“Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dörtbaşı mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! - değil mi ki bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malûm, toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi.”
Uzun serüvenimden sonra bi türlü okuyamayıp ertelediğim ve bana boğucu gelen şiir kitaplarını nihayet kalan dirayetimi de toplayıp başladım hatta ilk kitap diyim ya (diyim mi kuşkulandım, neyse).. yeni kampüsümüzde gezinirken benim tabiki ziyaretgahını doldurmazsam olmazlarımdan kütüphane günlüğüme yeni hikaye alıp dalmak istedim. Azcık ucundan uzun süren kitap arayışlarımda iken kitabın adını (off Ofelyaa en sevdiğim isimlerden) görür görmez gözüm açık halde havada kapıp sarılıp benim olmalısın okumalıyım seni dedim. (nolmuş yani yanında 2 kitap daha aldıysam heni sırf oxumak üçün) daha gün girmeden araya bitirdim kitabı tabisi. Dersi de ekmiş olabilirim yani kitap beni fena sardı. (zira full okuma bazlı olan derse kendim de çalışabilirim da mı, peki benim hava atmam tatlışlığı :) )
İşin gırgır boyutu bir yana dursun Rimbaud’un şiirlerinde en belirgin temalar özgürlük, başkaldırı, kimlik arayışı, doğa ve delilik ekseninde şekillenir -ilgi alanım olur kendileri- e haliyle Ofelya kitabında bu temaların izleri açıkça görülmesi de kaçınılmazdır doğal olarak. Şair, toplumsal kalıplara ve dini baskılara karşı durur insanın iç dünyasındaki çatışmayı dile getirir. Aslında ”Ofelya” şiirinde, Shakespeare’in aynı adlı karakterinden yola çıkarak masumiyetin ölümle buluştuğu trajik bir güzelliği anlatır. Rimbaud’nun Ofelya’sı, suyun içinde kaybolan bir ruhun, kaybolan gençliğin sembolüdür. Cehennemde Bir Mevsim bölümlerinde ise şairin kendisiyle hesaplaşması, günah, inanç, arzular ve suçluluk temaları ön plandadır Aydınlanmalar