Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?
Ben bu kadar değilim
kışlada ölü bir zaman
bir güzel at durdukça gider
gittikçe döner bir bir güzel at durdukça
askerim, benim ağzım kuşlardan.
güneşi sormuyorum lekelenmiş dallardan
dalları sormuyorum dallardan daha iyi
yüzümü istiyorum bir süvari alayından
ne yapsam istiyorum, ama istiyorum
bir kişi bile değilim yalnızlıktan.
bir kişi bile değilim yalnızlıktan
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan.
ben bu kadar değilim
kışlada ölü bir zaman.
Beni bilen bilir, taniyan tanir. Saf siircilerle pek uyusmam (Hasim ve Rimbaud haric!), mistisizmi kaldiramaz kafam. Fakat bilenler sunu da biliyor ki Tanpinar, Cansever'in hocasi oldugu kadar benim de hocam. Icimde hassas kalan bir nokta var, belki ruyalarimdan parcalar. Tanpinar'in tuyden kalemi her seferinde oraya degiyor. Basariyor bunu. Bugun sinavdan cikip eve geldigimde kafami gomdum yine. Bu benim meditasyonum gibi bir sey. Tesekkur ederiz Tanpinar, hala icindeyiz zamanin.