​İnsanlık için bir ses,mazluma olsun nefes!
📢Sadece 2 Dakika, 12 Bin Hayat İçin Susma! ​Vatanında yaşamak isteyen 12.000 insan, sessizliğin gölgesinde ölüme yürütülüyor. Sadece üzülmek yetmez! ​Milyonlarca imza, milyonlarca e-posta, milyonlarca ses olabiliriz. ​Belki senin tek başına gönderdiğin bir mektup dünyayı yerinden oynatmayacak. Ama milyonlar yaparsa, o yazı tarihin akışını değiştirir. ​Afişteki linklere gir, 2 dakikanı ayır ve başvuru yap. Senin sesin, onların bir ömrü olabilir. Bugün vicdanının sesi ol. Geç olmadan, hemen şimdi! ​#Susma #İnsanHakları #12Binİnsan #Adalet #Filistin #StopTheExecutions #HareketeGeç #UrgentAction #HumanRights #ICC #UNHRC Just 2 Minutes, For 12,000 Lives: Don't Be Silent! 12,000 people who want to live in their homeland are being led to their deaths in the shadow of silence. Just being sad isn't enough! We can be millions of signatures, millions of emails, millions of voices. Perhaps a single letter you send won't move the world. But if millions do, that letter will change the course of history. Click the links on the poster, take 2 minutes and submit an application. Your voice could be their life. Be the voice of your conscience today. Before it's too late, right now! #Don'tBeSilent #HumanRights #12ThousandPeople #Justice #Palestine #StopTheExecutions #TakeAction #UrgentAction #HumanRights #ICC #UNHRC Kurumlara Gönderilecek Resmi Başvuru Metni ​(Bu metni OHCHR, ICC ve Amnesty'nin iletişim formlarına ingilizce olarak kopyalayıp yapıştırabilirsiniz) ​Subject: Urgent Human Rights Concern: Prevention of Mass Executions and Protection of Civilians ​To the Relevant International Authorities, ​I am writing to express my deepest concern regarding the imminent threat of mass executions involving approximately 12,000 individuals. This situation represents a grave violation of
1000Kitap
Sıkılmadan okuyun. Aksi takdirde çok şey kaybersin
Temmuz ( Piyasalar, Jeopolitika ve Türkiye) Her ay yaptığımız gibi Temmuz için de kısa bir piyasalar, Türkiye ve genel jeopolitik bir update ile tekrardan toparlayıp ilerlemek istedim; Piyasalar; Bu konuda uzun süredir durduğum konumu sürdürmeye devam ediyorum. O yüzden bu yazının açıklama kısmına en son yaptığım HAZİRAN güncellemesini ekleyeceğim. Ancak genel görünümde tutumum aynı şekilde. Şunu unutmayın; Ben jeopolitika anlatıyorum, ancak bunu olabildiğince piyasa denkleminde doğru anlamanız için çabalıyorum. Gerilimleri algılamak önemli. Piyasalar büyür, ekonomi bir şekilde ilerlemeye devam eder. Bunu asla akıldan çıkarmamak gerekiyor. Piyasaların süsbansiyonu göz ardı edilmemelidir. BTC özelinde oyun planım aynı şekilde ilerliyor. Henüz belirlediğim bir alanın kazanımını görmediğim için DCA ilerleyişimde bir agresiflik yok. Aksine belirlediğim kanal kırılmadan "safe" pozisyonlanmaya devam fikriyle alt bölgeleri beklemeye çalışacağım. X ve genel hype'ları olabildiğince pas geçiyorum. Sürekli yinelenen game planlar sürekli daha uzun bir bekleyişten başka bir şey getirmeyecektir. Chart paylaşımı yapmadığım için daha az kafa karışıklığı olması için seviye belirtiyorum; BTC için son high'dan gelen düşen'in kırılmasını görmek istiyorum. Bu bahsettiğim agresif alım yapmıyorumun temeli. Orası kazanılmadıkça bir agresifleşme yapmayacağım. O alan kazanılmadıkça bu geniş 90-110k bandı bir süre daha devam edecektir düşüncesindeyim. Alt market ve ETH: Bu tarafta 9 aydır tutumum aynen devam ediyor. Burada hep diyorum kısa hareketler için değil bu yazılar genel süreçleri güncellemek için. O yüzden eğer alt hype beklentisi üzerine konuşuluyorsa ben bunun için hala optimal bir noktada değilim. Özellikle marketin net alanları kazanmasını beklemeye devam edeceğim. Diğer
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nasılını da söylemeniz gerekir. Petrol konusundaki gerçeği bazıları açıkladı defalarca burada ve linç edildi. Az takipçim olmasına güvenerek şu petrol meselesini bir de ben açıklamaya çalışacağım. Bu saldırgan tutumunuz yüzünden gerçeği bile rahatça konuşamıyoruz. Her şeyden önce şunu netleştirmek gerek: Türkiye, İsrail’e doğrudan petrol satan bir ülke değil. Burada söz konusu olan petrol, Azerbaycan şirketi SOCAR tarafından, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı aracılığıyla Ceyhan Limanı’na getiriliyor. Buradan da tankerlerle uluslararası piyasalara ulaştırılıyor. İsrail, bu piyasadaki alıcılardan yalnızca biridir. Aynı limandan Hindistan, İtalya, ABD, İspanya gibi birçok ülkeye de petrol sevkiyatı yapılıyor. Türkiye burada petrolün sahibi değil; yalnızca geçiş sağlayan ve ihracat altyapısını sunan bir ülke konumunda. Bu petrol akışı, uluslararası anlaşmalarla korunuyor. 1999 tarihli Hükümetlerarası Anlaşma (Intergovernmental Agreement – IGA), Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında imzalanmış, BTC hattının kesintisiz işlemesi teminat altına alınmıştır. Buna ek olarak, Ev Sahibi Ülke Anlaşması (Host Government Agreement – HGA) ile Türkiye, boru hattının işleyişine müdahale etmeyeceğini, hattı güvence altına alacağını ve tarafsız kalacağını taahhüt etmiştir. Bu taahhütler sadece siyasi değil, hukuki bağlayıcılığa da sahiptir. Üstelik bu düzen, Enerji Şartı Antlaşması (Energy Charter Treaty) gibi çok taraflı uluslararası sözleşmelerle desteklenmiştir. Peki Türkiye bu petrolü kesebilir mi? Fiilen evet. Boru hattı Türkiye sınırlarından geçiyor ve Ceyhan Limanı da Türkiye topraklarında. Ancak hukuken ve uluslararası yükümlülükler bakımından bu, Türkiye’nin meşru yetkisini aşan bir müdahale olur ve çok ağır sonuçlar doğurur. Bu tür bir müdahale durumunda Türkiye, hem
OSMANLI'DA İLK BOYKOT
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun 1908 yılında Bosna topraklarını ilhakı üzerine başlatılan boykot hareketi Osmanlı tarihinin ilk bilinen örgütlü boykotu olarak bilinir. 8 Ekim günü İttihatçılar “Avusturya emtiasını almayınız” afişleriyle duvarları donattılar. Avusturya malları satan dükkanlara gelen müşteriler de kapıda bekleyenler tarafından içeri alınmadı. Selanik mağazaları da Avusturya şirketlerine telgraf çekerek siparişlerini iptal ettiler. İTC’nin yayın organı Tanin’in başyazarı Hüseyin Cahit yazılarıyla halkı boykota teşvik ediyor, “Avusturya’dan gelen kumaş, esvap, çorap, mendil, fanila alınmamasını” istiyor ve Çinlilerin Amerika’ya yaptıkları boykotu örnek gösteriyordu. Bu tepkileri, Avusturya vapurlarına binilmemesi ve mal verilmemesi takip etti. Gazetelerde Avusturya malı satan mağazaların listesinin yayınlanmasının bir sonucu olarak bazı yerlerde mağazalara saldırılar meydana gelince halka taşkınlıklardan kaçınma çağrısı yapıldı. Bu sırada ilginç bir boykot da Avusturya feslerine karşı gerçekleşti. İthal fes yerine “nemçe usulüyle örülmüş arakiyeler”, “serpuş-u milli” olarak Avusturya feslerinin sekizde biri fiyatına piyasaya sürüldü. Tanin gazetesine göre bu strateji başarılı olmuş ve halk, Avusturya feslerini başından yere atarak çiğnemeye başlamıştı. Hatta Avusturya fesi giyen kişilerin fesleri zorla alınarak yırtılıyordu. Memurlar arasında da fesin yerine kalpak kullanılmaya başladı. Boykot, limanlara da sıçradı ve mavnacı ve kayıkçılar, Avusturya bandıralı gemilerin yüklerini indirmeyi reddettiler. Boykotun bu boyuta ulaşması üzerine Avusturya’nın İstanbul büyükelçisi Marki Pallavicini, Hariciye Nazırı’nı ziyaret ederek boykotu sordu. Nazırın cevabı ise “ticaretin serbest olduğu; mavnacıların ve kayıkçıların gönlünün yapılması” şeklindeydi.
Tarih-Araştırma
Dünya Zeytin Ağacı Günü (26 Kasım)
Kutsal armağan: Kadim zeytin ağaçları UNESCO'nun listesinde de yer alıyor Bugün tüm dünya zeytin ağacının varlığını kutluyor. Neden mi? Çünkü zeytin sırf bir gıda değil mitolojiden sanata kadar her alanda insanlığa esin vermiş kutsal bir hediye. * Ayça Ceylan: 26.11.2023 - 03:00 * Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2019’da, her yıl 26 Kasım gününü “Dünya Zeytin Ağacı Günü” olarak kutlanılması kararını verdi. Ayrıca UNESCO, Kadim bir ağaç olan zeytin ağacını “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine ekledi. Yaklaşık 60 bin yıllık geçmişi olduğu düşünülen zeytinin Birleşmiş Milletler (BM) bayrağında yer alan zeytin dallarından Antik Yunan’da zekânın, sanatın, savaşın tanrıçası sembolize edilerek Athena’ya, Mezopotamya’dan kutsal kitaplara kadar yer alıyor. * KÜLTÜRLERARASI YOLCULUK * Eğer yeterince iyi bir dinleyici iseniz ağaçların da konuştuklarını duyabilir ve zamanla doğayla ilişkinize bağlı olarak dillerini öğrenebilirsiniz. İşte Homerosla bir gün zeytin ağacının altına oturduğunda şu sözleri işitir: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.” Tabii ki zeytinin dile gelmesi veya var olması Homeros ile başlamıyor. Zamanda biraz daha geriye sıçrayalım. Vassilios Lampropoulos, 2004 yılında yayımlanan “Santorini Adası’ndan fosilleşmiş zeytin yapraklarının korunması” makalesinde zeytin yaprağı fosillerinin 50-60 bin yıl öncesine dayandığını ifade ediyor. Antik Atina’nın siyasi sistemini tanımlayan Atina Anayasası’nda Aristoteles tarafından kaleme alınan “Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Eğer suçlu bulunurlarsa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaklardır” sözü,
Dünya Zeytin Ağacı Günü (26 Kasım)
Türkçesi Varken!
Aşağıda verilen sözcüklerin Türkçe kökenli olanlarını kullanmaya elimizden geldiğince dikkat edelim! Cevap = Yanıt ( Soru-Yanıt ) Fayda = Yarar Muazzam = Olağanüstü Şekil = Biçim İzin = Onay Dikkat = Abay Tespit = Saptama/Belirleme Analiz = İnceleme Zorlama/Empoze = Dayatma Mobbing = Baskı Medeni = Uygar Medeniyet = Uygarlık Örf-Adet = Gelenek-Görenek ( Töre ) Modern = Çağdaş
1000Kitap