Puan vermedi·116 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese selam Bugün yeni bir kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Karşımızda tam anlamıyla aşkın, sabrın ve kavuşamamanın kitabı var diyebilirim. Umut, henüz küçük bir çocukken gönlünü Elif'e kaptırıyor. Büyüdüğünde kalbindeki bu yoğun hisleri ona itiraf etse de bu aşk, önünde büyük engeller olan "imkânsız" bir bağa dönüşüyor. Umut, Elif'i uzaktan, sessizce ve incitmeden sevmeye devam ediyor. Elif ise babasının kendi ruhunda açtığı derin yaralarla ve travmalarla mücadele eden, hayata tutunmaya çalışan çok yaralı bir kadın. Yaşadığı bu ağır duygusal yüklerden dolayı bir gün her şeyi geride bırakıp, habersizce çekip gidiyor. İşte bu noktada hikâye; Elif için zorlu bir "kaçış", arkada kalan Umut için ise upuzun bir "bekleyiş" sürecine dönüşüyor. Kitapta geçmiş ve şimdiki zaman o kadar güzel harmanlanmış ki ortaya gerçekten çok akıcı ve etkileyici bir kurgu çıkmış. Doğruyu söylemek gerekirse finalde daha farklı bir durum, belki biraz daha farklı bir ters köşe beklerdim. Ama ne diyelim; her aşk kavuşmayla bitecek değil ya... Bazı hikâyeler de yarım kaldığı için bu kadar iz bırakır.
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202671 okunma
Bu finalden sonra nasıl bekleyeceğiz?
10/10
·792 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:04
Demir Alev'i okurken zaman zaman zorlandığımı itiraf etmeliyim. İlk kitabın yarattığı etkiyi tam olarak hissedemediğim için onun hakkında bir inceleme bile yazmadım. Bu yüzden Oniks Fırtına'ya başlarken beklentimi biraz düşürmüştüm. Ama iyi ki öyle yapmışım. Oniks Fırtına'yı bitirdim ve ilk hissettiğim şey şu oldu: "O son neydi öyle?" Serinin ilk kitabında hissettiğim o akıcılığı ikinci de tekrar bulamamıştım ancak bu... Sayfalar ilerledikçe kendimi yeniden Basgiath'ın, ejderhaların ve bitmek bilmeyen tehlikelerin içinde buldum. Olaylar durulmuyor, karakterler sürekli sınanıyor ve her yeni bilgi daha büyük sorular doğuruyor. Bu kitapta en sevdiğim şeylerden biri Andarna oldu. Onunla ilgili her sahne ayrı bir heyecan kattı. Xaden ise yine favorilerimden biri olmayı başardı; güçlü, karmaşık ve her zamanki gibi hikâyenin en merak uyandıran karakterlerinden biri.Rebecca Yarros bu kez yalnızca savaşları ve aksiyonu değil, karakterlerin yüklerini, fedakârlıklarını ve seçimlerinin sonuçlarını da çok iyi işlemiş. Tam bazı taşlar yerine oturuyor derken yeni sırlar ortaya çıkıyor. Ve final... Son sayfalarda yaşananlar beni gerçekten şoke etti. Kitabı kapattım ama zihnim hâlâ o son sahnede takılı kaldı. Şimdi önümde tek bir sorun var: Devam kitabını beklemek heyecan ile son iki kitabını bekliyorum ne zaman çıkacak diye.. Eğer Dördüncü Kanat'ı sevdiyseniz ve serinin büyüsünü yeniden hissetmek istiyorsanız, Oniks Fırtına sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. Oniks Fırtına Rebecca Yarros
Fantastik Kurgu
Oniks FırtınaRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20251,604 okunma
Reklam
10/10
·69 syf.··
Beğendi
·
2026 229. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:00
Ana karakter olan açlık sanatçısı, aç kalmayı bir sirk gösterisi veya ucubelik olarak değil, ulaşılması en zor sanat formu olarak görür. Kendisine biçilen sürenin ötesinde bile aç kalmak ister ancak yöneticisi tarafından engellenir.Zamanla toplumun zevkleri değişir ve açlık sanatçısının gösterilerine olan ilgi azalır. İnsanlar başka eğlencelere yönelir ve sanatçıyı kafesinde unutan kitleler haline gelir.Sirk yöneticisi tarafından bir köşeye terk edilen sanatçı, gösteri yapamadığı için kafeste istediği gibi oruç tutmaya devam eder. Ölüm döşeğindeyken, dikkat çekmek için değil, başka bir yemek bulamadığı için oruç tuttuğunu itiraf eder ve gözlerden uzak şekilde hayatını kaybeder
Hayata Dair
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20007,5bin okunma
Kusursuz Zekanın Gedikleri: Dracula
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:40
Sinema tarihinde Nosferatu'dan bugüne kadar sayısız kez evrilen, popüler kültürün suyunu çıkara çıkara bitiremediği Dracula'yı, yani her şeyin başladığı o asıl metni olduğu gibi konuşmak lazım. Karşımızda yüzyıllardır ayakta kalan devasa bir kale var evet ama bu kalenin de ciddi gedikleri var. Kitabın temposu ara ara öyle bir düşüyor, anlatı o kadar sarkıyor ki, sayfalar boyu bitmek bilmeyen betimlemelerin arasında kayboluyorsunuz. Bram Stoker o dönem ne bulduysa, toprağın renginden sisin yoğunluğuna, ağaçların yaprağından odadaki eşyaların tozuna kadar her şeyi ama her şeyi betimlemiş. Betimlemenin adeta dibine vurmuş, anlatıyı hantallaştırdıkça hantallaştırmış. Eğer kitaptaki bu aşırı, boğucu ve lüzumsuz betimleme yükünü şöyle bir ayıklayıp dışarı çıkarsak, karşımızda çok daha kısa, dinamik ve soluksuz okunacak bir roman kalırdı. Ha, hikaye kötü mü? Asla. Ama bazen insanı gerçekten yoruyor. Kitabın sonu beni genel olarak tatmin etti, yalan yok. Ama itiraf etmeliyim ki içimdeki o karanlık edebi canavar çok daha fazla mücadele, çok daha fazla kan ve vahşet görmek isterdi. Bram Stoker o muazzam gotik atmosferi kurup finali biraz aceleye getirmiş gibi. En azından Lucy hariç, o canavar avcısı kemik kadrodan sarsıcı bir kayıp verilmesini beklerdim. Mesela Jonathan Harker... İşte tam bu noktada Stoker bence yüzyılın ters köşe fırsatını kaçırmış. Kitapta bize sunulan, yüzyılların getirdiği o kusursuz ve muazzam Dracula zekasını düşününce, kontun hamleleri bazen çok sığ kalıyor. Jonathan Harker, Dracula'nın şatosundan kaçtı, evet. Ama neden Mina gibi bir etki altına alınmadı? Eğer Dracula o dehasını kullansaydı, Jonathan'ı zihnen ele geçirip avcı grubunun içine gizli bir ajan, canlı bir bomba gibi salardı. Jonathan içeriden kaleyi fethederken, Dracula'nın en gizli ve ölümcül
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Puan vermedi··
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
İlk kitaptaki gibi klişeler devam etmiş ama benim için hala 0 sıkıntı. Bir günde bitti yine, yemedim içmedim okudum. Arada her şey mi bu kızın başına gelir diye hayatı sorguladım mı? Evet djdjs AMA utansam da itiraf vakti xd Güçlü kadın karakterlere bayılsam da arada kadın karakterlerin bir anda psikolojik kırılma noktaları yaşayıp erkek karakterler tarafından (evet tarafından fjdjs) kurtarılmasına/sakinleştirilmesine bayılıyorum (kızmayın, üzgünüm djdj) Bazı kararları mantıklı değildi + arada sürekli kendi kendime ben diğer kızlar gibi değilim şakası yaptım ama olsundu. Yani anlayacağınız aşırı salak yazılmadığı sürece I'm supporting women's rights and wrongs :) Bir de şey djdjs Bir şey oluyor ve hep HERKES orda. Bir anda tüm ana karakterler ışınlanıyor olay yerine. Yani tamam kabullendim (aşırı yalan fjdj) herkes sürekli aynı mekanda, ayrılamıyorlar birbirlerinden ama bir kez de biri tuvalette falan olsun gelemesin ya djsjs Neyse, olsundu. Ben üçüncü kitaba geçiyorum hemen
Save MeAshley N. Rostek · Independently Published · 20217 okunma
9/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Füsun'um güzelim,prensesim seni ilk gördüğümde o aşkımızın sadece bedenden bedene geçtiğini düşünürdüm.Ama senin aşkın beni körükledi ve cidden almamam gereken riskleri almam gerektiğini öğretti.Sana kolay yalan söyledim çoğu zaman ama o kadarda çok sevdim seni o bana sarılışın gözlerini kapattığında hayallere dalışın beni ayrı yerlere götürdü sana çok zalim davrandım seni neredeyse 9 yıl bekledim bana geri dönmen için beni geri sahiplenmen için o 2 ile 4 arasındaki geçirdiğimiz zamanı o güzel dudaklarını çok özlemiştim yanındaydım ama dokunamıyordum görüyordum ama sevemiyordum sen bana dargın ve küskündün verdiğim sözleri tutamamıştım seni kendime aşık edip yataklara düşürdüm ve olmaman gereken biri ile olmanı sağladım.Çok kararlıydın ve hevesin çok hızlı kırılıyordu güzelim ama istediğin yapıldığında hemende ikna oluyordun hırslıydın.Senden eşyaları sakladım senin dokunduğun,senin dudağına deydirdiğin kaşığı,giydiğin ayakkabıyı,içtiğin gazozu,yediğin helvayı,içtiğin ucu kırmızı sigara izmaritini hepsini birbir sakladım. Merhamet apartmanında hepsini dizdim ve orası senin ve senden aldığım,senin dokunduğun bana seni hatırlatan herşey vardı.Anıların artık benle ama anıları kazanayım derken seni kaybettim ben beklediğim aşk’ı ben beklediğim bal dudakları güzel vücudu kaybettim herşey için özür dilerim Füsun’um…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Reklam
Reklam