6/10
·176 syf.··
2026 40. kitabı
#aylardankasımgünlerdenperşembe "Ama șimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın, iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi kapalı tutuyorum." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine uzun zamandır kalemini merak ettiğim @benaysekulin 'e ait bir eser ile geldim. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Atatürk'ü anlatan bir eser. Ancak hep bildiğimiz, okuduğumuz eserlerin aksine bu kitapta hayatına sığdırdığı siyasi, askeri olaylardan ziyade iç dünyasına, çocukluğundan gençliğine, gençliğinden Cumhuriyetin ilk yıllarına ve hayatının son günlerine kadar geçen sürecte yaşadığı duygulara değinilmiş. Özellikle hastalığının son anlarında yatağında yatarken geçmişe dair duyduğu özlem ve pişmanlıklarını okumak ilgi çekiciydi. Çünkü siyasi ve askeri yönünü başta okul olmak üzere bir çok yerden okuyoruz ama iç dünyasını, hissetmiş olabilecekleri bizler için hep bir soru işareti olarak kalacak ve bu konuda yazmak bence cesaret istemiştir. Dolayısıyla beklentim yüksek bir şekilde okudum eseri. Kitabın en çok hoşuma giden yanı çocukluğunun olduğu kısımlardı orada okula olan sevgisi ve arzusu gerçekten hissediliyordu. Sonrasında Dimitrina ve Lütfiye ile olan ilişkilerine hakim değil eserde duygularla okumak ilgimi çekti. Ancak kitapta hafızlığın gerici bulunması, dini eğitimin yerilmesi ve başta annesi olmak üzere kardeşi ile diğer kadınlar üzerinden sanki aşağılar bir üslupla bahsediyormuş gibi yazılması beni çok rahatsız etti. O nedenle sonrasında dini terimlerin ve kadınlarla ilgili olumlu yazıların samimiyeti bana geçmedi. #engelsizokurlaokuyoruz
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,490 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
90. sayfadayım. Çevirisi aşırı yorucu. Uzunluk ve ağırlık ölçülerini Çince hâliyle bırakmak gerekli miydi gerçekten? Para birimi değil ki bu. Metre, kilogram yazılsa çok daha akıcı olacakmış. Profesör, Bilgin gibi isimlerin büyük harfle yazılmasını anlarım ama "Profesörlerden biri" derken de büyük harfle yazılmış. Çeviri daha iyi olabilirmiş. Erdem Kurtuldu'nun çevirilerini okurken yazarın mizahi dilini daha net hissediyordum. Bu çok ruhsuz bir çeviri olmuş. Bunun dışında "-ken" ekinin sürekli peş peşe kullanımı da okumayı zorlaştırıyor. Örnek vermem gerekirse: "İsrailoğullarının Mısır'dan çıkarken Musa'nın liderliğinde yolunu takip ederken ne kadar ıstırap çektiklerini bilir misin!" Bu nasıl bir Türkçe?? Umarım çevirmen Afife Hanım bu eleştirileri bir sonraki çevirilerde dikkate alır. Çinceden çeviri yapmanın ne kadar zahmetli olduğunu biliyorum. Emeğinize sağlık.
Dört KitapYan Lianke · İthaki Yayınları · 20260 okunma
Spoiler
5/10
·336 syf.·
2026 8. kitabı
Çok karmaşık hislerim var bu kitap hakkında. Genel olarak fikir gerçekten güzel ve kitabın konusunu okuduğumda çok hoşuma gitmişti. Alma sebebim de buydu zaten. Ama maalesef diğer kısımları tuhaftı. Karakterlerin ikisi de yahudiydi ve bayağı yahudilikle ilgili sohbet var ya da sadece bir gün içerisinde bütün her şey yaşanırken gidip esrar aldılar, yani şaka mıydı bu kitap? Aşırı tuhaf aşırı tuhaf geldi. Ayrıca bu Amerikan tarzdaki rom-com'larda kültür çatışması olayınından hiç hazzetmiyorum. Kitaptan soğumamın temel sebebi oluyor. (Tabii bu kitapla alakalı bir şey değil.) Son olarak eklemek istediğim bir şey daha var: Lanet "third act break up"tan bu kitabımızda da vardı. Yani evet tam olarak break up gibi sayılmaz çünkü 1 saat falan sürüyor sanırım emin değilim -Kitabın her bölümü saat saat ilerliyor- ama Neil'ın elindeki ismin Rowan olduğunu öğrendiğimizde ben "Aa ismi olmasına rağmen kızı öldürmekten vazgeçmiş." gibi bir tepki verdim ve bir sayfa sonra Rowan'ı Neil'a karşı ihanete uğramış gibi hissederken okudum, ayrıca kavga ederken? Şaka mısın kızım ya. Kitabın tek iyi yanı özetlemek gerekirse konusu ve akıcılığıydı. Sonuç olarak incelemem bu şekildeydi önermiyorum.
Romantik
Bugün Bu Gece YarınRachel Lynn Solomon · Yabancı Yayınları · 202543 okunma
Puan vermedi
Hem animesini Hem de mangaları okumuş biri olarak, Kira'ya kısa bir mesajım var : Sendeki kafayı kuşa taksak ters uçar bilader. Madem dünyayı Daha iyi bir haline getirmeye ant içtin, O zaman ne diye İyileri de öldürüyon bilader. FBİ ajanı abi Raye Penber'i ve hanım hanımcık Nişanlısını niye öldürdün. Seni deli gibi seven Kiyomi Takada ablayı niye öldürdün. Hadi hepsini geçtim, Babanı niye öldürdün bilader. Bir karar ver, İyi tarafta mısın Kötü tarafta mı ? Sen bile kafanda bunu netleştirmezken, Okur ve seyirci nasıl netleştirsin ! Yok o aslında Gizli bir felsefe ve alt metin falan diye Laf ebeliğine gerek yok. Kira, hep Kira'dır ve hep öyle kalacaktır
1000Kitap
Ölüm Defteri 1 - Can SıkıntısıTsugumi Ooba · Akılçelen Kitaplar · 20116,8bin okunma
Çavdar Tarlasında Çocuklar hakkında düşüncelerim
6/10
·198 syf.··
2026 11. kitabı
Kitapta en etkilendiğim yer, Holden Caulfield (kitaptaki baş karakter) ve kız kardeşi Phoebe arasında geçen bir konuşmada, kız kardeşinin ”ne yapmak istiyorsun” sorusuydu. Holden’in ise bu soruya yüzlerce çocuğun bulunduğu bir çavdar tarlasında öylece durmayı ve ne zamanki birisi uçurumun kenarına yaklaşırsa onu tutup çekmeyi istediğini söylemesiydi. Kitaptan alıntı yapmadım ama tam olarak buna benze bir şey söylüyordu. Açıkçası bu kitabı tıpkı Holden olabildiğim yaşlarda okumayı çok isterdim. İsterdim çünkü, belki de olaylara daha farklı yaklaşmış olacak ve şimdiye kadar yapmış olduğum salaklıkları daha az yapmış olacaktım. Bunu söylediğim için kitabı çocuğunuza ya da küçük kardeşinize okuması için önerir misiniz, sorusuna da evet diyebileceğimi anlamışsınızdır sanırım. Bir de ölen kardeşine duymuş olduğu sevgiyi dile getirdiği bir bölümde tam olarak şöyle diyordu: “Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın,Tanrı aşkına; özellikle de hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli insansa?” Görünen o ki, Holden küçük yaşına rağmen aslında insanlığa bir ders verecek söz etmiş diyorsunuz. Yoksa Tüm Bunlar Salinger’in kendi Anıları mı? Kitabı okurken sanki bir çok şey, Salinger’in kendi anılarıymış gibi hissettim. Anıdan ziyade Salinger’in ergenlik döneminde tutmuş olduğu ajandalardan ortaya çıkmış bir eser gibi geldi. Tabi bazı olaylar ve mekanlar değiştirilmiş olabilir. Bunu da sadece yazarın kendisi Salinger biliyordur kim bilir… Çünkü ciddi anlamda yetişkin birinin bu kadar çocuk ruhlu yazmış olması bende gerçekten hayranlık uyandırdı. Yani tüm o satırları okurken, bir çocuğun ağzından, onun gözünden ve olaylara bakış açısından dünyayı görmenin ne kadar zor olabileceğini daha iyi anladım. Holden’in Kişiliği Ama Holden’i çok sevdim. Kabul
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma