• Tina Modotti Öldü [Pablo Neruda]

    İsmail Aksoy

    Tina Modotti, bacım, uyumuyorsun, hayır, uyumuyorsun,
    belki duyuyor yüreğin dünkü gülün büyüdüğünü,
    önceki günün son gülünü, o yeni gülü.
    Bacım, rahat uyu.

    O yeni gül senindir, o yeni toprak senin:
    o derin mısır tohumundan yeni bir giysi giydin
    ve uysal bakışın dolar köklerle.
    Bacım, boşuna değil artık uyuyuşun.

    Paktır şirin adın, kırılgan hayatın pak.
    Gölgelerden, deniz köpüğünden, sessizlikten,
    arıdan ve ateşten ve kardan, çiçek tozundan,
    çizgiden ve çelikten oluştu demir gibi sert narin biçimin.

    Uyuyan bedeninin mücevherindeki çakal
    gösteriyor hâlâ tüyü ve kanlı ruhunu,
    sanki sen, bacım, balçıktan ayağa kalkıp
    gülümseyecekmişsin gibi.

    Sana dokunmamaları için, ülkeme götüreceğim seni,
    kardan ülkeme, ki katil çakal
    ya da kiralık uşağı dokunamasın diye paklığına:
    huzur bulacaksın orada.

    Bir çok adım arasında bir adım işitiyor musun,
    bozkırdan büyük bir şey, Don’dan, soğuktan? 
    İşitiyor musun kararlı bir asker haykırışını karda? 
    Bacım, senin adımlarındır bunlar.

    Bir gün geçecekler küçük mezarının yanından,
    solmadan önce dünün gülü,
    yarının adımları geçecek yanından
    görmek için sessizliğin yandığı yeri.

    Bir dünya yürüyor, bacım, gittiğin yere doğru.
    Her gün şarkın ulaşıyor
    sevdiğin ışıltılı halkın ağzında.
    Yüreğin cesurdu senin.

    Ülkenin eski mutfaklarında, o tozlu yollarında
    söylenir insandan insana bir şeyler,
    ışıltılı halkın alazlarına geri döner bir şey,
    uyanan ve şarkı söyleyen bir şey.

    Bacım, senin halklarındır bunlar, adını her gün ananlar,
    her yerden gelen bizler, sudan ve topraktan,
    ele vermeyiz adını ve başka adlar söyleriz.
    Ateş ölmesin diye.

    Pablo Neruda
    Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
    ('Üçüncü Konaklama'dan) .

    Çevirenin notu: Tina Modotti, İspanya İç Savaşı’na da katılmış İtalyalı devrimci bir fotoğrafçıydı. Neruda, Modotti’yle İspanya İç Savaşı yıllarında tanışmıştı. 1941 yılında Mexico City’de, Modotti ölüm döşeğinde yatarken, Neruda yanı başındaydı
  • kimimiz altmışındadır, kimimiz gitti daha ötelere
    kimimiz bir avuç kemiktir çoktan
    İspanya gençliğimiz ispanya, bir kanlı güldür göğsümüzde açılmış
    İspanya, arkadaşlığımız ölümün karanlığında
    İspanya arkadaşlığımız; aydınlığında altedilmez umudun
    ve koca zeytin ağaçları yırtık pırtık
    ve toprak sarı ve toprak kırmızı ve delik deşik

    kimimiz altmışındadır, kimimiz gitti daha ötelere
    kimimiz bir avuç kemiktir çoktan
    39'da düştü Madrid
    acı tatlı neler gelip geçti o gün bu gündür başından insanoğlunun
    İspanya 39'da düştü
    öfkeli sıcak sesi geliyor asturya madenlerinden 62'de;
    Bilbao'da aydınlığı altedilemiyen umudumuzun
    İspanya gençliğimizdi, İspanya gençliğimizdir
    İspanya, alınyazımızdadır hepimizin.
    Nilgün Cerrahoğlu
    Tekin Yayınevi 1987 / Nazım Hikmet "İspanya" şiiri