Vigdis Hjorth'tan yine bir mücadele konusu. Miras'ın tersine bu kitapta mücadele kendi içinde, kendine yönelik..Kitaba başlamadan mücadele içermeyen, monoton, hareketsiz ve tekrardan ibaret bir metin olacağını sanmıştım fakat 3-4 sayfalık tekrarlardan sonra (bunun da böyle olmasının bir anlamı var elbette) kitabın yarısından itibaren konunun ivme kazanması beni şaşırttı. Johanna harekete geçiyor, tepki alıyor, olaylar farklılaşıyor, bazen saçmalıyor ama nihayetinde fikirler olgunlaşıp gelişiyor.Johanna kendi kendine düşüne düşüne bambaşka boyutlara ulaşıyor meselesinde...Mesele; çok sıkıntılı.. Toplumun çoğu tarafından tabu ilan edilen, kutsallaştırılan konular; aile, anne...
Kitabın sonuna doğru kitabı elimde tutarken "Vigdis ne demek acaba?" diye düşündüm ve çeviriye baktım..Bir anlamı yok, soyadını denedim: Hjorth. Çeviri ekranında "geyik" kelimesi çıktı.. yazarın soyadı geyik demekmiş Norveççede..kitaptaki geyik sembolü de en başından beri ilgimi çekmişti ve bu durum beni cok etkiledi..Johanna'yı anlıyorum..ve Vigdis Hjorth'ı da... (ayrica Vigdis Hjorth keşke nobel alsa, benim için o düzeyde.)