Çoğunlukla, resmi kaynakların uydurduğu masallara inanmaya hazırdı, çünkü belli ki gerçekle yalan arasındaki fark ona çok şey ifade etmiyordu. Mesela, okulda öğrenmiş olduğu gibi uçakları Parti'nin icat ettiğine inanıyordu. (Winston, kendi okul çağında, yani ellilerde, Parti'nin yalnızca helikopteri icadını üstlendiğini hatırlıyordu; on iki yıl sonra, Julia okula giderken ise çoktandır uçağın icadını da kendilerine mal etmekteydi; bir nesil sonra buharlı motoru da hanesine yazardı artık.)
Bazı yönlerden Julia, Winston'dan çok daha fazla uyanıktı ve parti propagandasından daha az etkileniyordu.
...
Gelin görün ki Parti'nin öğretilerini yalnızca bir şekilde hayatına dokunduğu noktalarda sorguluyordu.
Güzel bir akşam üstü, kordonun tam ortasında, yeni yapılmış, önce T şeklini andıran daha sonra sola kıvrılmış, en uçtaki Deniz fenerini soluna almış ve ona selam duran, karşısına da körfezin diğer ucundaki Ören Burhaniye ve Ayvalık sahillerini almış, gençlerin kiminin selfie veya arkadaşlarına çektirdikleri tek kişilik sosyal medya resimlerine pano olan, kimi gençlerin olta salladığı, kimisinin ya bir sandalyede ya da benim yaptığım gibi sırtını iskelenin tahta korkuluğuna dayayarak oturup martıların denizin yüzeyine çıkmış balıkları avlamasını ve martısal sesler çıkarmasını izlediği kiminin de kız arkadaşıyla sohbet ettiği, kiminin ise kız kıza gezip dertleştiği, hatta kimi dedelerin torunlarını üzerinde gezdirdiği seyirlik bir mekan olan yeni iskelede oturmuş hem bu satırları kaleme alıyor, hem geçmişimi ve geleceğimi şimdi denen tavada ızgara yapıp bir o yanını bir öbür yanını pişiriyor, hem yakın gelecekteki planlarımı kurguluyor, en son ne zaman boş bir deftere tükenmez kalemle yazı yazdığımı hatırlamaya çalışıyor, bu sebeple yazı yazma kabiliyetimin klavye tık tıklamaktan dolayı ellerimden parmak uçlarıma geçtiğini ve ellerimin kalem tutmaktan yorulduğunu hissedemeyişime hayıflanarak, yazı yazmanın ödülünün aslında bu yorgunluktan anlaşıldığını anlayarak aydınlanışımı kutluyor, bir taraftan bu cümlenin sonu ne zaman gelecek diye merak ederken elim kırılsa da pes etmediğim için kendimi tebrik ediyor, diğer taraftan da okuyanın sabrını zorlamak yerine gördüğümü yazıp televizyon vazifesi görmeye devam mı etmeli yoksa içimden geçirdiklerimi bilmesini mi sağlamalı ikileminde bir süre kalıp sonra canım sıkılarak biraz daha devam edersem yazı yazmaya karar verdiğim ânın gelmişine geçmişine sövüp kalkıp gitmekten çekinerek cümlemi sonlandırıyorum.
Kurtuluş savaşının direniş ruhunun sembolü Çanakkale zaferinin mimarı olan tüm kahraman şehitlerimize,
Anafartalar Kahramanı
Gâzi Mustafa Kemal Atatürk
ve silah arkadaşlarının aziz ruhları için Yüce Allah'tan rahmet diler,
Türk milletinin düşman işgaline kutsal bedenlerini set edip vatan uğruna kanlarını, canlarını feda eden meçhul askerlerimize saygı ve minnetlerimi sunarım.