En tuhaf manzaraysa, ellerinde pirinç sopalar olan üç yaşlı kadın tarafından ölümüne dövülen yaşlı gigant Thoon'du. Kadınlar, savaşa hazırlıklı gelmiş Kaderler'di. Jason dünyada eli sopalı bir grup büyükanneden daha korkunç bir manzara olmadığına karar verdi.
Ya seçmediğin hayat, senin hayatını çalmak için geri gelirse?
"Gençken her şeye nüfuz eden bir hafiflik var hayatta. Henüz ezici seçimlerin hiçbiri yapılmadığından ve hiçbir yola baş konmadığından önünüzde çatallanan yol salt, sınırsız imkândan mürekkep..."
Sahi, hayatınızdan memnun musunuz?
Peki ya geçmişte yaptığınız o tek bir kritik seçim, aslında bambaşka bir evrende tamamen farklı, muhteşem bir hayat yaşamınıza sebep olsaydı?
Blake Crouch, Karanlık Madde’de kuantum fiziğini ve paralel evrenler teorisini öyle bir kurguyla birleştiriyor ki, sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamıyorsunuz. Karısı ve oğluyla sıradan ama huzurlu bir hayat yaşayan fizik profesörü Jason Dessen, bir gece maskeli bir yabancı tarafından kaçırılıyor. Gözünü açtığında ise bildiği hiçbir şey aynı değil: Karısı onunla hiç tanışmamış, oğlu hiç doğmamış...
Ama kendisi imkânsızı başarmış, dahi bir bilim insanı!
Kitap boyunca "Hangisi rüya, hangisi gerçek?" diye sormaktan ve kendi seçimlerinizi sorgulamaktan kendinizi alamıyorsunuz. Son ana kadar düşmeyen temposuyla tam bir soluk soluğa okuma deneyimiydi!
Siz bu odaların hangisine girmeyi seçerdiniz?
Sonradan bu bir belirti sayılacak. Stella daha o zaman anlayabilmeliydi-korkuyor, Jason uyuyor. Stella‘nın korkmasına rağmen Jason uyuyor. Ancak Jason, korkmanın anlamsız olduğunu Stella görsün diye uyudugunu söyleyecekti. O sırada Stella bunu anlamamıştı.
Babanız kocaman kollarını etrafınıza dolamışken, kim sizi incitebilirdi ki? Kim küçük bir kızın kalbini kırmaya cesaret edebilirdi? Her kadın, babası ona kocaman sarılırken kendisini küçük bir kız gibi hissetmez miydi? Canavarlar gidene kadar babasının kollarında kalmak istemez miydi?