Yerdeki ayaklarınıza değil, yukarıdaki yıldızlara bakmayı unutmayın. Gördüklerinizi anlamlandırmaya çalışın ve evreni neyin var ettiğine yönelik o çocuksu meraka sıkı sıkı tutunun.
yaşam zor olsa da, gülümsemek bazen güç olsa da denemeliyiz. tıpkı birbirimize ''günaydın'' dediğimiz gibi, bunun da gerçek bir ''günaydın'' olması gerekir. geçenlerde bir arkadaşım bana şöyle sordu, ''acıyla dolu olduğum zaman kendimi nasıl gülümsemeye zorlayabilirim ki? bu doğal değil.'' ona acısına gülümseyebilmesi gerektiğini söyledim, çünkü biz acılarımızdan fazla birşeyiz. insanoğlu milyonlarca kanalı olan bir televizyon gibidir. eğer buda'yı çevirirsek buda oluruz. eğer acıyı çevirirsek acı oluruz. eğer gülümsemeyi çevirirsek gerçekten gülümseme oluruz. sadece tek bir kanalın bize hakim olmasına izin veremeyiz. içimizde herşeyin tohumu vardır ve egemenliğimizi yeniden kazanmak için elimizdeki duruma hakim olmalıyız.
Güneş kentliler iki metafiziksel temel ilke ortaya atmışlardır: Var olan, yani olma halinin kendisi olan Tanrı, var olanın ve bütün varlıkların en üst halidir; var olmanın eksik (eksi) hali olan hiçlik (var olmama hali) ise, bütün varlığın, doğmakta ve olmakta olanın temel şartıdır; çünkü zaten var olan, yaratılmış olan, artık doğamaz, meydana çıkamaz; ama o daha önce yaratılmış, var olmuş değildir de. Öyleyse var olan her şey hem var olma halinden hem de hiçlikten (var olmama halinden) meydana gelir.