Belki Derdimize Çare Bir Çiçek
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:05
İncelememe Kitabın En Sevdiğim Alıntısıyla Başlamak İstiyorum Genç dostlarımız Allah'a (c.c.) dayansınlar, çalışmaya ve gayrete sarılsınlar. Yenildik, pes ettik, demesinler. Yedi kez düşseler de sekizinci kez ayağa kalksınlar. Hayattan geriye anlatılmaya değer bir hikâye bırakmaları gerektiğini unutmasınlar. İnsan, bu hayatı boşa yaşamış olamaz. Bizden önce milyarlarca ruh yaşadı ve gitti, bizden sonra da milyarlarca ruh gelip geçecek. İnsan hayatı, sonsuz âlemde bir ışık çakımı gibi... Öyleyse buraya güzel bir sada, hoş bir iz bırakmak gerek. Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, dokunduğumuz kalplerle... Bunun için sâ'ye, çalışmaya sarılmak lazım... Bu satırları okuduğumda içimdeki o geçici telaşın dindiğini hissettim. Bazen hepimiz "her şey üstümüze geliyor" diye düşünüyoruz ama bu kitap bize aslında hayatın ne kadar kıymetli bir "iz" bırakma fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Düştüğümüzde "yenildim" demek yerine, yedi kere düşüp sekizinci kez ayağa kalkmanın o asil direnişini kuşanmak... Bu, ruhu gerçekten hafifleten, insanı kendi eksenine döndüren bir bakış açısı. Hayat, evet, sadece bir ışık çakımı kadar kısa ama bu kısa sürede dokunduğumuz kalpler, ettiğimiz güzel sözler ve çabamızla dünyaya bıraktığımız o hoş sada, baki kalacak olan asıl mirasımız. Eğer siz de hayatın karmaşasında soluklanacak, "tekrar ayağa kalkmak için" bir neden arayacak bir dost sesi arıyorsanız, bu kitap tam da omuzunuza dokunup "devam et" diyecek türden. Başucunuzda dursun, her sayfada kendi hikayenize dair bir parça bulacaksınız. Şimdi Geçelim Kitaba Modern zamanın gürültüsünde yorulmuş, kendi içine dönmek isteyen herkes için bir sığınak bu kitap.Bu kitap, modern dünyanın karmaşasında kaybolan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan ruhumuza verilmiş bir mola gibi. Sadettin Ökten, Kemal
Belki Derdimize Çare Bir ÇiçekM. Kemal Sayar · TK Kitap · 2025970 okunma
Ailenin dokunulmazlık zırhı…
10/10
·288 syf.··
2026 3. kitabı
İyi Aile Yoktur’u okurken en çok zorlandığım şey, kitapta anlatılanların yabancı gelmemesiydi. Çünkü Nihan Kaya öyle uç örneklerden, istisnai hikâyelerden bahsetmiyor. Tam tersine, çoğumuzun “normal” diye büyüdüğü şeyleri masaya yatırıyor. Aile kavramı toplumda neredeyse kutsal kabul edilir. Anne babalar sorgulanmaz, çocuklar ise çoğu zaman sorgulanan taraftır. Bir sorun varsa çocuk asi olmuştur, nankördür, şımarmıştır, söz dinlemiyordur. Oysa Nihan Kaya bu ezberi tersine çeviriyor ve rahatsız edici bir soru soruyor: Ya sorun çocukta değilse? Kitap boyunca çocukların ne kadar ciddiye alınmadığını görmek insanın içini sıkıyor. Yıllarca bebeklerin ve küçük çocukların fiziksel acıyı yetişkinler kadar hissetmediğine inanılmış olması bile başlı başına ürkütücü. Daha da ürkütücüsü, duygusal acılarının bugün bile çoğu zaman önemsenmemesi. “Çocuktur, unutur”, “Anlamaz”, “Büyüyünce geçer” denilen pek çok şeyin aslında insanın karakterinde, ilişkilerinde ve kendilik algısında yıllarca iz bırakabileceğini anlatıyor kitap. Nihan Kaya’nın üzerinde durduğu bir başka konu da kadının aile içindeki görünmez yükü. Kadın çoğu zaman fedakârlığın adı oluyor. Kendi isteklerinden vazgeçmesi bekleniyor, kendi hayatını ertelemesi bekleniyor, herkesin yükünü taşıması bekleniyor. Üstelik bunlar öyle normalleştirilmiş ki çoğu zaman görev gibi görülüyor. Oysa kitap, kadının da ailesindeki diğer bireyler kadar arzuları, hayalleri ve sınırları olan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Kitapta dikkatimi çeken bölümlerden biri de çocukların anne babalarını koşulsuz sevmesi üzerine yapılan değerlendirmelerdi. Bir çocuk ne kadar kırılırsa kırılsın, ne kadar ihmal edilirse edilsin çoğu zaman sevgisini anne babasından çekmiyor. Hatta çoğu zaman suçun kendisinde olduğunu düşünüyor. Belki de bu yüzden aile
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Reklam
7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:08
Ustura Gözyaşları, insan ruhunun derinliklerine inen, acı, mücadele ve hayata tutunma temalarını etkileyici bir şekilde işleyen bir romandır. Eserde karakterlerin yaşadığı zorluklar ve iç çatışmalar okuyucuya güçlü duygular hissettirir. Yazar, sade ancak etkileyici anlatımıyla olayları akıcı bir şekilde sunarken, insan ilişkilerinin karmaşıklığını da başarılı bir biçimde yansıtır. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, yaşamın sert gerçekleri karşısında karakterlerin gösterdiği dirençtir. Hikâye boyunca umut, hayal kırıklığı ve fedakârlık gibi duygular iç içe geçer. Bu yönüyle eser, okuyucuyu hem düşündüren hem de duygulandıran bir yapıya sahiptir. Sonuç olarak Ustura Gözyaşları, güçlü karakterleri ve etkileyici anlatımıyla okuyucuda iz bırakan, insanın iç dünyasını sorgulamasına yardımcı olan bir romandır.
Ustura GözyaşlarıS. A. Cosby · Martı Yayınları · 202358 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:32
Selam kitap ailem iyi akşamlar bu akşam sizlere şahane bir kitaptan bahsedeceğim ; "Firuzeyi Sever Gibi " Aslıhan Acartürk bu eserinde , gürültülü dünyada sessizce parıldayan, iz bırakan ve bittiğinde okuyucuyu kendi kalbiyle baş başa bırakan dokunaklı bir duygu muhasebesi. Asım, Firuze, Ayşen, Hilal, Ahmet... Her birinin apayrı hikayesi vardı kendi içinde İnsanlar yalnız kalmak istiyorlarsa onlara ulaşıp o yalnızlığı paylaşmayacağımızı anladım eseri okurken Ulaşılmaz olabilmek de bizim elimizdeymiş... Bir insanla aylarını da geçirsen aynı evin içinde olup aynı yatakta bile uyusan o sana izin vermiyorsa tanıyamıyormuş insan Firuzeyi Sever Gibi, klişe bir olay örgüsünden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki kırılmaları ve yeniden ayağa kalkış çabalarını izlemek isteyen okurlar için oldukça rafine ve dokunaklı bir seçenek. Büyük patlamalardan ziyade, sessiz fırtınaların ve derin izlerin anlatısı. Geçmiş ve günümüzden parçalar barındıran güzel bir eser okumak Asım'ın dünyasına misafir olmak isterseniz Firuzeyi Sever Gibi kitabının Yeşilçam tadında sayfalarına davetlisiniz
Firuze’yi Sever GibiAslıhan Acartürk · Elpis Yayınları · 202322 okunma
9/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Bir leyleğin kanat çırpışlarında, göç yollarında saklı bir insanlık hikayesi... Bugüne kadar pek çok aile dramı okumuş olabilirsiniz ama hikayeye yukarıdan, gökyüzünden ve bir leyleğin bilge gözünden bakmak bambaşka bir deneyimdi. Ahmet Haşim Güler’in Masumiyetin Yükü romanı; bir ailenin içindeki kopuşları, hüzünleri, gidişleri, kalanların omuzlarındaki ağır mesuliyetleri ve her göç mevsiminde yeniden sınanan hayatları muazzam bir metaforla anlatıyor. Leyleğin her gidişi ve gelişi, aslında insan ilişkilerindeki o bitmek bilmeyen döngüleri fısıldıyor kulağımıza. Ancak bu kitabı bitirdiğimde bende bıraktığı iz, sadece bir hikaye okumuş olmak değil, adeta sarsıcı bir sosyal deneyin ortasında kalmak oldu. Okurken kendimi sürekli etrafımdaki insanları, kendi ailemi, akrabalarımı ve hatta en yakın arkadaşlarımı sorgularken buldum. Hayattaki duruşlarını, hamlelerini kitaptaki karakterlerle bağdaştırdım. En çok canımı yakan da ne oldu biliyor musunuz? İnsanların "masumiyet" maskesi arkasına sığınarak sergiledikleri o sahte samimiyetleri ve diğer yanda, gerçekten masum olanların bu acımasız toplum düzeninde nasıl ezildiğini görmek... Kitap, hayatın bu iki yüzünü yüzüme bir tokat gibi çarptı. Eğer hem edebi yönü güçlü, anlatıcısı ezber bozan bir hikaye okumak hem de kendi hayatınıza, çevrenize ve ilişkilerinize dışarıdan bir gözle bakıp derin bir yüzleşme yaşamak istiyorsanız, bu leyleğin kanatlarına mutlaka takılmalısınız. Vicdanınızı derinden sarsacak o ağır yükle tanışmaya hazır mısınız?
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202612 okunma
10/10
·664 syf.··
2026 22. kitabı
Kuantumun tasavvufla buluştuğu, bilimin, polisiyenin, tarihi kurgunun iç içe geçtiği harika bir kitap getirdim bugün sizlere. Daha önce Başak Sayan’ ın kitaplarını okudunuz mu? Ben yazarı ve kurgularını çok beğeniyorum. Gülün açtığı gece, bir Mevlana ve Şems kitabı, ama aslında aynı zamanda Hallac-ı Mansur’un nokta felsefesini kuantum teorisiyle birleştiren ve okurlara bambaşka bakış açıları kazandıran bir kitap. Bu kitapla Tebrizli Şems’i daha iyi tanıdım, tasavvufu daha iyi anladım. Esasında birbirinden bağımsız da okunabilir fakat eğer Başak Sayan’ ın “Nigahdar” kitabını önce okuyup, sonra “ Gülün Açtığı Gece” yi okursanız alacağınız haz iki katına çıkar, garanti ediyorum. Kitaptan öyle çok etkilendim, çevremdeki insanlara öyle çok tavsiye ettim ki, sahip olduğum duyguları burada ifade etmem çok zor. Okumayanları kıskandığım, altını çizdiğim cümleleri açıp tekar tekrar okuduğum, bende iz bırakan bir kitap oldu. İçtenlikle tavsiye ederim. Devam kitabını merakla bekliyorum
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026134 okunma
Reklam
Reklam