İmam Gazalî’nin başyapıtı İhyâu Ulûmiddîn’in en sarsıcı bölümlerinden biri olan İki Şehveti Dizginlemek (Kesrü’ş-Şehveteyn), insanın hayattaki en büyük iki imtihanı olan mide ve (cinsel) arzularını mercek altına alıyor. Gazalî, bu iki temel dürtünün kontrolsüz bırakıldığında insanı nasıl manevi bir uçuruma sürükleyebileceğini derin bir psikolojik ve ahlaki tahlille gözler önüne seriyor. Kitapta, şehveti tamamen yok etmek yerine onu aklın ve dinin sınırları içinde tutmanın, yani dengenin (itidal) önemi vurgulanıyor. Müellif, açlığın nefsi terbiye etmedeki gücünü pratik riyazet yöntemleriyle anlatırken, okuyucuya kalbini özgürleştirmenin yollarını sunuyor. Özetle bu eser, modern çağın bitmek bilmeyen tüketim ve haz çılgınlığına karşı, yüzyıllar öncesinden reçete sunan zamansız bir nefis terbiyesi kılavuzudur.
İtidal şiirini daha önce okuma fırsatım olmamıştı. Orhun abideleri üslubundaki bu manifesto şiiri aynı zamanda yazarın ütopyasını net bir biçimde yansıtıyor.
ŞiirlerCaner Kara · Tayma Yayınları · 202518 okunma
Elhamdülillah, güzel bir tanışma oldu.
İhsan Fazlıoğlu bir şekilde sürekli etrafında dolaştığım; lakin şu ana kadar kendisinden bir şey okumadığım biriydi. Şimdiye nasipmiş ve güzel oldu.
Gönlüme değen şeyler oldu kendisinden. Gönle bu kitaptan değenleri bir yekun üzerinde tartışmak çok kolay olmayacak, çünkü eser farklı zamanlarda dergilerde yayınlanan denemelerinden oluşuyor. Fakat İhsan Fazlıoğlu dertli olunması gereken konuları gündeme getirmiş, Allah (cc) kendisinden razı olsun.
Bu kitabı okurken, insan tanımı tartışılmaya açılmak zorundadır; İhsan Fazlıoğlu'nun takip ederek ya da etmeyerek. En azından bu coğrafyada kimseler insanın tanımının ne'leri içerdiğini bilmesi gerekir ya da bu tanımların Batı'dan farklılıklarını işitmesi gerekir. Bazı alıntılar ile en azından İhsan Fazlıoğlu'nun işaret ettiği şeyleri aşağıda görmüş olabileceğiz.
Bireysellik ve toplumsallık tartışması önemli bir yer tutar, İhsan Fazlıoğlu'nun eserinde. İddia şudur ki; insan başta toplumsal yapı içinde hayat bulur ve sonrasında birey olmayı keşfeder. Bu süreci inşaa eden kavramlar alıntı kısmında ümid ederim ki bulunabilecektir ve kavramlaştırabileceklerdir.
Belki tam olarak bu terkip ile söylemese İhsan Fazlıoğlu için insan yol'da olandır (din'i olandır). Ne'reden ne'reye gittiği ile ilgili sürecini manalandırabilene insan der. Her ne kadar sivriltilmiş olsa da yazılardan bunu çıkarıp sloganlaştırdığımda yerleşik hali bir tuğla koymaya yol açıyor benim için.
Gönül istiyor ki; dostlara biraz baskı ve naz ile bu kitabı okutturup mütalaa etsek. Lakin dünya dostun dost için kitap okumasının önüne kendini koydu.
Alıntılar
***
Her ne olursa olsun insan denilen soruya verilen her yanıt, insana öngörülebilir bir hayat sunmak zorundadır. Canı, aklı, soyu, malı ve inancı koruyamayan bir
Peygamberimiz aleyhisselamın ruha şifa, hayata intizam, kalbe itminan, amellere itidal, okuyan göze nur, mübarek, cevamiül kelim hadisleri müminin dağılan inanç dünyasını sanki onu görmüş de feyizlenmişçesine toparlıyor.
Aleyhissalatu vesselam efendimize olan muhabbetimizin artması, şimdi artık ne yapsam ya Rabbi dediğimiz afakan anlarının dağılması için sünneti ve siretini döne döne okumak gerekir.
Bu eser de Abdullah hoca tarafından genel okura hitap edecek titizlikle hazırlanmış bir Buhari derlemesinden oluşuyor.
Sadece okumak yetmez döne döne okumak gerekir.
Bizleri onun ümmeti yapan Rabbimize binlerce hamd,
Salat ve selam duasını ümmetinin affına ayıran, onların sıkıntıya uğraması kendisine ağır gelen, her işi kolay kılan Rasulumuz zişan efendimize olsun.
Ütopya; Kusursuz bir dünya kurulabileceği düşüncesi
Apokaliptik Din; Hristiyanlıkta bulunan kıyamet (apokalips) ve kurtuluş fikridir.
Kara Ayin, John Gray’in modern dünyaya yönelttiği en sert ve sarsıcı eleştirilerden birini içerir.
Bu eser, yalnızca bir siyaset teorisi metni değil; aynı zamanda modern insanın kendine dair kurduğu en temel anlatının —“ilerleme” mitinin— felsefi bir teşhiridir.
Modernitenin Gizli Teolojisi
Gray’in temel iddiası şudur: Modern dünya kendisini seküler olarak tanımlar; ancak bu sekülerlik, dinin ortadan kalkması değil, biçim değiştirmesidir.
İnsanlık, dinlerden kurtulduğunu sanırken aslında onların gölgesinde yaşamaya devam eder; ve bu yanılsama, en büyük siyasi felaketlerin kaynağıdır.
Özellikle Hristiyanlıkta kök salmış olan “tarihsel kurtuluş” fikri, modern ideolojilerde yeni bir dil ile yeniden üretilmiştir.
Bu bağlamda Liberalizmden Marksizme kadar birçok düşünce sistemi, insanlığın nihai bir kurtuluşa ulaşacağına dair inancı sürdürür.
Gray’e göre bu, rasyonel bir çıkarım değil; sekülerleşmiş bir iman biçimidir.
Yani modern insan, Tanrı’ya olan inancını kaybetmiş; fakat “kurtuluş fikrine” olan inancını korumuştur.
İlerleme Miti ve İnsan Doğasının Direnci
Kitapta en güçlü eleştirilerden biri, ilerleme fikrine yöneliktir.
Kitap masala, güzele, hikmete ve insana dwir olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Türüne "felsefi deneme" demek yanlış olmaz. Önce kendinden bahsediyor yazar,sonra tahsili fizikten astronomi ve felsefeye meylinden. Ömrün hayatın içinde anlamlandırabildiğimiz kısım oluşu dikkatimi çekmişti.
Kudüs üstüne, dostluk kavramına dair yazılar da öyle. "Dostluk diğeri için nefsinden vazgeçişin adıdır" demiş mesela.
Güzelliğin anlatıldığı bölümde "hüsün, cemalin itidal halidir.Isıtır, bunaltmaz."diyor.
Gazali'den Ibn-i Arabi'ye ordan Mevlana'ya ordan Batı'nın itidalli alimlerine bir sarkaçla fikirlerin ve düşüncelerin dansı diyebilirim bu kitaba. Yeni bir yazar bulmanın sevinci de eklenir. Okuru bol olsun.