-spoiler içerebilir-
1984 baştan sona umut vermez. bu nedenle kitabı kara ütopya olarak tanımlamak yanlış olmaz. george orwell, eserinde despotizmin egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloğa ayrılmıştır; yönetenler tek egemen güçtür. hiç kimse birbirine güvenmez. bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir. kitapta anlatılan ütopya daha çok günümüz modern dünyası ve üretim ilişkilerini yansıtmaktadır.
'geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder, şimdiyi kontrol eden geçmişi kontrol eder' sözü kitabın ana teması. öte yandan sürekli devam eden savaş, bireylerin bir yandan üretip diğer yandan bilinçlenmesini engellemek amacıyla sürdürülen danışıklı dövüş olarak sunulmaktadır çünkü bireyler üretime geçtikleri ve topluca zenginleştikleri vakit toplum içinde hiyerarşinin yok olacağı öngörülmektedir böylece yoksulluk nedeniyle gelişemeyen kitleler bu defa kendileri için düşünmeye başlayacak ardından ayrıcalıklı yönetici sınıfın gereksizliğini kavrayacaktır. bu nedenle zenginliği arttırmadan üretim çarkını döndürmenin tek yolu savaşmaktır. savaşmak dışında farklı alternatifler düşünülebilir, örneğin tarım toplumuna geçiş yapılabilir ancak bu durum, tüm dünyaya yayılmış makineleşmeyle çelişmektir. üstelik makineleşmeyen toplumlar diğer devletler tarafından yönetilmeye mahkûm olmaktadır. böylece sistem, savaşlar olduğu sürece belli bir bilinçsizlik düzeyinde devam etmekte, olası isyanların önlenmesi amaçlanmaktadır.
kitapta, yıllarca süren savaşlar sonucu dünya üç büyük devletin kontrolüne geçmiştir. bunlar okyanusya, avrasya ve doğu asya'dır. okyanusya diğer iki devletten daha güçlü durumdadır. diğer devletler hakkında hemen hemen hiçbir şey anlatılmazken, okyanusya parti tarafından yönetilmektedir. kitabın ilerleyen sayfalarında