İrem

10/10
·188 syf.··
2025 108. kitabı
Eser, paranoid düşünceler, ayrışma ve kimlik krizleri gibi temaları işleyen unutulmaz bir kara mizah öyküsü. Eserde toplumun dışında kalmış, yalnız ve özgüvensiz bir karakter olan Bay Goryadkin'in iç dünyasında yaşadığı karmaşa ve zihinsel çöküşün sonuçlarını anlatıyor. İş yaşamının rekabetçi ortamında, ev hayatında ve diğer sosyal ilişkilerinde mutlu bir denge kuramayan Bay Goryadkin karmaşık bir ruh hali içindeyken kendinin hem ismen hem de fiziksel olarak tıpatıp aynısı olan diğer Goryadkin ile karşılaşır ama bu yeni Goryadkin hem iş hayatında hem de sosyal ilişkilerde harika bir diplomatik yeteneğe sahiptir. Bu açıdan bu "öteki" Goryadkin, Bay Goryadkin'in düşmanı ve tam karşıtıdır. İkili arasında çatışma ve taklitler eserin ana konusunu oluşturur. Dostoyevski, bu eseriyle aslında insanın kendi iç dünyasında kaybolmasının toplumsal ve psikolojik boyutlara sahip olduğunu anlatıyor. Bu yüzden bence eser Dostoyevski'nin edebi dehasını çok iyi yansıtıyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·252 syf.··
2025 107. kitabı
Kitap, 1920'ler ve 1930'larda Ankara'daki siyasi ortamı ve toplumsal dönüşümleri anlatırken, ana karakterler aracılığıyla da bu değişimleri yaşatıyor. Romanda umutlarıyla, ülküleriyle ve heyecanlarıyla hem Selma Hanım'ın hem de Ankara'nın değişimine tanık oluyoruz. Milli Mücadele dönemi Ankarası ve Cumhuriyet dönemi Ankarası Yakup Kadri'de farklılık gösteren üç zaman dilimi olarak ele alınmış. Milli Mücadele dönemi Ankarası karşımıza bir direniş kenti olarak çıkıyor. Şehir, Milli Mücadele'nin ruhunu ve azimle dolu bir toplumun varlığını simgeleyerek, bağımsızlık mücadelesinin meşalesini taşıyor. Şehrin içinde olan insanlar tüm zorluklara ve yoksuklara rağmen içinde bulundukları ruhun etkisiyle hayatlarının belki de en anlamlı dönemlerini yaşıyorlar. (Bu ruhu Yakup Kadri, anılarını anlattığı Vatan Yolunda eserinde etkileyici şekilde anlatır. Romanda da aynı heyecanı bulmak mümkün.) Cumhuriyet dönemi Ankarası ise, kitabın ikinci bölümünde odak noktası haline geliyor. Bu dönemde, Ankara modernleşme sürecine girmiş ve Türkiye'nin başkenti olarak önemli bir rol üstlenmiş. Milli Mücadele'nin başkahramanları artık batılılaşan bir medeniyetin bayrak taşıyıcıları olmuş ancak ikinci gördüğümüz Ankara, Mustafa Kemal'in Türk benliğini ve şuurunu ekleyerek yeni bir batı medeniyeti yaratmak düşüncesinin batıyı kopyalama olarak ortaya çıktığı kesimlerin anlatıldığı Ankara. Yakup Kadri, Selma Hanım üzerinden iki dönem Ankarasını kıyaslar ve Milli Mücadele ruhunu özlemle anar. Bence Yakup Kadri bu açıdan bir anlamda Selma Hanım'ın ruhudur. Üçüncü dönem Ankarası ise inkılapları anlama, yaşatma ve milli ülküye ulaşma açısından yazarın hayal ettiği Ankara'dır. Biz bu üç Ankara'yı üç farklı eş ve Ankara'nın üç farklı mahallesi ile Selma Hanım'ın hayatında görürüz. Eserde Selma Hanım'ın iç
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,724 okunma
7/10
·132 syf.··
2025 121. kitabı
Eser, Moskova'da yaşayan bir doktorun sokak köpeği Şarik'in beynini bir insan beyni ile değiştirmesini; böylece Şarik'in insanlaşarak toplum içinde yer almasını konu alıyor. Dönemin koşulları içinde Bulgakov ağır baskı gören bir yazardı, bu nedenle düşüncelerini sembolize ederek aktarma yolunu seçti. Buna rağmen eserde Sovyet eleştirisi rahat şekilde hissediliyor. Yazarın toplum eleştirisi yaparken ve sosyal sorunları anlatırken fantastik unsurları kullanmasına bayılıyorum. Bu durum esere hem ilgi çekici bir yan katıyor hem de Bulgakov'un hayalgücünün sınırlarını bizlere gösteriyor. Bu eserde de tipik Bulgakov unsurlarını kolaylıkla görebiliyoruz. Toplarlamak gerekirse realist dönem Rus edebiyatı ve hemen sonra devrim edebiyatı (Gorki vb. yazarlar) okunarak dönem iyice anlaşıldıktan sonra Bulgakov okumak onu anlamak adına çok değerli bir sıralama oluşturuyor ama eser bu sıralama olmaksızın bile rahatlıkla okunup keyif alınabilir.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
6/10
·336 syf.··
2025 120. kitabı
Halide Edip beni Rus edebiyatına yönlendiren, içimdeki kitap sevgisini o edebiyatla doldurmama neden olan yazar. Ortaokulda sosyal bilgiler dersinde onun İngiliz mandasını savunduğunu öğrenince yazardan nefret etmeye başlamıştım. Daha sonra yazarın ana dilinde yazmaması, Atatürk hakkında altını dolduramadığı iftiraya varan sözleri, egosu ve ona duyduğum hisler beni onun içinde olduğu ve temel sayıldığı kendi edebiyatımıza yaklaşmaktan alıkoymuştu. Yıllar sonra bir yazarın anılarını anlattığı kitapta Halide Edip'e tutkun şekilde bağlı olmasına şaşırıp "Bir insan böyle bir yazarı neden sever ki?" diye sorgulamıştım. Çocuk aklı işte, aklımda Halide Edip hem İngiliz mandasını savunan hem mitinglerde kurtuluş diye bağıran bir ikiyüzlüydü ve kalemi kuvvetli olsa bile karakteri yüzünden okunmamalıydı. Yakup Kadri okuyarak kendi edebiyatımıza dönünce Halide Edip'e de bir şans vermek istedim. Handan'ı ve Sinekli Bakkal'ı sevdim, özellikle yazarın kadına bakışından çok etkilendim. Her yönden gelişmeye açık olan kadın (ve aslında tüm insanlar) bakışı gerçekten güzeldi. Kalemi Yakup Kadri kadar edebi olmasa da güzeldi. Bakış açımı değiştirip onu daha yakından tanımak için (ve onun hakkında yanıldığımı kendime itiraf etmek için) tüm eserlerini okumaya karar verdim. Fakat bu eseri aklımdaki ilk Halide Edip görüntüsünü o kadar besledi ki bir an "Bir daha asla bu yazarı okumam istemem" diyeceğim bir noktaya geldim. Halide Edip'in sürekli "Herkes korktu, ben korkmadım, herkes ağladı, ben duygulandım çünkü benim çelik gibi sinirlerim var. Çünkü ben şöyleyim, ben böyleyim, ben, ben, ben..." demesi çok rahatsız ediciydi. Ayrıca Yakup Kadri'nin anılarında bulduğum ruhu onda bulamadım, yazarın kendiyle çelişen duyguları samimi gelmediği gibi bu duyguları taşıyan birinin çocuklarını Robert
Türk'ün Ateşle İmtihanıHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20243,743 okunma
8/10
·311 syf.··
2025 81. kitabı
*spoiler* Yakup Kadri hem çok yönlü hem de kalemi çok kuvvetli bir yazar. Eserde mütareke yıllarında İstanbul ahalisinin tutumu, daha doğrusu yozlaşmışlığı birkaç karakter üzerinden anlatılıyor. Karakterler Kiralık Konak'takilere çok ama çok benzer şekilde oluşturulmuş. Yine yazarın ahlaki çöküşü temsilen eklediği Leyla (Kiralık Konak Seniha) Milli Mücadele ruhundan, toplumsal empati duygusundan yoksun, son derece şımarık bir karakter. Necdet karakteri de birçok yönden Hakkı Celis'i çağrıştırıyor. Fakat bu kitapta yazarın Yunan mitolojisi bilgisi daha gözle görülür şekilde hikayede akıyor. Necdet'in işgalciler tarafından düzenlenen partinin ortasında bunalmış bir ruh haliyle balkona çıkıp Anadolu'ya özenmesi, o ruha ve milli mücadeleye dair okuduğum en iyi bölümlerden biriydi. Eser boyunca Necdet'in Leyla'yı terk edip Anadolu'ya katılmasını bekledim ama karakter o denli pasifti ki bir türlü istediğimiz harekete geçemedi fakat gariptir ki bu esere ayrı bir realizm vermiş ve eseri durağanlaştırmak bir yana eseri daha da akıcı hale getirmişti. Yazarın İngiliz subayla bile empati yapmaya çalıştığı noktaları sevdim, bu bölüm gerçekten esere realist bir yön veriyordu. Zaten Yaban'da yazarın ne denli iyi bir realist olduğunu da görüyoruz. Leyla'yı ise gereksiz derecede kötü buldum. Bunun nedeni olarak ona, bu bakışı ekleyen bir geçmiş ya da travma eklenebilirdi. Ailesi savaş zengini, vatan sevgisini anlamayan ruhsuzlardı, kızı da öyle oldu hikayesi olayın derinliğine göre biraz sığ kalmıştı. Atamızın İstanbul'a küskünlüğünü ve dönem İstanbul'unu anlamak adına güzel bir kitaptı.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma