Onun için her zaman dönüş de, gidiş yolculuğu kadar önemli olacaktı. Onun için gitmek yeterli değildi, işin yarısıydı yalnızca; dönmeliydi o. Böyle bir eğilimde, anlaşılabilir olanın uç noktalarında atılacağı dev araş-tırmanın doğası, belki de şimdiden hissediliyordu. Eğer dönüşün olanaklı olduğuna, kendisi dönmese bile yolculuğun doğasının dün-yanın çevresini dolaşmak gibi bir dönüşü içerdiğine derin bir inancı olmasaydı, o yıllar sürecek serüvene büyük olasılıkla atılmazdı. Bir ırmakta iki kez yıkanamazsın, yeniden eve dönmek de olanak dışıdır. Bunu biliyordu; aslında bu, dünyaya temel bakışıydı. Ama o, bu ge-çicilik kabulünden dev kuramını geliştirmişti; buna göre en çok de-ğişebilen şey, en derin sonsuzluktu, ırmakla olan ilişkiniz ve ırmağın kendisiyle ve sizle olan ilişkisi de salt bir kimlik yokluğundan hem çok daha karmaşık hem de daha güven verici bir şeydi. Genel Zaman Kuramı eve dönmenin mümkün olduğunu söylüyordu, yeter ki evin şu ana dek hiç bulunmadığınız bir yer olduğunu anlayın.
Onlar mezara girdikten sonra sözlerini dinliyoruz. Ölürken çiziktirenler.
( Onların sözünü ancak mezara girdiklerinde tutuyoruz. Ölmekte olan birinin el yazısı. -Fuat Sevimay -İthaki yayınları Syf: 117)
“ insanlar beni hayal kırıklığına uğratmıştır her zaman. Tarih boyunca yüzlerce filozof akıl verdi şu insanlığa hâlâ bu rezil saçma ve kara cahil vaziyetteler.”
Celal Kadrı Kınoğlu / Armağan (s.60)
İthaki Yayınları