elif

elif
@isimbulamadimm
Spoiler içerir
Puan vermedi·394 syf.··
2024 10. kitabı
Kitabımızın ismi gurur ve önyargı ve bu kitabı daha iyi anlatabilecek başka bir başlık düşünemiyorum:) Öncelikle ben kitaptaki duyguları hissetmekte zorlandım ne darcynin sevgisi sahici geldi ne de elizanın. Ama yazarın amacının bu değil de başka bir şey olduğunu düşünerek sorun etmedim. Amaç bence burda bir aşk kitabı falan yazmak değil de kadınlardan ne olması beklendiği kadınların kendilerinden ne beklediğini o dönemki bakış açısıyla yazmak ve eleştirmekti. Bunu başardığını düşünüyorum özellikle Lydia kaçtığında ailenin esas önem verdiği Lydia değil de onun ve ailenin “namusu” ve insanlardan alabilecekleri tepkilerin de kötü olacağıydı burda biraz sinirlenmedim değil. Ama kitabın esas karakteri Elizanın bu konuda biraz kardeşini savunmasını kötü adam wickham ile evlenmesine karşı çıkmasını bekledim ama aradığımı bulamadım maalesef. Kitap diğer okuduğum klasiklerde göremediğim bir mizah, alaycılık barındırıyordu hoşuma gitmedi desem yalan olur özellikle Mr Bennet ve bazı yerlerde Eliza beni baya güldürdü. Gayet anlaşılır, ağır olmayan bir dilde yazılan kitap çok hızlı şekilde kendini okutturuyor. Bir de diğer incelemelerde okuduğum kadarıyla herkes isim kargaşasından bahsetmiş ama ben öyle bir sorun yaşamadım diğer klasiklere göre gayet anlaşılırdı bence. Okuduğuma kesinlikle pişman değilim:)
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·517 syf.··
2024 8. kitabı
En başta martin ruthların evine gittiğinde bir yağlı boya resmi görüyor uzaktan baktığında onu büyüleyip kendine çeken resme yaklaştığındaysa özensiz ve göze hoş gelmeyen fırça darbelerinden oluştuğunu fark ediyor kendi kendine ne kadar dalavereli bir resim diye düşünüyor. Esasında yazar tüm kitabın özetini ilk sayfalarda okuyucuya sunmuş bile :) Diğer incelemelerde bazı kişiler keşke onla arkadaş olabilsem tam benim kafadan tarzı şeyler yazmışlar ama ben tam tersini düşünüyorum. Martin Eden en başında da pembe bir fanusun içindeydi en sonunda da, evet farklı fanuslar ama içindeydi işte. En başta kendi kesiminden nefret etti onlarla konuşmak yüz yüze dahi gelmek istemedi kendini yüce gördü onların yanında ve hep burjuva kesime hayranlık duyup onlardan olmak istedi. Sonra bu hedefine ulaştığında ise bu sefer burjuvaları küçük görmeye başladı onlara beyni boş olan yapmacık küçük insanlar gözüyle bakmaya başladı onların yanında da kendini yüce gördü. Yani bu arkadaş bir tık garip herkesin yanında kendini en akıllı zannediyor kalan herkesi gerizekalı görüyor gibi bir şey. Biraz narsistçe bile denebilir. Demem o ki onla arkadaş olsaydınız onun kadar mükemmel derece de felsefe okuyup bilmediğiniz sürece sizi de küçük görecekti gururunuz incinmiş şekilde küfürler yağdıracaktınız. Evet yazarın ve Martin’in ağzından okuyunca öyle değilmiş hayatın oyununa kanmış gibi gözüküyor ama dışardan bakınca tam da anlattığım gibi bir adam bence. Zaten Brissenden’in şiirini de sırf para için dergiye sattı bu bile sanıldığı kadar iyi bir insan olmadığını kanıtlar cinsten. Ruthla en başından beri olmadığını düşündüğüm en sonunda kendisinin de olmadığını fark ettiği aşkına gelirsek de bu konuda kendisi de en az Ruth kadar sahtekarca davrandı. En başta onun entelliğine, ait olduğu tabakaya
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2024 7. kitabı
Melankoli ve romantikliğin sözlük anlamı olan ve her yerde bahsedilen o kitap. Yazı tamamen spoiler içeriyor. Öncelikle eğer kitabı Albert’in ağzından falan okusaydık Werther’i linçleyip ahlaksız demeyen biri kalmazdı sanırım. Ama Werther’den okuyunca insan sadece ölümüne üzülüyor ve anlamsız buluyor. Yani intihar başka insanların yargılamaya cüret dahi etmemesi gereken kompleks ve kişisel bir mesele ama burda kitaptan bahsettiğimize göre buna cüret edebiliyorum ve aşkından intihar etmiş olmasını klişe ve gerçek dışı buluyorum. İlk sayfalarda bile depresyonun hastalık olup olmadığı yada intiharın anlaşılabilir bir şey olması hakkında tartışmalar içeriyor zaten karakter melankolik biri ve aşık olup karşılık alamaması bunun tuzu biberi olmuş yani eğer aşk meselesi olmasaydı da insanlar ne kadar boş sadece statü para için çaba gösteriyorlar onlardan iğreniyorum diyip de intihar edebilirdi. Werther karakteriyle yazılan her hikayenin sonu ölüm yani bence. Hatta keşke ilk sayfalarda olduğu gibi hayatın ve insanların anlamsızlığından bahsetmeye devam etseydi bence sadece aşktan bahsetmesi biraz bayağılaştırmış evet konusu aşk ama yinede isterdim işte. Ayrıca Lotte karakteri aşırı korkak risk alamayan aciz biri Werther onda ne gördü anlayamadım hayır gidip adama ilanı aşk edip sonsuza dek mutlu yaşasalardı demiyorum da öleceği ile alakalı madem şüphen var silahı kendi ellerinle vermek nedir ya bir de keşke arkadaşlarımdan biriyle evlense de hep ortalıkta takılsaydı diyo .d şaka gibi kadın valla ya en başından hisleri olduğunu bilmesine rağmen arkadaşlığa devam etti ve en az aldatmış kadar oldu bence paçayı pek sıyıramadı bu işten. Ama yinede Werther’in tüm intiharını sevdiği kadına yıkması ne derece hangi aşka sığar bilemedim o sizin aşk tanımınıza bağlı artık. Bence onu
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 1. kitabı
İlk kez bu kadar bir kitabı kapağına göre yargılanmaması gerektiğinin keskin bir kanıtını gördüm. Ben aşırı karamsar beni de intihar etmeye ikna edecek bir kitap beklerken aksine trajikomik ve gerçekdışı bir anlatım vardı. Bir gün de bitecek,akıcı,farklı bir kitap. Kafa dağıtmalık okunabilir.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
6/10
·416 syf.··
2023 30. kitabı
Şizofreni hakkında bazı yanlış önyargıları ve mitleri yıkma amacıyla yazılmış bir kitap. Yazarın hayatı çok ilham verici. Onun başardıklarını “normal” bir insan dahi başaramazken bir akıl hastasıyken başarması vay be dedirten cinsten. En başta dediğim gibi her ne kadar akıl hastalarına olan bakışı değiştirme parçası taşısa da kitabı hep bir şizofrenin dilinden okuyoruz yani dışardan nasıl gözüktüğünü değil. Kitabı okurken ya evet bu insanlara çok yükleniliyor desek de dışarda psikoz geçiren bir hasta görüp de korkmayacak birini tanımıyorum maalesef. Kitap başından beri bana eğer ben de bir şizofreni hastası olsam hayatım nasıl olurdu kitapta anlatılan çabalamayan ve kabullenip akıl hastanesinde çürüyüp gidecek o insanlardan mı olurdum diye sorgulattırdı ve evet muhtemelen öyle olurdum:) Yazarın da bahsetmiş olduğu gibi o bir istisna zaten. Gayet akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Tavsiye ederiim.
Psikoloji
Bir Şizofrenin YaşamıElyn R. Saks · Say Yayınları · 2019247 okunma