Bugün anlatacağımız hikâye, Mezopotamya’nın en eski ve en etkileyici mitlerinden biri. İnsanlığın ilk büyük kahramanlık destanlarından birine gidiyoruz. Bu hikâye yalnızca bir macera değil; dostluk, kibir, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışı üzerine anlatılmış çok derin bir insanlık hikâyesi. Kahramanımız ise tarihin bilinen en eski destanlarından birinin merkezinde yer alan bir kral: Gılgamış (Gıl-ga-mış). Bu hikâye yaklaşık dört bin yıl önce kil tabletlere çivi yazısıyla yazıldı. Sümerler ve daha sonra Babilliler bu destanı kuşaktan kuşağa aktardılar. Ve bugün elimizde bulunan metinler sayesinde o dünyanın hayal gücünü hâlâ duyabiliyoruz. Hikâyemiz Mezopotamya’daki büyük şehir Uruk (U-ruk)’ta başlar. Uruk, yüksek surlarla çevrili, tapınakları ve sarayları olan güçlü bir şehirdir. Bu şehrin kralı ise Gılgamış’tır. Gılgamış sıradan bir kral değildir. Mitlere göre onun üçte ikisi tanrı, üçte biri insandır. Gücü olağanüstüdür. Kimse onunla güreşemez, kimse ona karşı koyamaz. Ama Gılgamış’ın bir sorunu vardır: Gücünü bilgece kullanmaz. Uruk halkı Gılgamış’tan korkar. Çünkü kral sürekli gücünü göstermek ister. Genç erkekleri zorla savaşlara götürür, halkı ağır işlerde çalıştırır. İnsanlar tanrılara dua etmeye başlar: “Bize bu kralın gücünü dengeleyecek biri gönderin.” Tanrılar bu duaları duyar. Ve çözüm olarak bir varlık yaratmaya karar verirler. Topraktan bir adam yapılır. Güçlü, vahşi ve doğayla iç içe yaşayan bir adam. Onun adı Enkidu (En-ki-du)’dur. Enkidu başlangıçta insanlardan uzak yaşar. O bir şehir insanı değildir. Gazellerle koşar, hayvanlarla birlikte su içer, tuzakları parçalar. Avcılar onun yüzünden av yakalayamaz hale gelir. Bir gün bir avcı, babasına gidip bu vahşi adamdan bahseder. Babası ona şöyle der: “Uruk’a git. Kral Gılgamış’a anlat.” Avcı Uruk’a gider

Fatih

@Fatihhkuzuu
·
Lilith… Adı geçtiğinde birçok insanın aklına karanlık, gizemli ve yasaklı bir figür gelir. Ama aslında Lilith, yalnızca bir “şeytan” ya da “iblis” değildir. O, binlerce yıl boyunca değişen kültürlerin, korkuların, inançların ve özellikle kadınlık algısının içinde şekillenmiş çok katmanlı bir figürdür. Mezopotamya’dan Yahudi geleneğine, oradan Ortaçağ demonolojisine ve modern feminist yorumlara kadar uzanan uzun bir yolculuğun kahramanıdır. Bu bölümde Lilith’in hikâyesini anlatırken yalnızca bir efsaneyi değil, aynı zamanda insanlık tarihinin karanlık köşelerinde dolaşan bir fikri de keşfedeceğiz. Hikâyeye en baştan, yani Mezopotamya’dan başlayalım. Lilith’in kökeni büyük ihtimalle Sümer ve Akad mitolojisine dayanır. Sümer tabletlerinde “lil” kökü rüzgâr, ruh veya görünmeyen varlık anlamına gelir. Bu kökten türeyen “lilitu”, “ardat-lili” ve “lilu” gibi isimler gece dolaşan ruhları veya demonları anlatmak için kullanılır. Bu varlıklar çoğu zaman insanlara özellikle de hamile kadınlara ve bebeklere zarar veren ruhlar olarak düşünülürdü. Yani Lilith’in hikâyesi aslında baştan itibaren geceyle, rüzgârla ve görünmeyen tehlikelerle ilişkilidir. Antik Mezopotamya’da gece çok daha korkutucu bir şeydi. Bugün ışıklarla dolu şehirlerde yaşayan bizler için gece romantik ya da huzurlu olabilir. Ama dört bin yıl önce, karanlık demek bilinmezlik demekti. İnsanlar gece çıkan hastalıkları, ani bebek ölümlerini veya açıklayamadıkları olayları kötü ruhlara bağlarlardı. İşte lilitu adı verilen varlıklar da bu korkuların mitolojik ifadesiydi. Bazı araştırmacılar Lilith’in kökenini Sümer mitolojisindeki bir hikâyeye bağlar. Bu hikâyede tanrıça İnanna’nın kutsal ağacı vardır. Bu ağacın içinde bir yılan, bir kuş ve “lilitu” adlı bir varlık yaşar. Daha sonra kahraman Gılgamış ağacı keser ve bu
Tolkien Okuma Rehberi
Seelamm! Bu gün favori yazarım olan J. R. R. Tolkien 'in kitaplarının okunma sırasını paylaşıcam sizlerle. Ben dahil olmak üzere birçok kişi Tolkien okumaya çok yanlış başlıyor. Aslında hiç ağır olmayan masalsı dili onlara ağır gelebiliyor. İletiyi @Bayhakli isteği ile paylaşıyorum, umarım yardımı dokunur. Yüzüklerin efendisi incelememde demiştim ki "Her şey Tolkien'ın “Topraktaki bir oyukta bir Hobbit yaşardı.” sözü ile başladı ve konu hobbittlerden bu şahesere geldi." Evet, her şey tam olarak böyle başladı. 1- Hobbit Hobbit kitabı ile okumaya başlayarak, kendi halinde hayatını yaşayan ve hiçbir dünyevi hırsı bulunmayan Bilbo Baggins’le beraber o ilk adımı atacak, Gandalf ve 13 cüceye de eşlik ederek kendinizi bir anda maceranın ortasında bulacak ve Orta Dünya evrenine giriş yapmış olacaksınız. Peki neden doğrudan Yüzüklerin Efendisi üçlemesi veya Silmarillion’dan başlamıyoruz? Bu liste, kitapları ilk defa okuyacaklar için hazırlandığından, bir başlangıç hikayesi gibi yazılan ve aynı zamanda Yüzüklerin Efendisi kitaplarındaki en önemli ırk olan Hobbitleri daha iyi tanıma şansı sunduğu için Hobbit ile başlamak daha etkili olacaktır. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ise, hikâyeye biraz daha ortadan başladığı için üçlemeyi ikinci sıraya koyacağız Aynı şekilde Silmarillion dil bakımından oldukça ağır olduğundan ve içeriğinde çok fazla isim, yer, olay örgüsü barındırdığından insanlar sıkılıp okumaktan vazgeçebilir. Bu yüzden okumaya Hobbit kitabı ile başlamanızı öneriliyor. 2) Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt) Hobbit ile Orta Dünya’ya giriş yaptıktan sonra Yüzüklerin Efendisi üçlemesine geçebilirsiniz. Bilbo Baggins’ten varisi Frodo Baggins’e kalan mirasın geçmişten bir gölge olduğunu öğrenmemiz ve Yüzüklerin Efendisi Sauron’un tüm Orta Dünya’yı karanlığa gömme planlarına karşı verilen varoluş
Tolkien
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
TOLKIEN VE ORTA DÜNYA EFSANESİ ÜZERİNE GENEL BİR İNCELEME
Tolkıen'ı hepimiz Yüzüklerin Efendisi adı verilen yapıtı ile tanıyoruz.Yazarımız asıl ününü kitap üçlemesine borçlu olsada adını kitlesel anlamda büyük bir başarı ile beyaz perdeye yansıtılan film üçlemesi ile duyurmuştur diyebiliriz. Oxford Ünivversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatını birincilikle bitiren yazarımız o güne değin yazılan tüm mit ,efsane ve destanlardan farklı , çok daha büyük bir yapıt orta çıkartmak istemiş ve Orta Dünya adını verdiğimiz varolmayan bir efsane yaratmıştır.Orta Dünya Efsanesi , dünya üzerinde o zamana değin farklı medeniyet ve kavimlerin çağlar boyunca ortaya koyduğu tarihsel nitelikteki tüm destan ve mitlerden kendinde birşeyler barındırmakla beraber söz konusu öğeler Tolkıen'ın geniş hayal gücü ve özgün yorumuyla yeni baştan oluşturulmuş ,çok farklı biçimlerle oraya koyulmuştur.Orta Dünya adını verdiğimiz bu efsane Sılmarıllon olarak isimlendirilen eser ile başlamaktadır.Sılmarıllıon, tüm mit ve efsanelerin başlangıcında olduğu gibi kurgusal dünyanın yaradılışı ile başlayıp VALAR,MAİAR,ELFLER (İLK DOĞANLAR) , İNSANLAR (SONRADAN GELENLER ) ,CÜCELER ,ORKLAR ,HOBBİTLER , EJDARHALAR,KURTLAR,İSTARİ DİYE İSİMLENDİRİLEN BÜYÜCÜLER gibi pekçok varlığın iyiylik ile kötülük arasındaki yaşam savaşının çağlar boyunca uzanıp giden hikayesini anlatır.Tüm efsanenin doğduğu yer olarak nitelendirebileceğim Sımarıllıon , yazınsal ve edebi açıdan hiç kuşkusuz çok büyük bir hayal gücünün ürünüdür.Okuru büyüleyen bir etkisi olduğudan doayı yazarın diğer yapıtları için çekim alanı oluşturmaktadır ancak her okurun elinde değeri anlaşılmayacak kadar ağır ve yoğun bir eserdir.Bir çırpıda biten destanlaardan değilidir.Olaylar ,zaman ve mekanlar arası bağlantılar ,karakterler ve bunlar arasındaki ilişkiler , yaratılan her varlığın ,her ismin hikayedeki
En güçlüleri, Elflerin Mithrandir ve Curunír, kuzeydeki İnsanların ise Gandalf ve Saruman diye adlandırdıklarıydı. Curunír aralarında en yaşlı olandı ve ilk olarak o gelmişti; onun ardından Mithrandir ile Radagast gelmişler, Istari'nin diğerleri ise Ortadünya'nın doğusuna gitmişlerdi, ki hikâyelerin hiçbirinde de onlardan bahsedilmez. J. R. R. Tolkien
1000Kitap