyanın klasik diye tanıdığı realist dönem Rus yazarların dışında bir Rus yazar okuyacağım zaman kendime hep şunu söylerim: "Büyülü olan Rus edebiyatı değil, büyülü olan realist dönem Rus edebiyatı. Bunları birbiriyle kıyaslama ve beklentini bunun üzerine kurma." Bu kitabı okumayı düşünenlere de ilk tavsiyem kendime kurduğum bu cümle. Sovyet dönemini okumayı seviyorum çünkü Çarlık Rusya'nın anlatıldığı realist eserlerde insanların durumu o kadar içler acısı ki Gorki gibi dirilişin anlatıldığı kitaplar ruhumdaki insanlığı besliyor. Öte yandan Bulgakov gibi Sovyet eleştirisi yapan yazarları okumayı daha çok seviyorum çünkü bu denli baskıcı bir havada söz söylemeye çalışmak da çok değerli bir iş. Bu kitabı ikinci kategoriye daha yakın bulabiliriz çünkü içinde (yakından bakmayı bilen gözler için) bazı Sovyet eleştirileri de mevcut. Eleştirinin de ötesinde Sovyet halkını tanımak adına gerçekten güzel bir kitap. Basit bir olay örgüsü; kimsesiz bir kadının yaşamı, ilişkileri, bakış açısı... Evet, keyifli. Dönem Rusyasında yasaklanmış bir eser, elbette Stalin döneminde eğri uçan kuşun uçması da yasaklanıyordu. Bu yüzden kitaptan yasaklı kitap manifestosu beklemek de doğru değil. Devrim Rusyasından Portreler kitabında şu kısımdan çok etkinlemiştim: Köylüler baskının azalması için çarlığın çöküşünü destekledi ve sosyalist devrimin yanında yer aldı ama devrim geldiği zaman iktidar köylülere eğitimi zorunlu tutunca köylüler ona da baş kaldırdı. Çünkü onların
Mutlu MoskovaAndrey Platonov · Metis Yayınları · 2012340 okunma
8/10
·232 syf.··
2025 62. kitabı
Bir Osmanlı panoraması... Eserde bir ailenin üç kuşağı üzerinden çökmekte olan toplum düzeni anlatılıyor desek sanırım yanlış olmaz. Kuşak çatışması her devirde olmuştur, esere kuşak çatışması yaşayan aile demek biraz sığ kaçabilir çünkü eserdeki her karakter aslında dönem Osmanlı'sındaki bir zümreyi temsil ediyor. Bu da esere yalnız eski - yeni çatışması ile değil, kişisel çıkarlar - vatanseverlik, ahlak ve toplum çatışması gibi birden çok ve derin çatışma da ekliyor. Benim eserde en hoşuma giden şey bu denli farklı düşünce ve zümre temsilcilerinin birbiriyle aynı mekana yerleştirilmesindeki ustalık oldu. Yazarın ilk eseri olduğunu da düşününce karakter yazımı gerçekten takdir edilesi. Olayların akıcılığı ve özellikle eserin son bölümündeki konuşmalar edebi açıdan çok güzeldi. Bu denli beğenmeme rağmen değiştirmek istediğim çok fazla yer var ama bu istek eserin düşüklüğünden değil, çok iyi olmasına engel olduğunu görmekten doğan bir istek. Karakterlerin iç dünyaları ilk bölümden itibaren sonda olduğu kadar açık olsaydı eser harika bir noktaya ulaşmış olurdu.
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
8/10
·284 syf.··
2026 2. kitabı
Reşad Ekrem'in dili kuru ve akademik bir anlatımdan ziyade renkli ve sürükleyicidir. Onu ilk kez bu eserle tanıyacak okurlar başlarda yazarın anlatımına şaşırsa da özellikle İstanbul'un fethinin anlatıldığı sayfalarda onun coşkusuna bayılacaktır. Eserin başında Fatih'in hayatı tarihçi bakışından uzak şekilde edebi bir destan anlatımı gibi başlıyor. ''Doğumunda atlar ikiz doğurdu, toprak çift ürün verdi...'' Bu cümleler anlatımı kuvvetlendirse de gerçekliği düşürüyor, bu da akademik bilgi bekleyen okurları eserden soğutabilir. Fakat İstanbul'un fethinin gün gün anlatılması, her anlatımda dönemin yerli ve yabancı tarihçilerinden alıntılar yapılması yukardaki ince kusuru kapatıyor. Eserin anlatımı çok sürükleyici ve yalnız Fatih'e değil, devrin diğer adamlarına dair de çok fazla bilgi veriliyor. Bilindiği gibi Reşad Ekrem tatlı gevezeliği olan bir yazar, bu yönünü Gogol'e çok benzetiyorum. Bunun gereği olsa gerek ki yazar bazen konudan uzaklaşıp olayda adı geçen bir paşa hakkında gereksiz bilgi vermeye başlıyor. Bu kısımlar esere ayrı bir tat ve güzellik ekliyor. Bu anlatım güzelliğine rağmen İlber ve Halil Hoca okurları hemen fark edecektir ki Reşad Ekrem siyasi tarih anlatıcılığında kendi görüşünün dışındaki görüşlere fazlaca kapalı bir yazar. O, dönem içinde normal kabul edilebilecek bir şeyi bahsettiği padişaha yakıştırmıyorsa onu anlatan tarihçiyi yalancı ilan ediyor. Bu da bence okuma zevkini epey düşürüyor. Yahut yazar Fatih'in annesinin ırkına dair belirsizliği tarihçiye yakışır şekilde tüm iddiaları anlatarak aktarmak yerine onun İsfendiyaroğlu'nun kızı olduğundan emin şekilde konuşuyor. İlber Hoca da yazarla aynı görüşte olmasına rağmen Halil İnalcık, Hüma Hatun'un kayıtlarda Abdullah Bin... ismiyle yer almasından ötürü onun Hristiyan cariye olduğunu savunur.
Fatih Sultan MehmedReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015332 okunma
7/10
·126 syf.··
2025 66. kitabı
Eserde yabancı bir gazetecinin gözünden Sovyetlerin ilk döneminde önemli olan birkaç kişinin portresi aktarılıyor. Başta Lenin' in anlatımındaki mükemmel vurgusundan sıkılmıştım ve kitabı Sovyetleri abartarak öven klasik devrim eserlerinden biri olarak görüp bırakmak istemiştim. Eserin devamında yer alan portreler çok daha iyiydi ve devam ettim. Kişilerin arka planında devrimin yalnız ilanında değil, idaresinde de ne kadar zor dönemlerden geçildiği güzel aktarılıyor. Özellikle köylüler ve devrim konusu çok güzeldi. Köylülerin devrime toprak köleliğinden kurtulmak için destek vermesi, devrim ile gelen zorunlu eğitime ise "Bizi rahat bırakın" diyerek karşı çıkması taşrada devrimin bir gelişim değil başıboş bir özgürlük hareketi olarak algılanıp destek bulduğunu gösteriyor. Bu kısma bayıldım. Kitapta Enver Paşa'nın anlatıldığı bir bölüm de var ama buralar kitabın tamamen yazarın izlenimine dönüştüğü noktalardı. Yazar Türklerin dostluğa bakışını, Enver Paşa'nın günlük hayatını överken Paşa'dan etkilendiğini düşündüm. Enver Paşa yazarda başlarda iyi bir izlenim bırakmış olmalı. İkisinin birlikte geçirildi vakitleri okumak güzeldi çünkü buradaki yorumlar yazarın anılarından edindiği izlenimlerdi. Doğru ya da yanlıştan öte bir izlenimdi ve benim için eleştiriye çok da açık değildi ama devamında yazarın paşaya ilgili duyduğu haberleri aktarması ve gerçek gibi yorumlaması çoğunlukla gerçek tarihten uzak ve sığ sözlerdi. "Enver Paşa göğsünde Amerikalı bir kızın mektubunu taşıyormuş" gibi... Amerikalı bir gazetecinin gözünden Sovyetleri ve Enver Paşa'yı hatta bir kısımda Atatürk' ü görmek keyifliydi. Feminist bir yazarın gözünden devrimde rol oynayan kadınları görmek de keyifliydi. Yazarın birkaç isimden çok fazla etkilendiğini düşünüyorum ki onların aktarımında biraz abartılar
Moskova'dan Devrim PortreleriLouise Bryant · Runik Kitap · 202016 okunma
Reklam