“hayaller beni şu miskin sefahat âlemlerinden sonra daha çok sarar, daha tarlı gelirdi; pişmanlık, gözyaşları, beddualar, coşkun sevinçlerle dolardım. bazen bütün varlığımı öyle baş döndürücü bir sarhoşluk, öyle dört başı mamur bir saadet kaplardı ki, kalbimde istihza duygusunun izi bile kalmazdı.”