Antik felsefenin merkezinde Platon aracılığı ile tartıştığımız ürpertici bir soru yatar:
İnsan görünmez olsaydı yine de ahlaklı olmayı seçer miydi?
Platon’un Devlet’inde anlattığı Gyges’in Yüzüğü efsanesinden insan vicdanını inen radikal bir test vardır. Yüzüğü bulup görünmez olan çoban Gyges, krallığı ele geçirmek için her türlü cinayeti işler. Çünkü ceza riski ortadan kalkmış, adalet maskesi geçersiz olmuştu.
İnsan her zaman "ötekinin gözü" altında yaşar: Toplum, yasa, itibar ve rezil olma korkusu... Peki ya tüm gözler kapansaydı? Kant’a göre gerçek ahlak, kimse bakmadığında doğru olanı yapmaktır; çünkü ahlaklı insan mahkemesini içinde taşır. Hobbes ise tam aksini savunur: İnsan doğası gereği vahşidir ve hukuk, insanların birbirini yemesini engelleyen bir barajdan ibarettir.
Bugün bu görünmezliği dijital dünyanın anonimliğinde yaşıyoruz. İnternetin karanlığında maskelerin ardına saklanan insan, içindeki kötülüğü ve acımasızlığı kusmakta özgür hissediyor. Oysa dışsal denetim kötülüğü önleyebilir ama erdemi var edemez. Yani kameralardan korktuğu için çalmayan biri adil değil, sadece korkaktır.