Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal aleminde yüzerdik. Ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası olarak görünürdü bize.
Ağrı Dağı Efsanesi, doğu Anadolu efsanelerinden esinlenerek Yaşar Kemal’in kurguyu ve gerçekliği harmanladığı bir eser olarak çıkıyor karşımıza. Eser, Ağrı Dağı eteklerinde yaşayan Ahmet ve Osmanlı Paşası Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın aşklarını ve kavuşma çabalarını konu alıyor. Kitap boyunca Ağrı Dağı efsanesini, Kürt beyliklerini, Ağrı’nın coğrafyasını edebi bir dille harmanlayarak aktarıyor bize Yaşar Kemal. Bu eseri beni gerçekten çok etkiledi, soluksuz bir okuma deneyimi yaşadım. Yaşar Kemal’i okurken buram buram Anadolu’yu yaşıyormuşum gibi hissettim ve bu şekilde kendi kültürümle bağ kurmak bana o kadar iyi geldi ki yazarın diğer eserlerini de okumaya karar verdim.Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar Yaşar KemalAğrıdağı Efsanesi