“Evlenen bir arkadaşından söz ederken, ‘Artık hayat ona tüm kapılarını kapattı, bir tabutun içine hapsoldu,’ gibi bir laf etmişti. Evliliği tabuta girmeye benzetmeyen Harika bunu duyunca üzülmüştü. Fakat düşününce Selçuk’a bir parça hak verdiği de oluyordu. Annesinin ‘iyi bir yuva kurmak’ dediği, itibar ve güvence uğruna Harun bey gibi bir adamla evlenmekse evet bunun bir tabuta girmekten bir farkı yoktu. Peki ya delice sevdiği, kaybetmeye dayanamayacağı bir insanı bulduğunda aynı korkular, aynı endişeler geçerli miydi?”
Ülkemizde soru soran, araştıran, yazan özgür düşüncenin sesi çeşitli şekilde kesilmek isteniyor, aydınlar acımasızca biçiliyor. Sadece silahla-bombayla öldürülmüyorlar, sığ kişilerin, zorba kurumların itibar suikastıyla da katlediliyorlar.
Ah! Yalçın Küçük Hocam... İnsan kalmakta inat eden, insanı yüceltmek isteyen devrimci ruhunuz, bağnaz cahiliye zulmüne ne kadar dayanabilirdi ki? Nasıl yorgun düşmezdi o parlak beyin?
On dokuzuncu yüzyılla birlikte erkeklerin seks ticaretinin kentli alt sınıflarla çok daha fazla ilişkilendirildiğini görüyoruz. Oğlanlar, ancak yeterince parası olmayan erkeklerin itibar edeceği bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Pierre Loti Aziyade romanında, İzettin Ali ile tüm İstanbul'u gezdikten sonra keşif hareketlerini, "içinde iki genç Asyalının iğrenç bir yenilikle şehvetli danslar ettikleri, sabıkalılardan başka seyircisi olmayan, şehrin haricindeki bodrumda" bitirdiklerini anlatır. Loti, sefil ve kötü sanatlarla uğraştığım söylediği "Yahudi Hayrullah"tan bir kadın istediğinde, Hayrullah kadınların çok pahalıya mal olduğunu söylerek renkli kıyafetler giydirilmiş, cicili bicili yüzüklerle süslenmiş altı Musevi çocuğu Loti'ye getirir.
Ve benefşe “deste işidir”, yani çiçekçi dükkânlarında ve pazarlarda deste deste satılır. Daha çok soğanlı çiçeklere düşkün olan Türk çiçek üstadları menekşe gibi “deste işi” çiçeklere pek itibar etmezlerdi. Fakat Necati Bey, “Evet, menekşe deste işidir ama, değerini fazla düşürmemek için yılda bir kere pazara gelir,” diyor.
Nedir senin acılarını başkalarınınkinden büyük ve değerli kılan? Kibirli bir itibar arayışı bu. Kusur. Kabahat. Ayıp.
Yüzleşmen gerekirken vazgeçtin, itiraz etmen gerekirken vazgeçtin, onun peşinden gitmen gerektiği anlarda vazgeçtin. Hayatla baş edebilmenin yolunu böyle buldun: Vazgeçerek.
Suskunluktan bir yüz yaptın kendine, kolayca saklanabilmek için. Kendi yüzünü unuttun sonunda, aynalar kifayet etmedi.