Merhaba arkadaşlar. Yazarın son eserini de geride bıraktık. Baştan söyleyeyim. En sevdiğim konu sohbetin –sohbet demek en doğrusu gibi geliyor buradaki konulara- son konusu olan Allah’ın Yardımından Ümidi Kesmemek özelindeki konu. Bunun dışında muhteşem konulardan bahsedildiğini de söyleyelim. Ancak şu ümitsizlik konusuna özellikle değinmek istiyorum. Bazen bizleri çok üzen, yaralayan, o olaydan sonrası için hiçbir beklenti bırakmayan ve hayatı sorgulatan durumlar yaşanıyor hayatlarımızda. Tam da bu noktada kimse yardım etmese bile Allah’ın yardım edeceğine inanmak, bir Tanrı olgusuna sahip olmak ve buna güvenmek çok önemlidir. Tanrı’nın varlığı bizlerin iyiler veya kötüler safında olmamamızı koşulsuz olarak belirleyen bir etkendir. Hepimize kötülük yapılmıştır. Bazılarımız ise buna karşılık vermez. İnsanın kendi intikamını Tanrı’ya bıraktığı kısımlar bazen çok uzun vadeli de olsa aslında oldukça eğlendirici bile sayılabilir. Sanırım burada biraz vahşetten zevk alıyor gibi göründüm ama yapacak bir şey yok. Bana dokunan yılan uzun yaşasın, yaşasın ki sürünmeye devam etsin düşüncesindeyim ben de. Açıkçası kötülerin karşılaştıklarını görmek kadar zevk veren bir durum yoktur diyebilirim. Özellikle insanların emeklerini, haklarını, hukuklarını çiğneyenlerin ve insanların gerçekten masum duygularıyla oynayanların başlarına gelen felaketler beni yalnızca mutlu eder. Başka türlüsü de olamazdı zaten.
Devam ettiğimizde bizler dünyanın aldatmacasını, olayların sonunu görme durumunu, kişinin neden yoldan saptığını, fakirliğin neden tehlikeli olduğunu (fakirlik çok güzeldir ey inananlar diyen Mercedesli elemanlardan uzak durmak gerektiğinin kanıtı), adalet terazisinin önemi, yasakların ne kadar cezbedici olduğu, nefsin tehlikeleri, özellikle gerçek iman sahiplerinin sürekli