Huzursuzluğun En Zarif Hali: Huzur
Puan vermedi·419 syf.··
2026 3. kitabı
Roman, II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde, her an her şeyin yıkılabileceği bir dünyada, Mümtaz’ın Nuran’a duyduğu tutkulu aşkı ve bu aşkın çevresinde şekillenen kültürel arayışları anlatıyor. Tanpınar; Boğaz’ın sularını, bir Itrî bestesini veya eski bir sokağın havasını öyle bir betimliyor ki, romanın kahramanları kadar İstanbul’un kendisi de başrolde yer alıyor. "Huzur", aslında insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen fırtınanın adıdır. Huzur’u okumak, bir müzede ya da eski bir plaktan yayılan bir ney sesinde geçmişi aramak gibi. Mümtaz’ın melankolisi, Nuran’ın zarafeti ve Suat’ın varoluşsal sancıları... Tanpınar bize; aşkın sadece bir duygu değil, bir kültür ve tarih bilinci olduğunu hatırlatıyor. Eğer kelimelerin büyüleyici gücüne inanıyor ve ruhunuzun derinliklerinde bir İstanbul akşamı yaşamak istiyorsanız, Huzur sizin için yazılmış demektir. Her şeyden biraz kalır; bir kitaptan birkaç satır, bir insandan birkaç gülüş, bir şehirden birkaç sokak...
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201421,3bin okunma
Huzursuzluğun Kitabı: Huzur
10/10
·415 syf.··
2026 82. kitabı
bir şehre, bir kadına ve bir kültüre duyulan karşılıksız bir aşkın; musikiyle, tarihle ve felsefeyle yoğrulmuş hüzünlü bir estetik manifestosudur. Mümtaz ile Nuran’ın Boğaziçi’nin her köşesine sinmiş aşkı, aslında yıkılan bir imparatorluğun enkazı üzerinde yeni bir kimlik inşa etmeye çalışan Cumhuriyet aydınının trajedisidir. Tanpınar, romanın her satırına bir Itrî bestesinin vakarını veya bir mezar taşının dinginliğini işlerken; Mümtaz’ın şahsında "geçmişin estetiği" ile "geleceğin rasyonalitesi" arasındaki o onarılmaz çatışmayı resmeder. Kitabı okurken İstanbul, Mümtaz’ın zihnindeki çağrışımlarla öyle bir derinlik kazanır ki, artık sadece bir şehir değil, insanın ruhundaki karmaşanın yansıması haline gelir. Bu roman, adının aksine, okura huzur veren bir eser değil; bilakis huzurun imkansızlığını, sanatın ve aşkın o kırılgan güzelliğiyle hatırlatan bir "huzursuzluk" şaheseridir.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Reklam
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Daha önce yetişkin kitapları sayesinde kalemiyle tanıştığım Funda Uçuk Er’in yazdığı Şimdi Oyun Zamanı, oyunun çocuk dünyasındaki yerini merkeze alan, hem eğlenceli hem de öğretici bir eser. Kitap, günümüz çocuklarının sıkça karşılaştığı “ekran mı oyun mu?” ikileminin yanı sıra, sanal oyunlardaki siber zorbalığı ve dolandırıcılığı yargılamayan bir dille ele alıyor. Demir’in en yakın arkadaşı Metin’in atölye derslerindeki tuhaf davranışlarını fark etmesiyle kurgu başlıyor. Annesi, abisi, arkadaşı Derin ve Eskimeyen Kitaplar dükkanının sahibi Itri Dede’nin yardımıyla Demir, sanal oyunda zorbalığa uğrayan arkadaşı Metin’e yardım ediyor. Yazar, oyunun çocuk gelişimindeki önemini didaktik olmadan kurgunun akışı içinde çok doğal bir şekilde veriyor. Dilinin akıcı ve sade olması sayesinde çocuklar zorlanmadan okuyabiliyor, hatta kendilerini hikayenin içinde hissediyor. Özellikle 7–8 yaş grubu için uygun olan bu kitap; hayal gücünü destekliyor, empati gibi sosyal becerileri teşvik ediyor ve dijital farkındalık kazandırarak ekran dışı oyunlara özendiriyor. Şimdi Oyun Zamanı, hem sınıf kitaplığına hem de ev kütüphanesine çok yakışacak bir kitap. Çizimleri de çok başarılı. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Şimdi Oyun Zamanı!Funda Uçuk Er · Timaş Çocuk Yayınları · 202521 okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 00:51
buraya sadece şairin notunu bırakmak istiyorum. “benim ülküm, beşeri ilkeleri aşan cihanşümul bir sevdadır. bu ülkü aklına esenin yazamayacağı, sınırlarını politikacıların çizemeyeceği bir ülküdür. farklı düşünenler olabilir. farklı ülküler peşinden giden olabilir. hiç kimsenin, hiç kimseyi farklı düşündüğünden dolayı kendi çığırından yürümeye zorlaması akıl alır şey değil. ideallere (ülkülere), ipotek koyanlar ve o ipoteğin ilelebet sürmesini isteyenler, hepinize sesleniyorum: ülkünüz nerede başlar, nerede biter? muhtevasında bulunan güzelliklerle çirkinlikleri ayırt etmeden sahiplenmek nasıl bir ülküdür? insanları ne güzelliklerinden kovmaya, ne de çirkinliklere bekçi yapmaya hakkınız vardır. ben kendi ülkümün işaretlerini koordinatlarıyla birlikte şiirleştirip sunuyorum. yeminim var, başka türlüsüne talip değilim… yüreklerde kök bağlayıp yaşayan bir güzel ülküdür gönül verdiğim. ezelden ebede müjde taşıyan bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Yesi’deki kutsal aşkın mayası Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası Söğüt'teki has kilimin boyası bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Yunus’layım "et-kemiğe bürünen" Selim ruhta, Yavuz serdar görünen Şems misali cümle kirden arınan bir güzel ülküdür gönül verdiğim. bedenlerde Koç Köroğlu yüreği depreştikçe yakın eyler ırağı îman kalesinin bayrak direği bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
Akıl Karaya VurduAbdurrahim Karakoç · Ocak Yayınları · 19971,702 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Okulda veli toplantısı vardı. Veli toplantısında en son yapılan denemeler görüşülecekti. Demir’in ailesi beraber gitmek istiyordu. Demir bir bahane bulup onlarla gitmedi . Yolda giderken İngilizce öğretmeni Itri Dede’den balon alıyordu. Onları okulda oyunda kullanacaktı. Oyunu kızlar kazandı. Metin babasının kulağında tutup çikolata istiyordu. Demir buna çok şaşırıyor. Demir’in babası yerde ağlıyordu . Demir utanıp ona kalkmasını söyledi. Eve gittiler . Su balonları ile savaş yapıyorlardı. Demir bu duruma şaşırdı. Demir onlara hasta olacaksınız diye eve çağırdı. Sonra Metinlere gitti . Metin babasına kızıyordu . Metin’in babası dersini yapmayıp bilgisayar oynuyordu . Demir babasına ne olduğunu sordu . Metin de olayı anlattı. En sonunda anne babalar eski haline dönüyor. Müdür çocuklara olayı anlatıyor ve anne babanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor . Pazar günü çocuklarla oynama günü yapıyorlar.
Tersine OkulFunda Uçuk Er · Timaş Çocuk Yayınları · 202525 okunma
İşte Bu Son Talanı Ömrümüzün
10/10
·64 syf.··
2025 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 00:00
Talan Şiirleri Hilmi Yavuz'un en son yayımlanan şiir kitabıdır. Kitapta bir konu bütünlüğü içerisinde yazılmış farklı şiirler bulunuyor. Bu şiirlerin en önemli hususiyeti bir şairin ömrünün son demlerini ince bir duyarlılıkla aksettiriyor olmasıdır. Daha önce okuduğum Hurufî Şiirler ve Lanet Şiirleri'nde olduğu gibi bu kitapta da Hilmi Yavuz'un Ahmet Haşim'in poetik anlayışını devam ettirdiği söylenebilir. Zaten bu kitaplarda güçlü bir Ahmet Haşim imajı, onu çağrıştıran mısralar hemen göze çarpacaktır. Örneğin Hurufî Şiirler'deki, 'sürgün yalnızdır heryerde...' diye okudun; sürgünken hayatın bir kıyısına, oradan durup baktın; gün o günken... güneşli, acımasız bir akşamın sonunda arzu: -yok bile! (...) annenle bazı geceler: bir göl duygusu geliyor; acı pestil duygusu kışın; 'yaşadığım annemdir', diyorsun...) -de! mısraları çok açık bir şekilde Ahmet Haşim'in şiirlerine ve yaşamına atıfta bulunmaktadır. Ayrıca bu kitapta yer alan, "zamanı geldi, kederler toplandı / eşyanın dağıldığı saatler..." dizelerindeki "eşyanın dağıldığı saatler" ifadesi; keder ve hüzün imgelerinin ön plana çıkması yine Ahmet Haşim'in şiirlerini hatırlatan unsurlar arasında zikredilebilir. Bu bağlamda Hilmi Yavuz'un son şiirlerinin Ahmet Haşim'den izler ve esintiler taşıdığını, ancak onun gölgesinde kalmadığını söylemek mümkündür. Daha doğru bir ifadeyle bu şiirlerde Hilmi Yavuz, Ahmet Haşim ile "şiirsel bir akarabalık" kurmuş, onun şiilerini genişleten, onun nefesini günümüze taşıyan şiirler kaleme almıştır. Talan Şiirleri, Türk ve dünya edebiyatından pek çok şiir ve şaire göndermeler olan şiirlerden oluşmaktadır. Tevfik Fikret'in Hân-ı Yağma'sı, Yahya Kemal'in Hazan Bahçeleri, Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk'ı, Itrî'nin Tekbir'i, İbni Arabî'nin
Şiir
Talan ŞiirleriHilmi Yavuz · Everest Yayınları · 2021197 okunma
Reklam
Reklam