Öncelikle kişi başkasına değil, kendine güvenmesi gerektiğini anlamaksızın, hiçbir şey amaçlayamaz ki o yalnızdır, sonsuz sorumlulukların ortasında dünyaya terkedilmiştir, yardım alamaz, kendisi için hazırladığı amacından başka amacı yoktur, dünyada kendisi için zorladığı kaderinden başka kader yoktur.
İnsanın önünde sayısız seçeneğin olması kendini anlamsız bir varlık olarak görmesine, boş bir hayat karşısında bulması ise korkuya ve umutsuzluğa sürükleyebilir. Sartre’ın “bulantı”, Camus’un “absürd”, Kierkegaard’ın “kaygı” olarak nitelendirdiği bu durum insanı eylemden uzaklaştırmamalıdır. İnsan, sonunda öleceğini bile bile eylemeli, kendini gerçekleştirmelidir. İnsanın kendini gerçekleştirmek için her koşulda eylemde bulunması “amor fati” olarak ifade edilmektedir.
Jean-Paul Sartre’ın Varoluşçu Düşüncesinin İzlerini Modern Sinemada Aramak: Çölde Çay Filmi
Ben bağımlıları takdir ederim. Herkesin kör bir kaza kurşununa veya ani bir hastalığa kurban gitmeyi beklediği dünyada, bağımlıların yolun sonunda kendilerini neyin beklediğini bilmek gibi bir lüksü vardır.