Dürüst olayım, eskiden klasik romanlara karşı bayağı önyargılıydım. "Kesin dili çok ağırdır, beni bayar, sıkılırım" diye düşünür, yanlarına bile yaklaşmazdım. Ama Victor Hugo’nun Sefiller’ini okuyunca kendime resmen kızdım; "Neden bu şaheseri okumak için bu kadar beklemişim ki?" dedim.
Anlatım o kadar akıcı ki su gibi akıp gidiyor. Daha ilk sayfalardan anlıyorsunuz olayın sadece basit bir hikaye olmadığını. Okudukça kitap sizi resmen içine çekiyor, bir bakmışsınız karakterlerle beraber yaşıyorsunuz. Hem hüzünleniyor hem de umutlanıyorsunuz.
Beni en çok etkileyen şey ise verdiği o güçlü mesaj oldu: Etrafımızdaki insanlar ne kadar kötü olursa olsun, biz izin vermedikçe ruhumuzu kirletemezler. Hatta tam tersine, insanın içindeki o inatçı iyiliğin, dünyayı değiştirecek kadar büyük olaylara, devrimlere yol açabileceğini görüyorsunuz. Jean Valjean’ın mücadelesi, içinizdeki o "insanlık" damarına dokunuyor.
Kısacası, sadece bir roman değil, tam bir hayat dersi. Bence "Klasikler sıkıcıdır" demeyin, bu kitabı mutlaka listenize ekleyin.