H. Can

*Palyatif toplum aynı zamanda bir "beğendim" toplumudur da. Bir beğeni çılgınlığına kapılmıştır. Her şey beğeni kazanana kadar düzleştirilir. "Like" günümüzün imi, hatta ağrı kesicisidir. Sadece sosyal medyaya değil, kültürün bütün alanlarına hâkimdir. Sadece sanat değil, bizzat hayat instagramlanabilir olmak durumundadır; yani acı verebilecek keskin kenarlar, uçlar, çatışmalar, çelişkiler giderilmiş olmalıdır. Acının arındırıcı olduğu unutulur. Acı katartik bir etki gösterir. Beğeni kültürü katharsis** imkânından yoksundur. Bu da insanların beğeni kültürünün yüzeyi altında biriken olumluluk cürufunda boğulmasına yol açar.
Sayfa 15·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

H. Can

, bir kitap okudu
9/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2022 2. kitabı
Byung-Chul Han
8.4/10 · 4.361 okunma

H. Can

, bir kitap okudu
10/10
·746 syf.·
Beğendi
·
111 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 00:00
·
2020 2. kitabı
Arthur Schopenhauer
8.8/10 · 711 okunma
Nedir bu özgürlük dedikleri: Kölelikten, kendi kendine kıymaktan başka bir şey değil! Çünkü şöyle söyleniyor: "Senin de ihtiyaçların var, elde et onları, çünkü en varlıklı, ünlü kişiler gibi senin de hakkındır bu. Çekinme, fazlasına bile sahip olabilirsin." Günümüzün öğretisi bu işte. Özgürlüğü bu sanıyorlar. İhtiyaçları elde etmek hakkının sonucu ne olabilir? Zenginlerde yalnızlaşma, ruhsal mahvolma, yoksullarda ise hırs, cinayet. Çünkü bu hak verildi kendilerine, ama ihtiyaçlarını giderecek olanaklar gösterilmedi. Uzaklıklar kısalıyor, düşünceler bir yerden bir yere havadan iletiliyor diye insanlığın gün geçtikçe birlik olduğunu, kardeşliğin kökleştiğini iddia ediyorlar. İnsanların bu tür birlik olmasına inanmayın. Özgürlüğü ihtiyaçlarının giderilmesi diye almakla kendi yaratılışlarını bozuyorlar. Çünkü birçok anlamsız, budalaca tutkulara kapılıyor, ahmakça alışkanlıklar ediniyor, delice şeyler düşünüyorlar. Birbirlerinin kuyusunu kazarak şehvet, gösteriş için yaşarlar yalnızca. Akşam yemekleri vermek, gezintilere çıkmak arabası, rütbesi, uşakları olmak (uğruna can bile verilebilecek, onur, sevgi hiçe sayılabilecek) bir ihtiyaç kabul ediliyor... Bu ihtiyaçlarını gideremeyenlerden kendi kendini öldürenler bile var. Zengin olmayanlarda da görülüyor bu durum. Yoksul olanlardaysa çekemezlikle ihtiyaçların giderilmemesinin verdiği huzursuzluk şimdilik sarhoşlukla dizginleniyor. Ama kısa bir zaman sonra şarap yerine kan içecekler, gidiş o gidiştir. Sorarım size, böyle bir insan özgür müdür? Bir "düşünce savaşçısı" tanımıştım; cezaevinde sigaradan yoksun bırakılması öylesine acı vermiş ki ona, sigara alabilmek için gidip "düşüncesini" ele verecekmiş az kalsın; kendisi anlatmıştı bunu bana. "İnsanlık için savaşmayı göze alan ben böyleyim işte," diyordu. Ne yapabilir böyle
Sayfa 343·Kitabı okudu
Aforizmalar
"İnsanları seviyorum ama kendi kendime şaşıyorum da, diyordu: İnsanlığa olan sevgim arttığı ölçüde kişilere olan sevgim azalıyor. İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan, bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam, bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yakın olunca kişiliği onurumu eziyor, özgürlüğümü kısıtlıyor. Bir gün içinde dünyanın en iyi insanından bile nefret edebilirim: Yemeği yavaş yavaş yemesi bir kimseden nefret etmeme yeter. Başka birinden, nezlesi var, ikide bir sümkürüyor diye nefret edebilirim... Yanıma yaklaştıkları anda düşman kesiliyorum insanlara. Gelgelelim, kişilerden nefret ettiğim ölçüde insanlığa olan sevgim artıyor."
Sayfa 80 - İletişim·Kitabı okudu
Edebiyat