bîşenk

bîşenk
Ez dara jînê me li nav rojhilata navîn, min gelek ba û bager dît lê ez neşikestîm.
Ansıma
Bazı şeyler vardır, sözler, renkler, insan yüzleri ya da bir taş parçası, bir pencere, saçma-maçma, böyle hafızanızda yer eder. İsteseniz de atamazsınız
Sayfa 104
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nereye gittiğimizi bilmiyoruz, ama gene de doludizgin bir yerlere gidiyoruz. Quo Vadis? Yanıtı bilen varsa beri gelsin. Aslında her gün, herkes (gazetelerin köşe yazarları, politikacılar, dernekler, dernek sözcüleri, işadamları) bir yanıt veriyor. Ama hangisine inanayım? Hiçbirinin inandırıcı bir yanı yok. Bence yaşam, her geçtiğimiz gün, anlamını değiştiriyor. Bu anlamı bulup çıkarmak, ona göre bir durum almak zorundayız gibime geliyor. Yani geleceğimiz için. Yani yurdumuzun geleceği için. Yani hepimiz için. Bilmiyorum, yanılıyor muyum, ben böyle düşünüyorum. Düşüncemi söylüyorum.
Sayfa 45
Alıntı
Kaptansız bir gemideyiz. Hiç kimse nereye gideceğimizi bilmiyor. Amaçsızca gökboşluğunda kanat çırpan kuşlar gibi ordan oraya gidiyoruz. Ama çaldığımız tüm kapılar kapalı. Vardığımız her yer, boyumuzu aşan bir duvar. Deliksiz taş bir duvar. Ardında neler olup bitiyor, bilen yok.
Sayfa 33
Alıntı
Dükkânları açmamışlar bugün. İki kişi geliyor, iki yeni yetme, sağcı ya da solcu (çünkü amaç bir, yollar ayrı), "Yarın dükkânını açmayacaksın" diyor, esnaf da açmıyor dükkânını. Sonra öte yandan Devlet yetkilileri duyuruda bulunuyorlar. "Açacaksınız dükkânlarınızı" diyorlar. Kimi esnaf açıyor, kimi esnaf açmıyor. Dükkânları açtıklarında, bir hafta, sebze, meyve, et, yağ, süt, peynir, zeytin almayacaksın ki esnafın aklı başına gelsin. Efendilerinin kim olduğunu anlasın. Kimden korkmaları gerektiğini anlasın. Ama nerde bizde o bilinç! Korku dağları beklermiş. Tanrı'dan korkmayan esnaf da demek bi'şeylerden korkarmış da biz bilmezmişiz.
Sayfa 11
Alıntı