“Ben ağlamam”
dedim kendime. “Kurutamam gözyaşlarımı çünkü. Başlarsam duramam diye ağlamam. Bütün
damarlarım, kemiklerim çıkar gözpınarlarımdan. Geriye tek bir derim kalır..."
tabii bilmiyorlardı sayısını unuttuğum kadar insanın hayatını mahvettiğimi. bilmiyorlardı annemi,
babamı kahrettiğimi. bunlar bir yerlerde suç olmalı! bir yerlerde insanları hapse atıyor olmalılar,
başkalarını öldüresiye üzdükleri, derin mutsuzluklara ittikleri için. belki cinayetlerin değil ama
intiharların azmettiricileri oldukları için cezalandırılması gerekir birilerinin. ama daha keşfedilmediği için, bunu yapmış olanları saptayacak bir makine, kandaki alkole benzemediği için
kötülük, bıraktılar beni de.
bilemezlerdi ismimin Kayra ve beni hayatta tutanın ölüm olduğunu.
sorarlarsa, “ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça
verebilirim yanıtını:
“yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim
aralarından...”
üstadın ölümü doğduğunda başlamış ve dünyada görülmüş en uzun süren intihar olarak tarihe geçmiştir. bugüne kadar yaşamış insanların arasında ölümü en acılı olanıdır. çünkü yaşayarak ölmüştür. yaşayarak intihar etmiştir. yazarak. hiç durmadan. kitap yazması kendisi için fazla tehlikeli olmaya başladığında ise mektuplar yazmıştır. binlerce sayfa! sanki her biri farklı bir insanın kaleminden çıkmış binlerce mektup... bazıları silahla, bazıları siyanürle, bazıları çatılarından atlayarak. bazıları da yaşayarak! ki sonuncusu en acı veren ve en yavaşıdır. insanın canı o kadar yanar ki birkaç yıl sonra hiçbir şey hissetmemeye başlar. ama ufak bir hata, ufak bir çabuk ölüm arzusu bütün acıları yeniden başlatır. hatta beyin kabuğunu nasırlaştırmak yine yıllar ister.
üstadın intiharı ve yeryüzündeki can çekişi altmış sekiz yıl sürmüştür. ben de baharda doğdum onun gibi. yüzünü işlettim vücuduma. Kayra dışında dinlediğim tek isim. belki de dostsuzluğuma bir çare. hatta yaşasaydık aynı zamanda belki de acırdı bana, küçümserdi. hatta bir yerde, kaygılanırdı benim ve hayatım için.
ama o, Adam Smith'in ekonomi için söylediği ancak bu konuya da uyan "gizli eli" öyle bir hissediyorum ki dört kadınla yatılan aynı yatakta. öyle hissediyorum ki o kirli insan elini, Yahudi'nin, Protestan'ın para kazanma hırsında. inanılanın bu dünya dışından gelmesi gerekir beni benden alabilmesi için. ismi fark etmez. Tanrı, Allah, Jah... her neyse, benden olmamalı! bendeki çıkarcılığı, kıskançlığı, hırsı onda da gördüm mü, soğurum yazdırdıklarından. ama ben bilirim ki yine insandır onları ortaya serpiştiren. o kutsal kitaplara kanlarını karıştıran. inanırsam bir gün boyun eğerim iyiliğe. ama matbaadan çıkmış bir kitaba inanmamı beklemek, zekâmla alay etmek dışında benden insanın kötülüğünü de unutmamı beklemek olur.