‘Dünyadaki herkese varlıklı ABD’lilerin sahip olduğu yaşam koşullarını sağlamak için birkaç gezegene daha ihtiyacımız var, ancak elimizdeki sadece bu. Gelişme ve büyüme sonucunda ekosistem yok olursa bedelini sadece vampir yarasalar, tilkiler ve tavşanlar değil Sapiens de ödeyecek.’
‘Gelişme ve büyümeyi biraz olsun yavaşlatarak bu tehlikeyi de azaltabiliriz. Yatırımcılar bu yıl portföylerinin yüzde 6 oranında büyümesini beklerken, on yıl sonrası için yüzde 3, yirmi yıl sonrası için yüzde 1’lik oranlara razı olur ve otuz yıl içinde ekonomik büyümeyi yavaşça durdururlarsa bulunduğumuz yerde mutlu mesut yaşamaya devam edebiliriz. Ne var ki büyüme dini bu kafir düşünceye karşı çıkıyor Aksine, daha da hızlı büyümemizi emrediyor. Keşiflerimiz ekosistemin dengesini altüst ederek insanlığı tehdit ediyorsa, o zaman kendimizi koruyacak bir şeyler üretmeliyiz. Ozon tabakası inceliyor ve bizi cilt kanseri karşısında savunmasız kılıyorsa daha güçlü güneş kremleri, gelişmiş kanser tedavileri üreterek yeni güneş kremi fabrikalarının ve kanser tedavi merkezlerinin büyümesini teşvik etmeliyiz. Yeni endüstriler atmosferi ve okyanusları kirletip küresel ısınmaya neden olarak türleri kitleler hâlinde yok ediyor ve gezegenimiz sıcak, kasvetli ve kirlenmiş hâle geliyorsa, o zaman hayatın güzelliklerini tesis edebilecek sanal dünyalar ve yüksek teknoloji mabetleri yaratmalıyız.’
‘..çoğu zaman yokuş aşağı yolu tercih edersin. Şiddet de böyledir. Eğer söyleyecek lafın kalmadıysa, eğer kendini ifade etmek için kelime aramakta zorlanıyorsan veya bunun için çaba göstermek istemiyorsan, o zaman yumruğunu kaldırabiliyorsun işte. Bu yüzden şiddet, yapısı gereği kolay. Kolay olduğu için de yaygın. Yaygın olduğu için de bizi çevreleyen havada, onu nefes gibi çekiyoruz içimize.
Şiddet en basit hali ile bir güç gösterisi. Peki neden gücünü gösterme ihtiyacı duyuyorsun? Çünkü başka türlü var olabileceğine inanmıyorsun. Oluşturduğun kimliğe dair unsurlar eksik ise tek yapabileceğin gösteri, şiddet.‘