Jalə Fətəliyeva

‘Şükürler olsun ki hayat her an, hepimizden daha akıllıydı. Tek yapmamız gereken ilhamımızı bulmak ve ölesiye onu korumaktı. Çünkü evrende tesadüf yoktu.’
Sayfa 221·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
‘Büyüdükçe artık bedenimizin değil, ruhumuzun acıdığı şeyler yaşamaya başlarız. Benim başıma neden bu geldi derken bulursun kendini. Ama nasıl bu darbeler olmasa elinizdeki heykelcikler ortaya çıkamazsa, hayatın ruhumuza yaşattığı acılar olmasa biz, biz olamayız, olgunlaşamayız. Çünkü acı hisseden kişiden bir şey doğar: İntikam ya da anlayış. Seçim bizim. Kendine acıyanlar intikamı seçerler ve sonunda intikamını almaya çalıştıkları şeye dönüşür- ler. Haksızlığa uğradığı için intikam peşinde koşan biri haksızlığa uğratır. Anlamayı seçenlerse olgunlaşırlar. Bırakın hayat sizinle uğraşsın, acıtsın. İntikama düşmeyin, anlayın, anlayın ki öğretsin, değiştirsin. Bırakın hayat sizi kendinizle tanıştırsın.’
Sayfa 220·Kitabı okudu
Hayat
‘Çaresizlik diye düşündü Özge partinin yapıldığı salona yaklaşırken... Yapılan tüm yanlışları, haksızlıkları tüm netliğiyle görebilme gücü vermişti hayat ona ama bu güç şimdi bir lanetti. Gördüğü kötülüğü engelleyebilmek için yaratıldığını düşünürken kötülüğün büyümesine seyirci kalma laneti bir zehir gibi geziniyordu düşüncelerinde. Tüm devlet büyükleri buradaydı. Köleler ayaklanmış, sırtlarına binenlerin ilk defa yüzüne bakmışlardı. Kim olduklarını görmüş, bir nevi uyanmışlardı ama önemi yoktu, dünya uyuyanların uyutulduğu, uyutulamayanların hapsedildiği, hapsedilemeyenlerin öldürüldüğü bir gezegendi.’
Sayfa 196·Kitabı okudu
Adalet
‘O gece kendini kandırmanın hafifliğini öğrendi, kendine yalan söyleyerek mutlu olmanın kolaylığında kaybolan herkes gibi.’
Sayfa 211·Kitabı okudu
1000Kitap
‘Hayat ne tuhaftı, bize zarar veren şeyler, aynı zamanda huzur bulduğumuz tek şey olabiliyordu ama Ada henüz bunu bilmiyordu.’
Sayfa 209·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam