Kitabın konusu beni baştan çok cezbetmişti. Baba–çocuk ilişkisi, eksiklik duygusu ve kimlik arayışı üzerine kurulu bir anlatı bekliyordum. Ancak okudukça bu beklentimin karşılanmadığını fark ettim. Kitap boyunca ne olay örgüsü ne de güçlü bir duygusal bağ kurabildim.
Anlatım oldukça parçalı ve mesafeli. Yazar bilinçli olarak diyaloglardan ve yüzleşmelerden kaçınmış; fakat bu tercih bende derinlikten çok kopukluk hissi yarattı. Baba figürü sürekli hissediliyor ama ne karakterle ne de okurla gerçek bir temas kurabiliyor. Bu da hikâyenin duygusal etkisini zayıflatıyor.
Bazı kitaplar sessizliği ve eksikliği çok güçlü anlatabilir; Baba İzi ise benim için bu sessizliği yeterince hissettiremedi. Konusu güçlü olmasına rağmen, anlatımın soğukluğu karakterle bağ kurmamı engelledi. Bu nedenle kitap bittiğinde geriye kalan şey bir etki ya da duygu değil, daha çok “beklentimin karşılanmaması” oldu.
Yine de bu tamamen kişisel bir okuma deneyimi. Bu tür içsel ve mesafeli anlatıları seven okurlar için anlamlı olabilir. Ancak duygusal yoğunluk, karakterle bağ ve güçlü bir hikâye arayanlar için hayal kırıklığı yaratabilir.
Baba İziNecati Öziri · Holden Kitap · 2025712 okunma