10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:02
Herkese merhaba, Donanma SEAL’i olarak Orduda görev yaptığım sırada sahip olduğum güvenlik izinlerin hassas doğası nedeniyle kurmaca eserler de dahil olmak üzere kamuya açıklanması amaçlanan her türlü yazılım materyali Savunma Bakanlığı’na sunmam gerekiyor bu yükümlülüğü yasal olarak yerine getirmek için bu kitabın taslağı savunma bakanlığı yayın öncesi inceleme ofisine sunuldu ve bu ofis tarafından düzenlenmiş şekilde onaylandı. Önsöz’den. Seal komutanı olarak donanmada görev yapan binbaşı James Reece yanlış giden birşeyleri hisseder fakat emir büyük yerden gelince ekibiyle birlikte Afganistan’da ki görevlerinde pusuya düşürülürler. Tüm ekip öldürülürken sadece Reece ve Boozer sağ kalır. Ve bu yaşananların ardından döndüklerinde Boozer de intihar eder. Gerçekten de bu intihar mıdır? Döndüklerinde Reece’yi soruşturma birimi beklerken kendisinin ve ölen arkadaşlarının da beyninde tümör olduğunu öğrenir. Bu bir tesadüf olamaz değil mi? Büyük bir heyecanla eşine ve 3 yaşında ki kızına kavuşmak üzere evine doğru yola çıkar, vardığında ise… Hamile eşi ve kızı öldürülmüştü. Belki de düşman en yakınındaydı? Ve Reece artık biliyordu neler döndüğünü ve ilk başta operasyon hatası olarak görünen olayların arkasında bir düzen olduğunu öğrendiğinde infaz listesini hazırlar. Tüm donanımlara ve zekaya sahip olan James Reece’nin öldürülememek gibi kötü bir huyu da vardı. Baştan sona kadar gerilim ve aksiyonun durmadığı kitaptı soluk soluğa okudum. Mükemmeldi, kesinlikle öneriyorum okuyun. Kitap ve sevgiyle kalın.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:01
Uzun zamandır bekleyen yayın evine ait son kitabımı da okumuş oldum. Psikolojik etkenlerin ağır bastığı bir okuma oldu. Yıl 1976. Sekiz yaşındaki Peggy Hillcoat, Londra'da annesi ve babasıyla yaşamaktadır. Hayatta kalma uzmanı ve saplantılı bir adam olan babası James, eşiyle yaşadığı sorunların da etkisiyle radikal bir karar alır. Peggy'yi annesinden kopararak Avrupa'nın (Almanya sınırlarında) çok ıssız, ormanlık bir bölgesindeki döküntü bir kulübeye götürür. James kızına, dünyanın geri kalanının tamamen yok olduğunu ve hayatta kalan tek insanların kendileri olduğunu söyler. Peggy, babasının bu büyük yalanına inanarak büyür. Baba ve kız, adını "Die Hütte" (Kulübe) koydukları bu yerde kendilerine tamamen ilkel bir düzen kurarlar. Zamanı sadece güneşin hareketleri ve mevsimlerle ölçerler. Yazları avlanıp yiyecek stoklarlar, sert kış aylarında ise donma ve açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Aradan tam dokuz yıl geçer; Peggy artık 17 yaşına gelmiştir. Bir gün ormanda dolaşırken gizemli bir şekilde bir çift bot bulur. Bu botların peşine düşmesi, babasının yıllardır kurduğu yalanlar zincirini yavaş yavaş çözmeye başlamasına neden olur. Dışarıda hâlâ yaşayan bir dünyanın ve bir annesinin olduğunu fark eden Peggy, esaretinden kurtulmak ve evine dönmek için tehlikeli bir mücadeleye girişir. Severek okudum...
Sonsuz Sayılı GünlerimizClaire Fuller · Kafka · 201551 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitap, Hasan Sabbahin dini öğretilerle fedailerinin beyinlerini nasıl yıkadığını anlatıyor. Nizamülmülk suikasti öncesi fedailere haşhaş verilerek Fedailer, Hasan Sabbahin eğittiği hurilerle süslenmiş cennet bahçelerine sokuluyorlar. Böylece Sabbahin gerçekten de elinde cennetin anahtarını tutan bir peygamber olduğuna inanıyorlar.. Eser aslında sözde dünya düzeni için dinlerin kullandığı yöntemleri ağır bir şekilde eleştiriyor. Ve kitabın en çarpıcı noktalarından birisi; erkekler askeri bir eğitimle yüceltilirken kadınlar fedailerin cennete kavuşacağı inancını pekiştirmek için huri olarak yetiştiriliyor. Yani kadınlar bu inancın bir fantezisi bir nesnesidir:) Cenneti hak eden erkeklere bir ödül olarak sunulurlar. Kitabı okuyunca Hasan Sabbahin korkulan bir suikastciden çok daha fazlası olduğu anlaşılıyor. O inancı bir hedef değil hedefe giden bir araç olarak kullanan ilk insanlardan biriydi belki de. Ve bunu o kadar detaylı ve soğukkanlı bir şekilde yaptı ki insan bugün bile hayret ediyor. Kitabı lisede falan okumuştum ama hala çoğu detay aklımda yani dili anlatimi baya sağlam. Herkes okuyabilir bence
Düşünce
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20125,9bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 127. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
"BAŞLANGIÇLAR KİTABI" "Açması veya kaldırması gerekmeyen tek bir şey vardı. Ne kadar istese de bir çekmecenin arkasına saklayabileceği bir şey değildi. O, nereye giderse gitsin kırık kalbini de yanında götürmekten başka seçeneği olmadığını biliyordu. James, dört ay önce onu terk ederken ardında yalnızca bu kırık kalbi bırakmıştı." Hepimizin her gün yanından geçip gittiğimiz, çoğu zaman fark etmediğimiz insanların iç dünyalarına dokunuyoruz eserde. Çünkü hayat bize sık sık insanların görünen yüzlerini gösteriyor; oysa asıl hikâyeler, söylenmeyen cümlelerde, gizlenen yaralarda ve sessizce taşınan yüklerde saklı. Janice'i ilk kitaptan tanıyoruz. O, evleri temizleyen bir kadın olmanın çok ötesinde, âdeta bir hikâye koleksiyoncusu. İnsanların evlerinde çalışırken onların anılarını, pişmanlıklarını, özlemlerini ve sırlarını da topluyor. Fakat bu kez dikkatimi çeken şey başkalarının hikâyeleri değil, Janice'in kendi hikâyesinden kaçışı oldu. Başkalarını dinlemek bazen kolaydır. Zor olan, kendi iç sesimizi duymaktır. Kitap boyunca Janice'in içindeki o kırılgan sessizliği hissediyoruz. Başkalarının hayatlarına tanıklık eden birinin, kendi hayatını anlatmaya neden bu kadar çekindiğini sorguluyoruz. Ve fark ediyoruz ki çoğumuz biraz Janice gibiyiz. Başkalarının hikâyelerine ilgi duyarken kendi hikâyemizi önemsiz sanıyoruz. Oysa yazarın bize fısıldadığı şey çok net: Bir insanın ne iş yaptığını bilmek, onun kim olduğunu bildiğiniz anlamına gelmez. Her insan, görünenden çok daha fazlasıdır. Her kalbin içinde anlatılmayı bekleyen sayısız sayfa vardır. "Benim anlatacak bir şeyim yok." diyenler bile aslında başlı başına bir hikâyedir. Jo Sorsby, dayısının kırtasiye dükkânına bakmak için Londra'ya taşınır. Rengârenk defterler, birbirinden güzel dolma kalemler ve sıcacık müşterilerle
Edebiyat
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma
6/10
·666 syf.··
2026 6. kitabı
Sevdiklerimin çok fazla övdüğü bu kitaba beklentim AŞIRI yüksek başladım. İlk başta yazım dili çok farklı ve orjinal geldi. Evren çok ilginç, hikaye akıyor. Benim yaşadığım en büyük sıkıntı hiçbir karakterle bağ kuramamam oldu. Tükettigim her içerikte (kitap, film, dizi vb.) ilk ihtiyaç duyduğum şey bağ kurabilecegim bir karakter. Bunun yokluğu beni biraz zorladı ne yalan söyleyeyim. Öte yandan karakterler çok ilgi çekici. Okumak cidden eğlenceliydi. Ara sıra bir senaryo okuyor gibi hissettim diyalogların yoğunluğundan. Çok fazla karakter vardı bence, o sebeple hepsi yüzeysel kalmış. Okurken bir karakterin ne kadar gereksiz olduğunu düşündüm hatta ve sonunda ölünce meh, iyi oldu deyip geçtim açıkçası. ikinci yaşadığım en büyük sorun TUM twitleri çoook önceden tahmin edebilmiş olmam. Tükettiğim şeye karşı hevesimi çok kırıyor. Cidden üzüldüm yani tahmin edebilmiş olmama. Inglorious bastards havası çok güzeldi. Film olsa çok severdim, zaten James Cameron haklarını almış çıkınca seve seve izleyeceğim çünkü yaratılan dünya cidden absürt gothic ve komik. Bu yazardan ilk kitabımdı ve araştırdığıma göre diğer yazdıklarından farklı bir kitapmış bu ve kendi fandom'ı da sevmemiş bu kitabı. Not my cup of tea diyerek 3.5/5 veriyorum
ŞeytanlarJoe Abercrombie · İthaki Yayınları · 202581 okunma