Ölüm! İnsanların ondan kaçamadığı ve belki de bu gerçeklikten dolayı risk alarak yaşadığı bir durum. Düşünsenize yaşamın sonsuz olduğunu, öyle bir durumda insanlar ölmemek için herşeyi yapar, asla risk almazlardı. Yazar kimsenin yaşamadan tam olarak hissedemiyeceği bir duyguyu birinci ağızdan anlatıyor. Kim bilir belki de gerçekten idam mahkûmunun kendisinin kaleminden çıkmıştır tüm bunlar. Diğer yandan insan türünün ne kadar vahşî duygular beslediklerinin kanıtı niteliğinde bir eser. Evet bizler ölümden korkuyoruz hem de çok ancak öldürmeyi, ölümden zevk almayı da bir o kadar seviyoruz.
Belki de mesleğimden dolayı bu kitabı ilk duyduğumda hemen okumak istemiştim. Çünkü bire bir içinde olduğumuz yargılamalar devam ediyordu ve bu kitap tam da bu yargılamalarla ilgili bilgilere değiniyordu. Açıkçası okumadan önce çok kapsamlı bir araştırmanın ürünü olduğunu düşünmemiştim. Ancak bu yapıt bizim bildiğimiz , duyduğumuz ayrıca duymadığımız bir çok durumu ince bir çalışma ile bir arada sunuyor. Yıllarca devlet kademelerinde tarikatların ve cemaatlerin nasıl yer tuttuğunu, bunlara iktidarların nasıl göz uyduğunu ve destek olduğunu çok somut örneklerle ortaya koyuyor. Boşalan cemaat ve dini grupların yerine yenileri geçiyor, devlet kademelerinde liyakatın olmadığı bir düzen var olmaya devam ediyor. Bu düzen torpil , rüşvet , yolsuzluk ve hırsızlığın olduğu bir düzen !
Tarih boyunca faşist iktidarlar kandan, çatışmadan dem vurarak yarattıkları korku ütopyasıyla iktirdarlarını devam ettirmeye çalışmışlardır. Bu iktidarları çökertmenin en etkili yolu barış, özgürlük ve eşitlik taleplerini en cesur şekilde dinlendirmek olmuştur. Bu talepleri yerine getirip topluma yol gösterici olan kişiler bu iktidarların en doğal düşmanları olmaktadırlar. Bunlardan biri de kitabın yazarıdır. Siyasi bir kişilik olmasına rağmen hapis hayatı onu yazarak topluma birşeyler verme yoluna itmiştir. Yazdığı çarpıcı, gerçekçi bir o kadar da samimi hikayeleriyle umut dağıtmaya devam etmektedir. Öykülerini tanıyor , biliyoruz. Kahramanlarını ise gözlerimiz bir yerden ısırıyor.
Savaşın insan hayatını ve psikolojisini ne kadar olumsuz etkilediğine dair çarpıcı ve uç bir örnektir bu yapıt. Faşist akımların neden olduğu derin bir yarayı , satranç oyunu üzerinde anlatıyor yazar.