“Evi güzel yapan mutlu bir yuvadır oğlum. Peki sana mutlu bir yuvanın sırrını söylememi ister misin?” diye sordu usulca. (...) Etrafındaki kadınları mutlu et, dedi, hayatın sırrını bulmuşçasına. “Çünkü bir evde kadın mutluysa, sen de mutlu olursun. Kadın mutlu olduğunda tüm dünya daha güzel bir yer olur. En azından senin dünyan.”
“Aşkın beklenmeyen zamanda karşınıza çıkmak gibi bir huyu vardır. Kollarını açıp beklediğinde köşe bucak saklanır da sen planlar yaptığında gelir dikilir önüne. Öyle ki gidip ona çarpmaktan başka çaren kalmaz. Hiç aklında yokken zorla düşer aklına. Hiç planda yokken, tüm planlarını altüst edip oturur başköşeye. En olmadık anda geldiğini düşünürsün de, içten içe en çok ona ihtiyacın olduğunu fark edersin zamanla.”
“Aşk böyle miydi? Mutluluk, kıskançlık, heyecan, öfke, arzu ve daha varlığını henüz bilmediğim bir yığın duyguyu en sivri kenarlarıyla hissetmek, tadını alacak kadar yoğun yaşamak... Aynı anda dünyaya baş kaldıracak kadar cesur ama adım atamayacak kadar güvensiz hissetmek...”