Nedir bu özgürlük dedikleri: Kölelikten, kendi kendine kıymaktan başka bir şey değil! Çünkü şöyle söyleniyor: "Senin de ihtiyaçların var, elde et onları, çünkü en varlıklı, ünlü kişiler gibi senin de hakkındır bu. Çekinme, fazlasına bile sahip olabilirsin." Günümüzün öğretisi bu işte. Özgürlüğü bu sanıyorlar. İhtiyaçları elde etmek hakkının sonucu ne olabilir? Zenginlerde yalnızlaşma, ruhsal mahvolma, yoksullarda ise hırs, cinayet. Çünkü bu hak verildi kendilerine, ama ihtiyaçlarını giderecek olanaklar gösterilmedi. Uzaklıklar kısalıyor, düşünceler bir yerden bir yere havadan iletiliyor diye insanlığın gün geçtikçe birlik olduğunu, kardeşliğin kökleştiğini iddia ediyorlar. İnsanların bu tür birlik olmasına inanmayın. Özgürlüğü ihtiyaçlarının giderilmesi diye almakla kendi yaratılışlarını bozuyorlar. Çünkü birçok anlamsız, budalaca tutkulara kapılıyor, ahmakça alışkanlıklar ediniyor, delice şeyler düşünüyorlar. Birbirlerinin kuyusunu kazarak şehvet, gösteriş için yaşarlar yalnızca. Akşam yemekleri vermek, gezintilere çıkmak arabası, rütbesi, uşakları olmak (uğruna can bile verilebilecek, onur, sevgi hiçe sayılabilecek) bir ihtiyaç kabul ediliyor... Bu ihtiyaçlarını gideremeyenlerden kendi kendini öldürenler bile var. Zengin olmayanlarda da görülüyor bu durum. Yoksul olanlardaysa çekemezlikle ihtiyaçların giderilmemesinin verdiği huzursuzluk şimdilik sarhoşlukla dizginleniyor. Ama kısa bir zaman sonra şarap yerine kan içecekler, gidiş o gidiştir. Sorarım size, böyle bir insan özgür müdür? Bir "düşünce savaşçısı" tanımıştım; cezaevinde sigaradan yoksun bırakılması öylesine acı vermiş ki ona, sigara alabilmek için gidip "düşüncesini" ele verecekmiş az kalsın; kendisi anlatmıştı bunu bana. "İnsanlık için savaşmayı göze alan ben böyleyim işte," diyordu. Ne yapabilir böyle