Işık Kadıoğlu

Işık Kadıoğlu
@isik
kendimi kanıtlama, ne bildiğimi, okuduğumu ispat etme telaşım ve planlamalar yapma amacım yok; bilmediğim kitap ve yazarlar keşfediyorum
Öğrenci
9 Mayıs
6 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
"... çocukken insana sonsuz gibi görünen bir yolda yılların yavaş yavaş ve hafifçe geçtiği, böylece hiç kimsenin akıp gittiklerinin ayırdına varmadığı bir yolda, hep ilk gençliğinin kaygısızlığıyla ilerlemişti. insan bu yolda, sakin sakin, çevresine merakla bakarak ilerlerdi, aceleye gerçekten hiç gerek yoktu, ne arkanızda sizi sıkıştıran ne de tabii, bekleyen birileri bulunurdu, arkadaşlarınız da kaygısız oynamak için sık sık durarak ilerlerdi. evlerinin kapısından büyükler size dostça selam verir ve suç ortaklığı dolu gülüşlerle ufku gösterirlerdi; böylece yürek yiğitçe ve tatlı arzularla çarpmaya başlar ve insan kendisini az ötede bekleyen harikulade şeylerin umudunu tadar; gerçi o şeyler henüz uzaktadır ama bir gün onlara ulaşacağı kesin, tartışmasız bir biçimde kesindir. daha çok yol var mıdır? yoo, şu ilerdeki nehri geçmek, şu yeşil tepeleri aşmak yeterlidir. belki de varmışsınızdır bile. şu ağaçlar, kırlar, şu beyaz ev belki de bizim aradığımız şeylerdir. bir an, bunun doğru olduğuna inanıp, orada durmak isteriz. sonra, kulağımıza ileride daha iyisinin olduğu çalınır ve tasasız bir biçimde yeniden yola koyuluruz. insan böylelikle, umut dolu, kendi yolunda gider durur; günler uzun ve sakindir, güneş yukarıda gökyüzünde parlamakta ve akşam bastığında üzülerek yok olmaya yüz tutmaktadır. ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder. işte o zaman bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız, güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir, hızla hareket etmektedir; ne yazık ki, bakmaya bile fırsat bulamadan, onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını, birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice acele ettiklerini
Siyaset
Reklam
"Yeryüzündeki herkesin ilke olarak herkesle diyalog kurabileceği ileri sürülebilir ve yine ileri sürülebileceğine göre dünyada asla iki insan yoktur ki, aralarında gerçek, eksiksiz, sıkı bir ilerişim ve anlaşma kurulabilsin; biri ne kadar doğruysa öbürü de o kadar doğrudur bunların, Yin ile Yang senin anlayacağın, günsüz ve gece, biri ötekisi gibi haklı; zaman zaman her ikisini de anımsamak gerekiyor ve sana şu bakımdan hak veriyorum, bizim ikimizin birbirimize yüzde yüz, hiç eksiksiz olarak derdimizi anlatacağımıza kuşkusuz asla inanıyor değilim. Ama istersen sen bir Batılı ol, ben bir Çinli, değişik diller konuşalım ikimiz de, öyleyken birbirimize pek çok şey söyleyebilir, açık seçil iletilebilecek nesneler dışında da birbirimize ilişkin pek çok şey keşfedip sezebiliriz, yeter ki iyi niyetle davranalım. En azından denemekte yarar var."
Sayfa 293
"...içteki ateşin alevi her zaman dışarıdan görülmez."
Sayfa 79
"Bir gerçek var, sevgili dostum" dedi. "Ama senin şiddetle arzuladığın 'öğreti', o mutlak, mükemmel, insanı bilgeliğe ulaştıracak tek öğreti, bu yok işte. Sen de, dostum, mükemmel öğretiyi bırakıp kendini mükemmelleştirmeye bakmalısın. Tanrı senin içindedir, kavramlarda ve kitaplarda değil. Gerçek yaşanır, öğretilmez. Kavga ve savaşlara hazırlamalısın kendini."
Sayfa 79
"Yalnız beyinle değil, eller ve parmaklarla, ağızla, akciğerle müzik yapılır, notaları okuyup da bir çalgıyı kusursuz şekilde çalamayan kimsenin müzik üzerine konuşmaması gerekir."
Sayfa 86