Eğitim konusu Türkiye’de Batılılaşma sürecinden itibaren devamlı konuşulan ve belki de günümüzde daha fazla konuşulması gereken temel sorunlarından biridir. Günümüzde özellikle otoriter eğilimlerin daha belirgin olması nedeniyle eğitim politikası hakkında bilgi sahibi olmak daha da önem arz etmektedir. Yıllardır eğitimin önemi konusunda hemen hemen uzlaşma varken “Nasıl bir eğitim?” sorusu sorulduğunda ihtilaflar gündeme gelmektedir. Yazar bu anlamda Türkiye’nin temel sorunlarından eğitim sorununu, köy enstitüleri bağlamında ele almıştır. Bu bağlamda köy enstitülerine kadar Türkiye eğitim tarihi konusu işlenmiştir. Ardından köy enstitülerine giden süreç, köy enstitülerinin kurulması, gelişim süreci, bunların Türk eğitimine katkısı ve son olarak da köy enstitülerinin yıkılması/dönüştürülmesi konusu ele alınmıştır.
Köy enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç olduğundan eser önemli ölçüde Tonguç’un düşüncesi, yaptığı faaliyetler ve mücadelesi üzerinden ele alınmıştır. Köy Enstitüsü modeli bağlamında İslam uygarlığı çerçevesi içerisinde hocanın köydeki işlevine değinilmesi dikkat çekicidir. (s. 159)
Yazara göre köy enstitüleri Türkiye’ye has özgün bir modeldir. Mali olanakların son derece kısıtlı olduğu bir dönemde köy enstitüleri eğitime kalıcı katkı sağlamıştır. Köy enstitüleri ile ilgili temel sorun ideolojik bakış açısından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda yazar köy enstitülerine yöneltilen eleştirilere tam anlamıyla cevap vermeden iddiaları yalanlamış veya gereği gibi ele almamıştır. Kanımca yazarın temel sorunu köy enstitülerinin Kemalist rejim çerçevesinde ele alınabileceğine inanmasıdır. Zaten bu nedenle de iddiaları gerçek anlamda yanıt vermemiştir. Hâlbuki köy enstitüleri gerçek anlamda bir eğitim modeliyse, ki öyledir, bunun sadece belli bir ülke ve rejime