8/10
·59 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:51
Kitapla tanışma hikayem aslında aynı isme sahip filmiyle başlıyor. İzleyip beğendiğim filmin tesadüfen bir kitap uyarlaması olduğunu öğrenince alıp okumak istedim. Okurken, kendimi yalnızca bir aşk hikâyesinin değil, aynı zamanda aidiyet arayışının, yalnızlığın ve insanın kendi iç dünyasıyla verdiği mücadelenin de içinde buldum. Romanın merkezinde yer alan Arif, bir gün yazar olmaya karar vermiş; ancak hayatında başladığı birçok işi tamamlayamamış bir karakter. Sürekli bir eksiklik hissiyle yaşayan Arif’in iç dünyasına yapılan yolculuk, romanın en etkileyici yönlerinden biri olmuş. Roman boyunca Arif’in İstanbul sokaklarında yaptığı gezintilere eşlik ediyoruz. Bu gezintiler sırasında yaptığı gözlemler ve düşünceleri yazarın güçlü hayal gücü sayesinde yer yer ironik yer yer hüzünlü anlatımı, sıradanlıktan oldukça uzak etkili bir hale getirmiş. Arif’in kimi zaman kendi iç sesiyle, kimi zaman çevresindeki eşyalarla kurduğu hayali diyaloglar, karakterin yalnızlığını ve hayata karşı duyduğu yabancılaşmayı etkili bir biçimde yansıtıyor. Ayrıca Orhan Gencebay ve Sadri Alışık gibi isimlere yapılan göndermeler, eserin kültürel atmosferini zenginleştirirken karakterin duygu dünyasını anlamamı da kolaylaştırdı. Arif’in hayatı, Müzeyyen ile tanışmasıyla yeni bir yön kazanıyor. Müzeyyen; özgür ruhlu, bağımsız ve gizemli kişiliğiyle Arif’i derinden etkiler. Ancak Müzeyyen’in geleneksel kalıpların dışında yaşayan, bağımsızlığına düşkün bir karakter olması nedeniyle ikili arasındaki ilişki başlangıçta samimi ve tutkulu görünse de farklı hayat anlayışları nedeniyle çatışmalı bir hâl almaya başlar. Arif, Müzeyyen’i hayatının merkezine yerleştirirken Müzeyyen özgürlüğünden vazgeçmek istemez. Benim romanda en beğendiğim bölüm ise, Müzeyyen’in Arif’in yarım kalmış hikâyesini okuduğu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
8/10
·440 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 22:36
‘Sezar, Rubicon kıyısında askerlerine yetişti. Bir anlık korkunç bir tereddüt yaşadı ve sonra Rubicon'un kabarmış sularını geçerek İtalya'ya, Roma'ya doğru ilerledi.’ Antik Roma tarihi ile ilgili üçlemenin ilk kitabı. Roma’nın Cumhuriyet döneminden diktatörlüğe geçişi, tarihi roman şeklinde anlatılıyor. ‘Cumhuriyet ''hiçliğe, sadece bir isme, cisimsiz ve özsüz'' bir hale indirgenmişken, neden Cumhuriyeti ortadan kaldırarak yurttaşlarının hassasiyetlerini rencide etsindi ki? Önemli olan biçim değil, iktidarın gerçekliğiydi. Ve Sulla'nın aksine Sezar'ın bundan vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.’ Öncesinde okuduğum ‘Eski Yunan ve Roma tarihine Giriş’ kitabı sayesinde daha az kafa karışıklığı ile okudum. Sayfa sayısına rağmen hızlı okunuyor. Sadece çok sık yazım hatalarının olması okuma hızınızı düşürüyor. Keşke daha özenli yapılsaymış dedirtiyor insana.
Tarih
RubiconTom Holland · Kronik Kitap · 202520 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 2. kitabı
Günümüz Japonyasını ve Japonların düşünce yapısını anlamak için güzel bir başlangıç. Bazı yerlerde yanlış bilgiler var eğer çapraz kontrolle gidilmezse farkedilmeyebilir; bunun çeviriden mi yoksa 30lardaki orjinal metinden mi geldiğini anlamak için orjinal baskıyı bulmaya çalıştım ama bulamadım. Kitap ismi özellikle çok hatalı keşke orjinal isme sadık kalınsaymış zira 120 sayfada tüm kültürü anlatamazsınız, yanıltıcı olmuş. Ancak sanat, zen, doğa ve bu kavramların günümüz Japonyasına etkisi konusunda çok iyi bi yol gösterici oldu benim için. Nereden başlayacağını bilmeyenler için dönem dönem etkileri okumak mümkün.Bir konuyu okuduktan sonra anahtar kelimeler ile çok fazla konuya ilerledim; çok keyif aldım ve çok fazla yerin altını çizdim. "Açıkça sergilemek değil ama ima etmek, sonsuzluğun sırrıdır. Mükemmelik, tüm olgunluklar gibi etkilemede başarısız olur çünkü gelişme ihtimalinden yoksundur."
Japon KültürüMasaharu Anesaki · Maya Kitap · 202261 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 02:22
I’m Glad My Mom Died (Annemin Öldüğüne Sevindim), ilk bakışta şok edici bir isme sahip olsa da aslında bir nefret hikâyesinden çok, bir çocuğun yıllarca süren duygusal yüklerden kurtulma ve kendini bulma hikâyesi. Kitabın yazarı Jennette McCurdy, çocuk oyuncu olarak geçirdiği yılları, annesiyle olan karmaşık ilişkisini ve bunun hayatında bıraktığı izleri son derece dürüst bir şekilde anlatıyor. Kitap boyunca Jennette’in annesinin en büyük hayalinin kızının oyuncu olması olduğunu görüyoruz. Ancak bu hayal, zamanla Jennette’in kendi isteklerinin ve çocukluğunun önüne geçiyor. Annesini mutlu etmek isteyen küçük bir kızın, onun sevgisini ve onayını kaybetmemek için nasıl sürekli fedakârlık yaptığını okumak oldukça sarsıcıydı. Özellikle çocukluk döneminde yaşadığı baskılar, kontrol edilmesi ve kendi kararlarını verememesi beni derinden etkiledi. Bu kitapta tetikleyici unsurlar bulunuyor. Yeme bozuklukları, duygusal manipülasyon, aile içi baskı ve psikolojik zorluklar gibi konular açık bir şekilde ele alınıyor. Bu nedenle bazı bölümleri okurken rahatsızlık hissettim; ancak yazarın yaşadıklarını sansürlemeden anlatması hikâyeyi daha gerçek ve etkileyici kılmıs Beni en çok etkileyen nokta, Jennette’in annesini sevmesine rağmen yaşadığı zararları da kabul edebilmesiydi. Kitap, bir insanın hem sevdiği hem de kendisine zarar veren biriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmasının ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor. Başlığın asıl anlamı da burada ortaya çıkıyor: Annesinin ölümüne değil, yıllardır taşıdığı baskıdan ve kontrol edilmekten kurtulabilmiş olmasına duyduğu rahatlama. Genel olarak Annemin Öldüğüne Sevindim, kolay okunan ama duygusal olarak ağır bir kitap. Beni hem üzdü hem düşündürdü. Özellikle çocukluk travmaları, aile ilişkileri ve bireyin kendi kimliğini bulma
Annemin Öldüğüne SevindimJennette McCurdy · Pegasus Yayınları · 2024578 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 72. kitabı
SEVGİLİ MAYAKOVSKİ . Doymak Doğu'da acı bir şey işte... . Mektuplar... Çok seviyorum bu tarz okumaları; belki beni eskiye götürdüğü için, belki de şimdiki duygusuz iletişime alışamadığım için. #sevgilimayakovski de ise ele almış olduğu konular itibariyle_yalnızlık, savaş, özlem,... kısacık okumalarla düşündürüp sorgulatıyor bizleri. Kimi zaman tanıdık yazarlara, tarihe iz bırakan kahramanlara değinirken mektuplarda, anlıyoruz ki yazılanlar ile yazar da tarihe tanık olmak istiyor. Yazıyı bırakıp canına kıymasından, insan olmanın kederine; yurtsuz insanların çaresizliğinden, devletin niçin olduğuna?; yalanla yaşayıp gününü gün edenlerden, maskesi olan bir dünyada yaşamaya; çağın içimizdeki iyiliği söküp almasına... Mayakovski'ye yazılmış mektuplar... Belli bir olay ile ilerlemeyen, toplumu oluşturan halkın umutlarının yok oluşuna şahitlik ettiğimiz savaşlardan adaletsiz bir düzende yaşamaya devam etmek zorunda olmaya. Sade fakat keskin cümleler eşliğinde anlatılmak istenilen duygulara sokan yazılarıyla, savaşın gölgesinde yaşayan insanların sessiz çığlığını, yalnızlığın ağırlığını ve insanın bir isme, bir hatıraya ya da bir şiire tutunma ihtiyacını anlatıyor. Biraz özlem, biraz acı, biraz yalnızlık eşliğinde özlediğim bir okumayı önermek istiyorum sizlere. Keyifle.
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202628 okunma
Kalbini kinden, aklını endişeden uzak tut arkadaş!
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Karakterlerin birden fazla isme sahip olması biraz akılda tutmayı zorlaştırsa da hikayesinin sürükleyici ve merak uyandırıcı olması kitabı iki günde okuyup bitirmeme yetti bile. Her satırında heyecanı hissederek okudum ekibin altıncı kişisi bendim diyebilirim. Hikayesi kurgu olsa da vaktiyle yapılmış katliamlara değinip tarihin acısını da bize unutturmadan işlenmesi kitabın beğendiğim bir yanı oldu. Geçmişimizi unutarak yaşamak hepimize zul olmalı. Çerezlik kitap önerisi diyebilirim hem seni içine alıp dünyadan uzaklaştırıyor hem de güzel vakit değerlendirmesi oluyor zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun bile.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,343 okunma