Onlar güzel değil, süslü yalnızca; temiz değil, tıraşlı ve kolalı yalnızca; görgülü değil, modaya uygun giyimli yalnızca; öğrenim görmüş değil, sınav kazanmış yalnızca; erdemli değil, korkak yalnızca; kötü bile değil, güçsüz yalnızca; sanatsever değil, şehvet düşkünü yalnızca; başarılı değil, varlıklı yalnızca; vefalı değil, onursuz yalnızca; görevsever değil, çekingen yalnızca; halkçı değil, bağnaz ulusçu yalnızca; yürekli değil, kavgacı yalnızca; inançlı değil, inatçı yalnızca; yönetici değil, despot yalnızca...
Senin orta düzeydeki kimselere karşı duyduğun aşağılayıcı nefret, onlardaki geniş, kapsamlı kuvveti görmene engel oluyor.
Sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken, gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun.
Oralarda kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde gözlerini ayarlayamıyorsun.
Ben sana bunları söylerken bile, sen kendinden yeteneksiz kişilerin, sayıları ne kadar çok olursa olsun, seni yenebileceklerine inanmakta güçlük çekiyorsun.
Oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz.
Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür...
Hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar.
Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler…
Efendilik bir roldür, zamanla öğrenilir ve sürekli rol yapmak zorundadır efendi olan, toplumun beklentilerine cevap verir, öğrettiklerini gösterir; iyi insan görünmek için de rol yapılabilir; ancak rol iyilik doğursa da rol yaparak iyi insan olunamaz, çünkü iyilik rolü kaldırmaz!