Bir düşünelim; bundan dört yüz yıl öncesine kadar Salat-ı Ümmiye'yi yahut şu mübarek günlerde okuduğumuz teşrik tekbirlerini Itri'nin bestesiyle okumuyorduk. Türklerin İslami sanatlarının her alanında olduğu gibi kıraatte de kendi üsluplarını aslına öylesine yedirmişler ki adeta başka bir nağme ile Salat-ı Ümmiye veya teşrik tekbiri getirilmez olmuş. Itri'nin de içine doğacağı revnaklı şehrin fethini unutmamak gerek.
Kendini tek bir kimliğe hapsetme. Hobilerin işini, entelektüel merakın ise karakterini besler. Farklı alanlarla ilgilenmek zihni zinde, ruhu ise zengin tutar. -Itri
Reklam
Emek verdiğin bir sürecin sonucunu almak için acele etme. Hayatın kendi ritmine saygı duy; vaktinden önce açmaya zorlanan çiçek solar. -Itri
davetlisiniz...
Göçün Coğrafyası Hafızanın Romanı | Bilinmeze Doğru 🗓️ 21.04.2026 🕑 14.00 📍 Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Yerleşkesi Sarı Salon -1. Kat Reisim Çatlı Hülya Başarangil Demir
arslan gazioğlu Bak ne güzel diyerek süsleyerek dünyayı Unutturup onlara Yaradanı Mevlâyı Onların elleriyle hakkı devireceğim Ademoğlunu sana karşı çevireceğim Ve İblis lanetlenir en nihayet kudretten Ateşten gömlek giyer kovularak cennetten Bir zaman nidâ geldi cennettekiler gelin ! Bu çamurun önünde secdelere eğilin Bunu duyan melekler emre amâde gerek Hepsi secdeye gitti bu Allah’tan diyerek Dünyada ki keşmekeş hali gören melekler Yarabbi bunca zulme doymadı mı felekler Ey melekler zihinden silin dünya pusunu Benden başka kim bilir birşeyin doğrusunu ? Ve Adem yaratıldı cennetin köşesindeNe karanlık ne gündüz nuranî olan yerde Bir ses geldi Allah’tan duydu tüm melekler İnsan yaratacağım ! İnsan yaratacağım ! Ruhumdan bir parçayı ruhuna katacağım Uyvar önünde türkü ! Kılıçarslan kısrağının soluğunda azim ! Sina çölünde Yavuz ! Ölümün öldüğü Çanakkale’de ! Ölümsüz ruh benim !
Şiir
Çok bekletti bizi, Hiç vaktinde gelmedi mayıs Haziran Aram'dı ya da öyle biriydi Temmuz bir düştü belki Yaraları sarar gibiydi Ağustos yıldızlarla basardı gecemizi Bir gül suçüstü yakalanırdı Eylül bir çocuğun çığlıklarıydı Susardın, durmadan susardın Ve rüzgârlar başlardı Yolunu yitirmiş bir gezgin gibiydi ekim Sürgünlere uğurlardık kendimizi Kalan mı bizdik, giden mi Bilinmezdi Kasım rüzgârda bir yapraktı Ve biraz ıtri Kendi sesiyle irkilirdi Aralık günlerin son neferi Soluk bir düş geçse de Hiçbir mevsim gözlerin kadar Acımasız kullanmadı neşteri Susardın ve kar yağardı A. Hicri İzgören
Şiir
Reklam
Reklam