idris

Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanlarla olan ilişki üzerine
İnsanlar, bağışlandiklarinda arsızlaşan, bu yüzden onlara yumuşak ve sevecen davranilamayan çocuklara benzerler. Bir dostun ödünç alma istegini reddetmekle o kişiyi yitirmeyiz, ama ödünç istedigi seyi ona vermekle, onu cok kolayca yitirebiliriz; bunun gibi, bir dosta karşı gururlu ve onu biraz ihmal edici bir biçimde davranarak onu yitirmeyiz ama ona karsi ok fazla dostça ve kibar davranirsak, onu yitiririz, çünkü bu davranışımız onu küstah ve katlanılmaz kılacaktir, bu da bir kopmaya yol açacaktir. Insanlar, özellikle onlara muhtaç olduğumuz düşüncesini kesinlikle kaldıramazlar; kibir ve kendini begenme, bu düşüncenin ayrilmaz eşlikçileridirler. Kimi insanlarda bu düşünce, bir ölçüde, daha onlara güvenildiginde ya da onlarla teklifsiz bir biçimde konuşuldugunda ortaya çıkar: Hemen, onların, nazını çekmek zorunda olduğumuzu düşünürler ve nezaket genişletmeye çalışırlar. Bu yüzden çok az insan, daha güve- nilir bir iliski için elverişlidir ve daha düşük karakterdeki kişilerle ortak bir şey yapmaktan kaçınılmalıdır. Birisi, kendisinin benim için, benim ona olduğumdan daha gerekli olduğu düşüncesine kapılırsa; adeta onun bir şeyini çalmışım gibi davranır: Intikam almaya ve o şeye yeniden ulaşmaya çalışacaktır. İlişkideki üstünlük, sadece, ötekine hiçbir biçimde ve türde gereksinim duyulmamasindan ve bunu belli etmekten ileri gelir. Bu yüzden, kadın olsun, erkek olsun herkese ara sıra, ondan bal gibi de vazgeçebileceğimizi duyumsatmak yararlıdır, dostluğu pekiştirir; hatta, çogu insana ara sıra birazcık küçümseme hissettirmenin bir zararı yoktur: Böylece, dostlugumuza daha da çok deger verirler; harika bir Italyan atasozi, "Saygı duymayana saygı duyulur" diyor. Öte yandan, birisi bizim için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizlemeliyiz. Bu elbette
Sayfa 168
Ruhun ilçine sarıldığı, Kendini begenmişligi kahrolsun. Duyularımızı bırakmayan görünüşün, Korleştiriciligi kahrolsun! Kahrolsun duşlerin ikiyuzlulugu, Ünümüz ve adımızın sozde kalıcılığı! Kahrolsun yaltaklanan mal ve mulk, Kadin, cocuk, hizmetci ve kul! Kahrolsun, hazineler vaat ederek, Akıl almaz şeyler yaptıran, Ya da tembel bir zevk icin, Yastığımızı hazırlayan Para Tannsı! Üzümlerin uyuşturan sıvısı kahrolsun! En yuksek aşk, umut, inanç, Her şeyden once sabır kahrolsun!"
Tamda bizi anlatmıyormu
Herkesin kendi haklarını doğrudan doğruya savunmak zorunda olduğu doğal bir durumda yaşıyor olsaydık, insanların adaletine güvenilemeyeceği için, korkulan biri olmanın, güvenilir biri olmanın sefasını sürmekten daha önemli olduğu ilkesi pek de yanlış olmazdı.
Sayfa 83
Alıntı
Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?
Alıntı